Girişimcilerin bilmesi gereken 21 terim

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

1- Angel Investor / Business Angel / Melek Yatırımcı:
Gelecek vaat eden fakat sermaye sıkıntısı çeken girişimlere bireysel olarak hem finansman hem de bilgi birikimi ve tecrübelerini aktaran, girişimlere network anlamında da yardımcı olan kişilerdir. 
 
2- Seed Capital / Tohum Sermayesi:
Girişimcinin sahip olduğu projelerin hayata geçebilmesi için ihtiyacı olan ön sermayedir.
 
3- Crowdfunding / Kitle Fonlaması:
Girişimin ihtiyaç duyduğu finansmanın, bu girişime inanan ve yatırım yapmak isteyen bir topluluk tarafından sağlanmasına verilen isimdir.
 
4- Incubator / Kuluçka Merkezi:
Kuluçka merkezleri, yeni kurulan girişimlerin hayatta kalabilmeleri için ve yardım sağlamak amaçlı kurulan iş çevreleridir. Bu merkezler henüz başlangıç aşamasında olan girişimlere ofis, mentor ve sermaye desteğinde bulunurlar.
 
5- Venture Capital / Risk Sermayesi:
Yeni kurulmuş , risk taşıyan girişimlere yapılan finansal yatırımlardır. Çoğunlukla fikir halindeki girişimlere değil, uygulanmaya başlanmış girişimlere destek olurlar ve bu destek girişim halka açılana ( IPO ) kadar devam edebilir.

6-Private Equity / Özel Sermaye :
Oturmuş, güçlü, belirli bir pazar payı elde etmiş şirketlere yapılan yatırımlardır. Venture Capital’lerden genelde daha büyüktürler. Ayrıca VC’lere göre private equity daha uzun sürelidir, yani yatırımdan çıkış olarak adlandırabileceğimiz süre daha uzundur.

7- Business Valuation / Şirket Değerlemesi: 
Şirketin tahmini piyasa değerini gösteren işlemdir. Şirketin satışı ya da yatırım alma süreçlerinde gereklidir.
 
8- Term Sheet / Ön Protokol: 
Yatırım anlaşması ile ilgili ön sözleşme metnidir. 3 – 4 sayfada istenilenler özetlenir.
 
9- Break Even Point / Başabaş Noktası:
Gelir ve giderin eşit olduğu noktadır. Kara geçiş noktası olarak da adlandırılır.  
 
10- Return on Investment ( ROI ) / Yatırım Getirisi: 
Yaptığınız yatırımın size geri dönüşünü gösteren bir veridir.  Genelde ROI’ya göre yatırıma devam edip etmeme kararı alınır.
ROI = (Yatırımdan Gelen Kazanç – Yatırım Masrafı) / Yatırım Masrafı
 
11- Unicorn:
1 Milyar Dolarlık değerlemeye ulaşan girişime verilen isimdir.
 
12- Preferred Stock / İmtiyazlı Hisse:
Bu hisselere sahip olanlar oy hakkı, ek ödeme gibi imtiyazlara sahiptir.
 
13- Dilution :
Bir hissedarın şirketteki pay oranının azalmasına verilen isimdir.

14- Anti – Dilution:
Sermaye artırımlarında sermaye koymadan hisse oranının sabit kalmasıdır
 
15- Drag Along:
Büyük ortak hissesini satar ise küçük ortaklar da satmak zorundadır. Buna drag along denir.
 
16- Tag Along:
Büyük ortak hissesini satar ise küçük ortaklar da satışa kendi hisselerinin de dahil edilmesini isteyebilir. Bu duruma tag along denir. 
 
16- Joint Venture / Ortak Girişim:
2 ya da daha fazla tüzel kişinin bir araya gelerek, bir yatırım projesi için birlikte hareket etmek için oluşturdukları ortak işletme yapısına verilen isimdir. 
 
17- Merger / Şirket Evliliği / Birleşme:
İki firmanın, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvanla bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılmasına verilen isimdir.
 
18- Acquisition:
Bir şirketin diğer bir şirket tarafından satın alınmasına verilen isimdir.
 
19- Due Diligence / Durum Tespiti: 
Yatırımcının yatırım yapmak ya da bir şirketin başka bir şirketi satın alma sürecinde şirketi, girişimciyi, iş fikrini ve pazarı araştırma sürecine girmesi işidir. Genellikle danışmanlık firmaları tarafından yürütülür. 
 
20- Initial Public Offering ( IPO ) / Halka Arz:
İlk halka arz için kullanılan kısatlmadır. 
 
21- Exit / Çıkış: 
Girişimcinin kurmuş olduğu girişimdenen uygun zamanda çıkış yapmasına, haklarını ve hisselerini satmasına verilen isimdir.

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

Girişimcilere Tavsiyeler

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

hurriyet.com.tr’de okuduğum ve beğendiğim bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kaynak: hurriyet.com.tr ve Girişimcilik Vakfı

Girişimcilik revaçta olan bir alan. Özellikle gençler arasında bu konunun büyük ilgiyle izlendiğine şahit oluyorum. Girişimciliğe adım atarken ilk işlerden biri yatırım bulmak olduğundan, düzenli olarak girişimcilerden mailler geliyor. Kendi fikirlerini tanıtıyorlar ve yatırım konusunu açıyorlar.

Doğal olarak bana gelen girişimcilerin hepsi internet girişimcisi. Genelde ilk adım email üzerinden atılıyor. Bana gelen emaillerin hepsini cevaplıyorum. Bir bölümüyle toplantılar düzenliyorum. Muhtemelen ayda 20 tane girişimciyle buluşuyorum, konuşuyorum, tartışıyorum vs. Ve sene başından beri kendimce ufak notlar alıyorum. Onları derlemek ve paylaşmak istedim.

  • Girişimciden ilk toplantıda, ilk tanışmada benim beklediklerim:
    Toplantıya hazırlıklı gelmesi – yani fikrini tanıtmak için elinden gelen en iyi sunumu, en iyi teknolojiyi kullanması…
  • Kendi fikrinin dünyadaki örneklerini bilmesi – onların neden başarılı veya başarısız olduğuna hakim olması
  • Ortakları varsa, ilk toplantıya mutlaka ortaklarıyla gelmesi
  • Ana fikri kısa ve öz anlatması. Herkes tam bu noktada heyecanlanıyor ve ana fikri anlattıktan sonra daha neler neler yapılacağını saymaya başlıyor. Hepsi doğru olabilir ama önce ana fikrin çok net ortaya konması gerekiyor. 20 tane ek fikriniz olsun, ana fikre odaklanmadıktan sonra, sizi dinleyen insanı kaybediyorsunuz
  • Gelir modeli veya finansallar hakkında fikir sahibi olması. Internet bu konuda derya. Biraz ama sadece biraz emek sarfedince, inanılmaz güzel bloglar, örnekler ve diğer nice güzel kaynak bulabiliyorsunuz. Gelir modeli her ne kadar ön planda olmasada, sonunda bir yatırımcının en dikkatli dinleyeceği bir konu oluyor.
  • Kendini anlatması. Daha evvel neler yapmış, nelerden zevk alıyor, bu fikir nasıl kafasına yerleşmiş gibi. Bu sizi dinleyen herkes için çok ilginç bir nokta. Bu konuyu es geçmeyin.


Genel Nasihatlar (girişiminizi hayata geçirdikten sonra):

1. Herkes büyük düşünün der. Onu yapın ama adımlarınızı ilk başta ufak atın. Büyük düşünmek aynı anda büyük adım atmak değildir. Özellikle ilk adımlarınızın sağlam olması lazım.
2. Elde ettiğiniz sonuç başarının ana ölçeğidir. Ama uzun vadede bu sonuçları nasıl elde ettiğiniz gitgide daha önemli olmaya başlar. Bunu ilk günden düşünün. İleride başarılı olursanız, diğer insanların size karşı duydukları saygı sonuçların yanısıra nasıl yaptığınızla da ilgili
3. Network boyutunu göz ardı etmeyin. Ne yaptığınızı başkalarına anlatın.
4. İnternet girişimcisi olacaksanız, hergün ev ödevlerinizi yapın. Her şeyin ölçümlendiği bir dünyanın girişimcisi oluyorsunuz. Önemli olarak değerlendirdiğiniz her veriyi hergün izleyin. Internet hergün değişebilen bir dünya.
5. Kendinizi hiçbir zaman “kısa yoldan köşe dönme düşüncelerine” kaptırmayın. Başarılı olarak gördüğünüz her internet şirketinin arkasında çok büyük özveri ve doğru işi yaptıklarına dair inanç vardır.
6. Sözlerinizi tutun. Özellikle ilk başladığınızda verdiğiniz hisse paylaşım ve ortaklıkla ilgili verdiğiniz sözler tutulmadıkları zaman, size on kat zarar ve kötü enerji olarak geri döner.
7. Rakiplerinizle de iyi iletişimde olun. Onlara gerektiğinde yardımcı olun, bilgi paylaşın. Pazarı beraber büyütmeye özen gösterin. Rakiplerinize saygı duyun.
8. Ekip ruhuna uymayan çalışanlarınızdan, gerekirse ortaklarınızdan hemen ayrılın. Girişimci olmak biraz futbol oynamak gibi. Takım olarak kazanıyorsunuz, takım olarak kaybediyorsunuz.
9. Uzun vadeli hedefleri her zaman kısa vadeli hedeflerin önüne koyun. Özellikle ortaklarınız ve yatırımcılarınızla.
10. Paylaşmaktan korkmayın. Ne kadar çok paylaşırsanız, herşey o kadar büyecektir.

Kaynak: hurriyet.com.tr ve Girişimcilik Vakfı

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

GİRİŞİMCİLİK NEDİR? TÜRKİYE’NİN GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI – Doruk Aktoprak

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

Girişimci kelimesi bir şeyi yapmaya başlayan kişi anlamına gelmekte olup, girişmek fiilinden türemiştir. Tarihsel olarak baktığımızda girişimci diye Türkçe’ye çevrilen “entrepreneur” Fransızca kelime “entreprendre”den gelmektedir ve anlamı bir şey yapmaktır.

Girişimci, risk alarak yenilik veya geliştirme yapan kişidir. Diğer bir deyişle, girişimci fırsatları gözleyen ve onları bulduğunda her tür riski alarak fikrini gerçekleştirmeye çalışandır. Dolayısı ile girişimcilik için fikir üretmek, yenilik üretmek ya da bir geliştirme yapmak gerekmektedir. Bu da Türk toplumunda fazlası ile vardır. Çoğu zaman fikir üretmek aşamasında kalsa da. Ama bu sadece ilk aşamadır ve diğer aşamalara geçememekte üstümüze yoktur.

Girişimcilik de, girişimcilerin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme ve yenilik yapma süreçlerinin tümüne verilen addır. Bu yüzdendir ki hem şirket açma süreci, hem de yenilikler yapma süreci girişimcilik kapsamındadır.

Girişimcilik tanımında yenilik vardır ve bu yenilik mevcut kaynakların yeni bir birleşimini ifade eder, bir diğer deyişle:

  • yeni bir malın yada servisin üretimi, 
  • yeni bir üretim metodunun geliştirilmesi, 
  • yeni bir pazarın oluşturulması, 
  • yeni bir hammadde kaynağının bulunması ve 
  • endüstrinin yeniden yapılandırılması yeniliktir.

Eski ve/veya yeni, büyük ve/veya küçük, yavaş ve/veya hızlı büyüyen, özel ve/veya kamu şirket ve örgütlerinin başında görevde olan yöneticiler (şirket sahibi olabilir yada maaş alan profesyonel yönetici olabilir) veya örgüt çalışanları yenilikler yaptıkları zaman girişimci düşünce tarzı ve davranışı göstermiş olurlar.

Bunların dışında bir yöntemle girişimci olunamaz mı? Elbette ki olunabilir. Eskiden beri yapılan bir işi daha kaliteli, daha hızlı veya daha ucuza yapmak da girişimciliktir. Gerçi bunlarda da bir yenilik yaratma söz konusudur. Daha ucuza yapabiliyorsanız yeni bir know-how, daha kaliteli yapabiliyorsanız yeni bir standart, daha hızlı yapabiliyorsanız yeni bir süreç üretebilmişsiniz demektir. Evet bu da girişimcilik olarak değerlendirilebilir.

GİRİŞİMCİLERİN BAZI ÖZELLİKLERİ:
Hızlı düşünme, belirsizlik altında hızlı karar alma, kararlı ve azimli olma, güçlü sezgi sahibi, iyi gözlemci, hayal gücü yüksek, kaynaklara ulaşabilecek ilişkiler ağına sahip, kaynaklar arasında özellikle insan kaynaklarını iyi yönetebilen, düşünme ve muhakeme yetenekleri güçlü, çok yönlü düşünebilen, yeninin kabul edilmesini sağlayacak ikna gücüne sahip olan, iyi iletişim kuran, bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine güvenen, dayanıklı ve ısrarcı. Bir girişimcide bu özelliklerin büyük kısmı rahatlıkla gözlemlenebilir. Ama girişimcilik için sadece fikir üretebilmek yeterli değildir. Örnek olarak Zeka-Akıl ve Zeki-Akıllı arasındaki ilişki gösterilebilir.

YANLIŞ İNANIŞLAR/MİTLER
Toplumda  genel kabul gören girişimciliğe dair bazı inanışlar vardır ve bunların birçoğu gerçeği yansıtmaz.

Yanlış İnanış: Girişimci doğulur, sonradan olunmaz.
Açıklama: Bazı doğal yetenekler olabilir ama bunların ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca, girişimciliğin temelinde olan birçok yetenek, bilgi, tecrübe ve ilişki ağını yıllar içinde geliştirerek girişimcilik kapasitesi oluşturmak mümkündür. Sahip olınması gereken en önemli değer özgüven ve takım çalışmasıdır. Mutlaka başaracağım diyebilmeli ve aynı fikir ve duyguları paylaşan iş ortakları ve/veya takım arkadaşları ile destekleşilmelidir.

Yanlış İnanış: Sermaye yeni iş için en önemli girdidir.
Açıklama: Eğer yetenek ve/veya yeni fikir var ise zor da olsa sermaye bulunabilir, oysa sermaye ile yetenek ve/veya yeni fikir bulunamaz. Sermaye sadece bir araçtır. Kendi tecrübelerimden çok iyi biliyorum… Zira ben işimi Sıfır Sermaye ile kurdum.. Leasing yapmadım, banka kredisi veya borç almadım. Sadece işimi kurarken bir yandan da satış yapmaya çalıştım. Ve yaptığım ilk satışlarla şirket kuruluş masrafları ve ofis kuruluş masraflarını karşıladım. İlk aldığım iş de yurt dışından bir yazılım işiydi.

Yanlış İnanış: Herkes yeni bir iş kurabilir.
Açıklama: İş kurmak işin en kolayıdır, önemli olan şirketin devamını sağlamak, büyütmek ve kalıcı olmaktır. Girişimci için önemli olan fikrin başarılı şekilde ticarileşmesini ve/veya toplumsal faydaya dönüşmesini sağlamak ve geliştirmektir.

Yanlış İnanış: Girişimciler kumarbazdır.
Açıklama: Başarılı girişimciler tüm riskleri dikkatlice hesaplayanlardır. Ülkemizde önümüzü görmek ne kadar zor olsada, girişimcilerin risk analizi yapmaları gerekmektedir. En önemli riskiniz zamandır. Çünkü zaman en değerli şeydir. Haberleşmenin olmadığı dönemlerde birçok buluş dünyanın dörtbir köşesinde hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleşetirilmiştir. Unutmayın ki sizin düşündüğünüzü başkaları da düşünüyor. Elinizi çabuk tutmalısınız…

Yanlış İnanış: Girişimciler genç ve enerjik olmalıdır.
Açıklama: Yaş bir sınır değildir. Ama şurası bir gerçek ki gerektiğinde hayat standartından fedakarlık edemeyecek birisinin girişimci olabilmesi daha zor olabilir. Hayat standartı da yaşlandıkça vazgeçilmesi zorlaşan bir şey olduğundan girişimciliğin yaşla dolaylı da olsa bir bağlantısı var. Genel ortalama 30’lu yaşlar olmakla birlikte 60’lı yaşlarında başarılı olan birçok girişimci vardır.

Yanlış İnanış: Başarılı girişimci, iyi okul performansı gösterir.
Açıklama: Girişimcilik yaratıcılık, motivasyon, bütünsellik, liderlik, takım kurma, analitik yetenek ve belirsizliklere ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin karışımıdır. Dolayısıyla sadece okul performansı girişimcilik için gösterge olamaz. Hele hele, Lise birincilerinin üniversite sınavını kazanamadığı, üniversite birincilerinin iş bulamadığı bir ülkede, eğitim girişimcilik için hiç sağlıklı bir gösterge olamaz.

GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ

  • İşsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ekonomik büyümenin de dinamosudur.
  • Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar, ama daha önemlisi kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır.
  • Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır.

TÜRKİYE’NİN DURUMU
Ülke Gelişimi Karşılaştırması
Birleşmiş Milletler Gelişme Programı tarafından çok sayıda sosyal, ekonomik, eğitim ve politik faktörler göz önüne alınarak 2002 yılında yapılan İnsani Gelişim Endeksi’nde Türkiye, 173 ülke içinde 85’inci sıradadır. Türkiye eğitim, sağlık, gıda, kadın ve çocukların durumu ve okuryazarlık gibi göstergelerde Küba, Malezya, Libya ve Ermenistan’dan daha kötü performans göstermektedir ve Avrupa’da sadece Arnavutluk ve Moldavya’dan iyi konumdadır.

Teknoloji Karşılaştırması
2000 yılında GSMH’nın sadece % 0,6’sını Araştırma-Geliştirme’ye (Ar-Ge) harcayan Türkiye’ye karşılık, İsveç % 3,8’ini, Finlandiya % 3,3’ünü, Japonya % 3,1’ini, İsrail % 2,8’ini ve ABD % 2,7’sini harcamaktadırlar. Türkiye’yi karşılaştırdığımız ülkeler grubu içinde sadece Meksika Türkiye’den daha az kaynağı Ar-Ge’ye harcıyor. Güney Kore Türkiye’nin 4,5 katı, İrlanda ise 2,6 katı Ar-Ge’ye kaynak ayırmaktadırlar.

İnsan Kaynakları & Eğitim Karşılaştırması
Türkiye karşılaştırma yapılan ülkeler arasında % 30 ile en fazla genç nüfus (0-14 yaş grubu) oranına sahip olan iki ülkeden biridir (diğeri Meksika). Bu genç nüfusa rağmen işsizlerin çoğunluğu (% 64) 30 yaşın altındaki gençlerdir.

Türkiye, eğitim konusunda sınıfta kalmıştır, çünkü okuma yazma bilmeme oranı yüksektir ve orta ve yüksek öğretimde eğitime katılan öğrenci oranları düşüktür. Türkiye’nin kişi başına eğitime ayırdığı kaynağın neredeyse İran ve Irak’ın ayırdığı kaynağın üçte biri olduğu göz önüne alınırsa bu başarısızlığın nedeni kolaylıkla anlaşılabilir.

Finans Karşılaştırması
Türkiye’de her büyüklükteki firmanın başlıca sorunlarından biri finansmandır. Türkiye’nin toplam ulusal kredi miktarı diğer ülkelerle karşılaştırıldığında çok düşük olduğu görülmektedir.

Türkiye’de özel sektöre verilen ve bankalarca sağlanan kredilerin GSYİH içindeki payları karşılaştırma yapılan ülkeler arasında bir tek Meksika’dan iyidir.

Yenilikçi ve teknolojiye dayalı firmaların gelişmesinin arkasındaki en büyük destek olarak görülen risk sermaye sektörü, Türkiye’de henüz emekleme sürecine dahi girememiştir.

Yasal Düzenlemeler Karşılaştırması
Kamu dengesindeki bozulmaya paralel ortaya çıkan kaynak arayışı, kendini artan vergi oranları olarak göstermiş ve Türkiye, son on yıllık süre zarfında, kamu gelirlerini önemli ölçüde artırmıştır. OECD’nin yayınladığı vergi istatistiklerine bakıldığında, 1995-2000 yılları arasında OECD ülkelerinin ortalama vergi yükü %36.1’den %37.4’e yükselirken, Türkiye’de hızlı bir artış yaşanmış ve vergi yükü aynı dönemde %22.6’dan %33.4’e yükselmiştir. 2001 yılı için toplam vergi gelirlerinin GSYİH içindeki oranı ele alındığında Türkiye’nin %35.8 ile OECD (%37.4) ve AB (%41.6) ortalamalarından daha düşük vergi yüküne sahip olduğu görülmektedir. Özet olarak, Türkiye’de vergi yükü ekonomik gerekçeleri gözetmeksizin sürekli artış göstermekte, buna karşılık mükellef sayısında bir gelişme yaşanmaması yatırımcılar açısından vergi ortamını içinde yaşanabilir olmaktan uzaklaştırmaktadır. Ayrıca, bütçe açıkları süreklilik kazanmış, kayıt dışı ekonomi büyümeye devam etmiş ve vergi sisteminin bir strateji çerçevesinde yeniden yapılandırılarak orta ve uzun vadeli ekonomik ve sosyal perspektiflerle uyumlu hale getirilmesi sürekli ertelenmiştir.

Vergi öncesi kar üzerinden alınan ortalama kurumlar vergisi oranları açısından Türkiye’nin İngiltere ile aynı, ABD’den ise daha düşük vergi uyguladığı görülür. Türkiye’nin yarısı kadar kurumlar vergisi uygulayan İrlanda ve Hong Kong, şirket karlarından en az vergi alınan ülkelerdir. Gelir vergisi oranlarına gelince, kişi başına GSYİH’nın %28’inin vergi olarak ödendiği Türkiye, gelir vergisi uygulamayan Çin ve Hindistan’ın birinci olduğu sıralamada, 49 ülke arasında 40’ıncıdır. Türkiye’nin dolaylı vergiler yükü de OECD ve AB ülkelerine nispeten yüksektir. İşverenin zorunlu sosyal sigorta payına katkısının kişi başı GSYİH açısından Türkiye, bu oranın uygulanmadığı Çin ve Hindistan’ın 1. olduğu sıralamada, 49 ülke arasında 33’üncüdür.

Türkiye, çalışma yasaları, şirketlere yönelik mevzuatlarda yaşanan sorunlar ve bürokratik engeller yüzünden iş ve yatırım yapmaya uygunluk açısından kötü bir performansa sahiptir. İş ve yatırım yapmaya uygunluğu ölçen birçok istatistik çalışmasında Türkiye oldukça kötü bir performans göstermektedir. Örneğin, Ekonomist dergisinin endeksinde, 1996-2000 döneminde 60 ülke arasında yapılan iş ve yatırım yapmaya uygunluk değerlendirmesinde Türkiye 42’nci olmuştur. Bu oranın 2001-05 için yapılan tahmini senaryoda 46’ncılığa gerileyeceği tahmin edilmektedir. Benzer bir çalışma yapan Birleşmiş Milletler Ticaret ve Gelişme İşbirliği kurumunun endeksinde 1988-90 döneminde 112 ülke arasında 71’inci sırada olan Türkiye, 1998-2000 döneminde 137 ülke arasında 122’nci olmuştur. Bu endeksin ilk altı ülkesi sırasıyla şunlardır: Belçika, Lüksemburg, Hong Kong, İrlanda, İsveç ve Hollanda.

GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI
Uluslararası girişimcilik endeksinde kullanılan 100 yetişkin içinde şirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye 29 ülkeden daha az sayıda girişimciye sahiptir. Türkiye’de her 100 yetişkin içinde şirket kuran sayısı 4,6 iken bu sayı Meksika’da 18,7, İrlanda’da 12 ve ABD’nde 11,7’dir.

Yeni kurulan şirket sayıları açısından da Türkiye kötü bir performans göstermektedir. OECD üye ülkelerinde yeni kurulan işyerlerinin tüm işletmeler içinde oranı % 11-17, kapanan işyerlerinin oranı da % 9-14 arasında değişmekteyken, Türkiye’de bu oranlar sırasıyla % 3,5 ve % 0,9’dur.

Türkiye nüfusunun önemli bir girişimci potansiyeli olan kadınlar ve gençler girişimci olarak değerlendirilememektedir. Tüm işverenler arasında kadınların oranı % 3,3 gibi oldukça düşük bir orandır ve 30 yaşın altında bulunan gençlerin % 64’ü işsizdir.

Girişimci sayısıyla ilgili ilginç bir bulgu, girişimci erkek ve kadınların oranlarıdır. Çıkış ve inişlere rağmen, kendi hesabına çalışan kadınlar toplam kendi hesabına çalışanların % 10’u civarındadır. Tüm işverenler içinde kadınların oranı ise % 3,3 gibi çok düşük bir orandır. Hem işverenleri, hem de kendi hesabına çalışanları girişimci diye düşünürsek Türkiye’de erkek girişimciler, kadın girişimcilerin 7 katıdır. Girişimciyi sadece işveren olarak tanımlayan uluslararası bir çalışmada bulunan 29 ülke sonuçlarına göre ise erkek girişimcilerin kadın girişimcilerin iki misli olduğu saptanmıştır. Bu tanıma göre Türkiye’de erkek girişimciler kadın girişimcilerin 29 katıdır.

Türkiye genelinden şehirlerin girişimcilik performansına inildiğinde ise girişimcilik performansı en gelişkin olan illerin sadece İstanbul ve Kocaeli olduğu görülmektedir.

BİZE DÜŞEN GÖREVLER NELER?
Bu analizlerden yola çıkarak, Türkiye’de girişimciliğin geliştirilmesi için yapılması gerekenlerden bazıları aşağıdaki ana başlıklarda özetlenebilir:
1. Girişimcilik ile ilgili açık ve net bir vizyon oluşturulmalı, buna bağlı stratejiler geliştirildikten sonra hükümet programlarında öncelikli olarak yer almalıdır.
2. Şirket kuruluşu, işleyişi ve kapanışına ait bürokratik engeller azaltılmalıdır.
3. Vergi işlemleri kolaylaştırılmalıdır.
4. Teknoloji transferinin başarılı biçimde gerçekleşmesini sağlayacak örgütler oluşturulmalıdır. Yeni teknoloji kullanımı yatırım tutarı ne olursa olsun vergilerden yatırım indirimi yapılarak teşvik edilmeli.
5. KOBİ’lere verilen krediler artırılmalıdır.
6. Finansman seçenekleri artırılmalı leasing teşvik edilmeli ve risk sermaye sektörü kurulmalıdır, desteklenmelidir.
7. Girişimciler ve girişimciliği destekleyen kuruluşların oluşturduğu platformlar/ girişimci ağları kurulmalı ve bu platformlar aracılığıyla koordinasyon sağlanmalıdır.
8. Girişimciliğin desteklendiği bir kültürel ortamın yaratılması için topluma olan katkısı ve ekonomik büyümedeki önemli rolünün anlatılması gerekmektedir.
9. Teknolojik girişimcilik başta olmak üzere her tür girişimcilik performansı düzenli olarak ülke çapında ölçülmeli ve uluslararası ekonomilerle karşılaştırmalıdır. Dış ticaret mevzuatına teknoloji ihracatı için yeni eklemeler yapılmalıdır.
10. Eğitime yapılan yatırım artırılmalı, girişimci eğitim merkezlerine destek verilmelidir.
11. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı, kayıt dışı ekonomi kayıtlı hale getirilmelidir.
12. Büyük küpürlü paralar tedavülden kaldırılmalı (Prof. Dr. Osman Altuğ’un projesi), kredi kartı ve EFT ile ödeme özendirilmelidir.
13. Girişimcileri teşvik edecek bir ortam için kamu borçlarının azaltıldığı, yolsuzlukların engellendiği ve faiz ve enflasyonun düşürüldüğü bir ortam yaratılmalıdır.
14. Politik süreklilik ve istikrar sağlanmalıdır.
Yapılması gerekenler listesinde belirtilen ilk 10 madde doğrudan girişimciliğe etkisi olacak önlemler ve önerileri içermektedir. Son 4 madde ise ülke genelinde yapılması gereken çok genel önermelerdir. Fakat unutmamak gerekir ki, genel ülke altyapısı güçlendirilmeden girişimcilik ile ilgili yapılan faaliyetler ve iyileştirmeler bir sonuç vermeyecektir.

Ekonomik büyümeyi başaran ülkeler incelendiğinde görüldüğü gibi, endüstriyel yapının iyileştirilmesi, rekabet gücünün artırılması, ekonomik büyümenin hızlandırılması, istihdamın artması ve gelir düzeyinin iyileştirilmesi için ekonomik yapının girişimci ve yenilikçi olması gerekir. Bu yüzden, ekonomik canlanmayı sağlamak ve sık sık sürüklendiği krizlerden kurtulmak için Türkiye’nin günü kurtaran geçici çözümler değil uzun vadeli bir çıkış yolu bulması gerekir ve bu yol girişimcilikten geçmektedir.

Doruk Aktoprak

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

Dot.com sektöründe herkese yer var! – Doruk Aktoprak

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube

Ekonominin artık çığırından çıkmış bir şekilde bilgisayarlar ve özellikle de internet tarafından işgal edildiği bir çağda yaşıyoruz. Bir çoğumuz bu gelişmeleri elimizden geldiğince takip etmeye çalışıyor, bir kısmımız da treni kaçırdık düşüncesiyle hiç bulaşmamak en iyisidir diye düşünüyor. Şurası bir gerçek ki İnternetsiz yaşanamayacağı gerçeği ayak uyduramayanları yutacak ve gelişerek yoluna devam edecektir.

Ekonominin artık çığırından çıkmış bir şekilde bilgisayarlar ve özellikle de internet tarafından işgal edildiği bir çağda yaşıyoruz.

Bir çoğumuz bu gelişmeleri elimizden geldiğince takip etmeye çalışıyor, bir kısmımız da treni kaçırdık düşüncesiyle hiç bulaşmamak en iyisidir diye düşünüyor.  Şurası bir gerçek ki İnternetsiz yaşanamayacağı gerçeği ayak uyduramayanları yutacak ve gelişerek yoluna devam edecektir.

Tüm bu gelişmeler hepimizi işlerimizi İnternet üzerinden yapmanın fırsatlarını araştırmaya itiyor. Bütün sektörlerde yaşanan bu gelişme bilgi teknolojisiyle ilgilenenleri, bilgisayarla yatıp kalkanları birçok pozisyon için ön sıralara geçiriyor gibi gözüküyor.

Peki İnternet gerçekten de bilgisayar programı yapamayan, bir HTML kodu bile yazamayanların, C++, SQL ya da Java bilmeyenlerin açıkta kalacağı bir dünyaya doğru mu götürüyor bizi? İlk bakışta görünen bu olsa da işin gerçeği geleneksel yöneticilik deneyiminin her zaman gözde olduğu yolunda. Eğer ki sağlam bir yöneticilik, pazarlama ya da insan kaynakları temeliniz varsa iş dünyasında her zaman sizin için ayrılmış bir yer olacaktır. Fakat tüm bilgi ve birikimlerinizi İnternet ve Bilgisayardaki gelişmelerle bütünleştirerek yola devam etmeniz gerekmektedir.

Bu konuda sektörün öncülerinden olan başkaları da aynı şeyi düşünüyor. Mesela “Geleneksel yöneticilik tecrübeleri eğer biraz İnternet bilgisiyle birleşirse ortaya İnternet sektörüne çok gerekli olan tecrübe eksikliğini kapatacak yöneticiler çıkacaktır.” diyor, New York’ta kurulu olan Network ve İnternet konularında hizmet veren Vault.com’un kurucu ortaklarından olan Mark Oldham. “Bize yapılan başvurularda gözönünde tuttuğumuz en önemli şey heyecan. Yaptığımız işle ilgili ne kadar heyecan duyuyorlar? İnternetin yaptığımız işi ne kadar geliştirebileceğini ne kadar algılayabiliyorlar? Yeniliklere ne kadar açıklar?” diyor ve ekliyor “Eğer ki bu sorulara yanıtları evetse IT sektöründe tecrübeniz olmasa da Yeni Ekonomik düzende başarı elde etme şansınız çok yüksek. Örneğin Vault.com şirketinin üst düzey yönetici kadrosunu incelediğimizde şöyle bir sonuçla karşılaşıyoruz ki bu kişiler şirketimize girdiklerinde internet ve bilgisayar konusunda bilgileri ya yoktu ya da çok çok sınırlıydı.”

Gelelim şirketlerin sizden neler beklediklerine.İşinizi garanti almak için aşağıdaki özelliklerin sizde olduğunu işverenlere mutlaka hissettirin.Maddeler halinde sıralayacak olursak:

Şirketle için ne kadar farklı alternatifler altında çalışabileceğiniz önemlidir. Yeni ekonomik düzende şirketler sizin ne kadar farklı şapkalar giyebileceğinizi çok önemserler.

Bir prima-donna olmadığınızı unutmayın. Yeni ekonomide şirketler başrol oyuncularına ihtiyaç duymuyorlar. O yüzden ne kadar büyük bir ofisiniz olacağı gibi soruları aklınızdan bile geçirmeyin.

İsminizin başına gelecek sıfatlara çok fazla takılmayın. Dot.com şirketlerde hiyerarşi çok da önemli değildir. Şirketler çalışanlarından spesifik bir alanda değil her alanda faydalanmak isterler.

Spor kıyafetler içinde her zaman daha rahatsınızdır. Yeni ekonomide şirketler sizin rahat ortamlarda çalışmanızı sağlarlar. İlk günkü görüşmeye resmi kıyafetle gidebilirsiniz ama devamında en kısa sürede ceket ve kravattan kurtulacağınıza emin olun. Bu rahatlık çalışma saatlerinde de kendini gösterir. Şirketler sizden esnek çalışma saatlerine uyum göstermenizi beklerler; bu bazen 12 saatlik çalışmaları getirse de.

Risk alabilecek insanlar bu sektörde her zaman talep görür. Görüşme sırasında geçmişte aldığınız risklerle ilgili anlattıklarınız önünüze çok fazla risk alma şansı çıkmamış bile olsa size artı puan getirecektir. İnternet şirketlerinin istediği belirsiz zeminlerde risk altına girebilecek insanlarla çalışmaktır.

Bir kere internet dünyasına girdikten sonra sakın iş tecrübeniz yok diye gözünüzü korkutmayın. Bu sektörde 2 yıllık bir tecrübeye sahip insanlar çok kıdemli olarak görülür ki bir şeklide işin ucundan tuttuktan sonra kendinize güvenmemeniz için hiçbir sebep yok demektir. Ve son olarak geceler boyunca bilgisayar kurslarında kafa patlatmayı düşünmeyin bile. Onun yerine yeni trendlerin neler olduğuyla ve teknolojinin daha neler yapabileceğini düşünün bu yeterli.

Doruk Aktoprak

Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube