Mobbing, Ters Mobbing, Sosyal Kabadayılık

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Mobbing ve Ters Mobbing: her ikisi de işletmelerde takım uyumunu bozan, huzurlu ve verimli çalışmayı engelleyen, yeteri kadar önem verilmeyen ve farkındalık gerektiren, düzeltici ve önleyici çalışmalar yapmamızı gerektiren eylemlerdir. Yöneticilerin ve patronların hep güçlü olduğu varsayıldığından bugüne kadar mobbing daha fazla konuşulmuş ve ön planda olmuştur. Bense fazla konuşulmadığı için diğeri kadar önemli hale gelen ve oldukça sık rastlanılan Ters Mobbinge değinmek istiyorum.

Mobbing, bir veya birden çok kişinin, başka bir kişiye yada gruba “Sosyal Kabadayılık” yapmasıdır. Yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör yaratmak için yapılır. Daha güçlü olan kişi yada grubun hedef olarak seçilen kişi yada grubun işini zorlaştırmak ve iş yaşamından dışlamak için uyguladığı sistematik psikolojik baskıdır.

Ters Mobbing (Reverse Mobbing) ise bir astın veya bir grup çalışanın yöneticilerine veya patronlarına, kasıtlı olarak, açıkça ya da gizliden gizliye haksız bir takım eylemler içinde olmaları “Sosyal Kabadayılık” yapmalarıdır. Bu eylemler, psikolojik tacizde bulunma, topluca işten ayrılmakla tehdit etme, işten ayrılmaksızın yöneticilerinin hiyerarşik pozisyonunu bozmaya çalışma gibi yıldırma eylemleridir. Ters mobbinge, kişisel anlaşmazlık, kimyasal uyumsuzluk, ayak kaydırma ve yükselme isteği, sonradan gelene karşı kendi çöplüğünü işaretleme, lobicilik veya yapılan mobbinge cevaben başvurulduğu gözlenebilir.

Ters mobbingin uygulanmasında en yaygın olarak astların üstlerine gerçekleştirdiği eylemler şunlardır; işleri yavaşlatma, sabote etme, talimatlara uymama, kasti olarak yanlış işlem yapma, işlerini ve görevlerini unutma, yanlış bilgi verme, bildiği halde bilgi vermeme, sorulduğu halde bilgiyi saklama, gördüğü ve duyduğu halde görmemiş ve duymamış gibi yapma, yöneticisi hakkında dedikodu yapma ve asılsız dedikodu çıkartma, yöneticisinin sözünü kesme, yöneticinin verdiği işleri kabul etmeme, farklı bahaneler üretme, işlerinin yoğunluğundan yakınarak işi üstüne almama, jest ve bakışlarla ilişkiyi kesme, bulunduğu ortamda yöneticiyi yok sayma ve sanki yokmuş gibi davranma ve yöneticinin yaptığı işi sürekli eleştirme ve benzeri eylemler.

Mobbing ve Ters Mobbing uygulayanlarda şu özellikler tespit edilmiş: aşırı denetleyici, korkak, nevrotik, bulunduğu alanı sonradan gelenlere karşı kendi çöplüğü olarak gören, güç ve iktidar açlığı olan, kıskanç, şişirilmiş benmerkezcilik duygusuna sahip, kendine aşık narsist bir kişiliğe sahip, antipatik özellikler taşıyan, düşmanlıktan hoşlanan, can sıkıntısı içinde zevk arayışında olan, önyüzde gözükenin aksine bastırılmış ikincil bir kötü kişiliğe sahip, kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurmaktan çekinmeyen, çocuklukta travma yaşamış, ailesi tarafından bencil ve şımarık yetiştirilmiş ve benzeri özellikler.

Mobbing ve Ters Mobbing işyerinde dikkatleri dağıttığından için iş verimliliğini çok kötü etkiler, çalışanların iş tatminini azaltır. Mobbing ve Ters Mobbing yapmayın, yapanları aranızda tutmayın!

Özellikle yöneticiler olarak görevin büyüğü bizlere düşüyor. İşyerlerimizde verimli bir çalışma ortamı yaratabilmek için her iki kötü davranışın da farkında olmamız ve mümkünse bu tür eylemlere daha başlangıç safhasında engel olmamız gerekmektedir. Bu tür eylemlerde bulunan çalışanları ve yöneticileri de tespit etmek, düzeltici ve önleyici işlem yapılmasını sağlamak gerekmektedir.

Herkese huzurlu bir çalışma ortamı ve verimli çalışmalar dilerim.

Sevgi ve saygılarımla,
Doruk Aktoprak

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

İyi bir yöneticinin özellikleri nelerdir? Nasıl iyi bir yönetici olunur?

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

İyi bir yönetici, işletme hedeflerine ulaşmak için plan yapan, bu plana uygun taktikler geliştiren, plana göre ekibini seçen ve örgütleyen, ekibin birbiriyle uyum içinde çalışmasını sağlayan, eldeki tüm kaynakları doğru hedeflere yönlendiren, doğru işin yapılmasını sağlayan, kendini ve ekibini sürekli geliştiren, ekibine mentörlük ve koçluk yapan yetki ve sorumlulukları tanımlı profesyoneldir.

iyi-yonetici-nasil-olur-2İyi bir yönetici gerektiğinde çalışanları gerektiğinde üst yönetimi yada patronları temsil edebilmelidir. Ast ve üstlerini empati yapmaya teşvik edebilmelidir.

İyi bir yönetici, hedefleri önceden planlayabilen, eleştirel düşünce yapısına sahip, çalışanlarını dinleyen, zamanını doğru şekilde yönetebilen, ekibinin motivasyonunu kırmadan yeterli geri bildirim verebilen, çalışanlarını motive edebilen, iyi bir mentördür.

İyi bir yöneticide, planlama, örgütleme, yönlendirme, eşgüdüm, liderlik, denetim, yenilikçilik, gelişime açıklık, mentörlük ve koçluk becerileri olması gerekir.

Tüm yöneticilerin iyi yada kötü yaptığı işlerin toplamına yöneticilik denir.

“Bütün bunları sen yapabiliyor musun da buraya yazdın?” diyebilirsiniz. Haklısınız… Elbetteki ben de mükemmel bir yönetici değilim. Ama neyin nasıl olması gerektiğini az çok biliyorum. Yorumlarınıza ve görüşlerinize de açığım. Yeteneklerimin ve eksikliklerimin farkındayım.

Deneme yazım bu kadar beğeni aldığına ve paylaşıldığına göre demek ki önemli bir konuya değinmişim. Ne mutlu 🙂

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

OSVR geliştirilmiş sanal gerçeklik başlığını ekim ayında piyasaya sürecek

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

osvr-leap-motion-260315Razer destekli sanal gerçeklik platformu OSVR, “hacker geliştirme kiti” olarak adlandırdığı sanal gerçeklik başlığının yeni sürümünü önümüzdeki ay yayınlayacak. Yenilenen geliştirme kiti, mercek ve ekranda yapılan iyileştirmeleri beraberinde getiriyor. OSVR HDK’nın 1.3 sürümü ekim ayının ilk gününde ön siparişe çıkacak. Sevkiyatlar da yine ekim ayı içinde başlayacak.

Bir önceki OSVR sürümü halihazırda ABD’de 299 dolardan satılıyor. Daha eski sürümlerin fiyat etiketindeyse 199 dolar yazıyor. Geçtiğimiz ocak ayında CES 2015’te duyurulan ilk OSVR gelişim kiti, HTC Vive veya tamamlanmış Oculus Rift gibi üst sınıf sanal gerçeklik başlıkları yerine Rift’in ilk sürümleriyle rekabet edecek ve oyun ya da aksesuar testinde işe yarayacak bir ürün imajı çiziyor.

OSVR’ın ilk sürümlerinin pozisyonel takip gibi bazı önemli özellikler olmadan dağıtılması da, bu imajı doğrular nitelikte. Ancak sonrasında bu özelliğin güncellemeyle sanal gerçeklik başlığına eklendiğini belirtmekte fayda var.

OSVR’ın standardının dünya çapında sanal gerçeklik donanımı ve yazılımı konusunda daha iyi bir destek sağlaması bekleniyor. OSVR, bu amaç doğrultusunda çoğunluğunu küçük ve bağımsız oyun şirketlerinin oluşturduğu 200’den fazla iş ortağıyla birlikte çalışıyor. Ubisoft, Unity ve hareketle kontrol konusunda uzmanlaşan Leap Motion gibi şirketler de OSVR’ın iş ortakları arasında bulunuyor. OSVR HDK’nın şu an için son kullanıcıya yönelik sanal gerçeklik başlıkları için bir alternatif teşkil etmediğini de vurgulamak gerekiyor.

Kaynak: The Verge

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Canon’dan 250 megapiksellik görüntü sensörü

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Megapiksel savaşları Japon kamera devi Canon’un duyurusunu yaptığı baş döndürücü çözünürlükteki yeni sensörle yeni bir boyut kazandı.

19580 x 12600 piksel, kabaca 250 megapiksel çözünürlükteki APS-H CMOS sensör çözünürlük değerliyle dünya rekorunu ele geçiriyor. Canon’un söylediğine göre, bu sensör sayesinde 18 kilometre uzaklıktaki bir uçağın üstünde bulunan harfleri ayırt etmek mümkün oluyor.

APS-H sensör, APS-C’ye göre biraz daha büyük, ancak full-frame sensörden daha küçük. Bu tip sensörler öncelikle Canon’un emektar EOS-1D serisi DSLR makinelerinde kullanılıyor.

Sensörün saniyede 1.25 milyar piksellik işaret okuma hızı bulunuyor. Canon’un söylediğine göre, yüksek piksel sayısına rağmen iyi bir gürültü performansı da mevcut. Fotoğraf çekiminin yanı sıra, bu sensör çok yüksek çözünürlükte video çekimi için de kullanılabiliyor. Saniyede beş kare hızında, 4K’dan 30 kat daha yüksek keskinlikte video çekimi gerçekleştirebiliyor.

Canon bu teknolojinin takip ve suç önleme araçlarında, ultra yüksek çözünürlüklü ölçüm ekipmanlarında ve diğer endüstriyel aletlerde, ayrıca görsel ifade alanında kullanılabileceğini belirtiyor.

canon-logo-070915 Canon'dan 250 megapiksellik görüntü sensörüCanon’un 250 megapiksellik aşırı yüksek çözünürlüklü sensörünün DSLR makinelere hemen girmesi beklenmiyor. Ancak duyuru, sensör teknolojisinin gelişimini sürdürdüğünü gösteriyor. Canon 2010 yılında 120 megapiksel APS-H sensörünün duyurusunu yapmıştı. O zamanlar bu yıl çıkan 50 megapiksel çözünürlüklü EOS 5DS hayal bile edilemiyordu.

Kaynak: Canon

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Hack Trick Conf 6-7-8 Eylül’de Sabancı Üniversitesi’nde gerçekleşti

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

EMEA bölgesinde düzenlenen en büyük güvenlik organizasyonu olması beklenen Hacktrick, seminerler, eğitimler, CTF’ler ve yarışmalardan oluşan geniş çaplı bir güvenlik etkinliğidir. Türkiye’nin en saygın, kar amacı gütmeyen bilgi güvenliği topluluğu Octosec tarafından düzenlenen Hacktrick’in, tüm güvenlik meraklılarının ortak buluşma noktası olması bekleniyor.

Hacktrick, zeka, eğlence, heyecan ve biraz da mücadele ortamı oluşturuken pratik ve teorik güvenlik çalışmalarını da katılımcılarla paylaşmak üzere organize edilmiş bir etkinliktir. Geçen yıl 650 kişinin katılımıyla düzenlenen Hacktrick bu yılki hedefini, 1000’in üstünde katılımcıyı ağırlayarak bölgenin en büyük güvenlik organizasyonu olmak olarak belirledi.

http://www.hacktrickconf.com/tr/

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Şükret, Mutlu Ol

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

GİZEM SEVİNÇ SELVİ / HABERTÜRK PAZAR 

Batı dünyası “şükretmeyi” yeniden keşfediyor. Bu trend dahilinde piyasaya sayısız kitap, film ve uygulama çıkıyor. Ama bu kadar tantanaya gerek yok; zira hayatta mutlu olmanın sırrı sadece elinin altındakileri görebilmek…Baştan belirteyim, bu kesinlikle “Gerçekten yeni bir çoraba ihtiyacınız var mı?” diyerek edebiyat parçalayan bir yazı olmayacak. Evet, çoraba ihtiyacınız olmayabilir ama yenisini almanın ne kadar eğlenceli olduğu da tartışılmaz. Gelin görün ki her şeye rağmen bir şeyler ters gidiyor. Kabul edelim, mutsuzuz. Üstelik işten çıkıp koştura koştura gittiğimiz yoga seanslarına ve kaç çift olduğunu unuttuğumuz ayakkabılarımıza rağmen mutsuzuz. Eminim nedenini siz de sorguluyorsunuzdur ve raflarınız alıp alıp okumadığınız, okusanız da pek bir şey anlamadığınız kişisel gelişim kitaplarıyla dolup taşıyordur. Peki gerçekten derdimiz ne? Para mı? Sevgili mi? Eş mi? İş mi? Ya bunlar varken bile mutsuzsak?

ŞENLİĞİ KAYBETTİK

İngiliz yazar Anna Hart’a göre yanıt çok basit: “Şükürsüzlükten!” Hart’a hak vermemek zor. En son hayatınızda olan neyi kutladınız mesela? Hatırlıyor musunuz? Bakın Osho “Meditasyon, Kutlama Sanatı” kitabında neler demiş: “Şenlik, boyutu anlaşılması gereken en önemli şeydir ama biz onu tamamen kaybettik. Şenlik derken, anbean size gelen her şeyin keyfini çıkarma kapasitesinden söz ediyorum… Eğlenirken bile eğlenmiyors, bunun keyfini çıkarmıyorsunuz. Zaten kazanmak için oynayınca oyun bir işe dönüşüyor; o zaman sadece sonuç önemli oluyor.”

ŞÜKREDENLERİN MODU YÜKSEK!

Aslında bu “zihin” edebiyatına da karşıyım ama sanırım Osho haklı. Bu noktada American Psychological Association’ın (APA) geçtiğimiz nisanda yaptığı araştırma dikkate değer. Bulgular kısaca şöyle: Sahip olduklarına şükredenlerin “modu” her daim çok daha yüksek, uykuları çok daha düzenli ve kendilerini yorgun hissetme oranları gözle görülür biçimde daha düşük. Aslında bu meselenin ayak seslerini uzun zamandır duyuyoruz. Julia Roberts’ın yediği, dua ettiği, üstüne Javier Bardem’ine kavuştuğu günleri unutmuş olamazsınız (“Ye, Dua Et, Sev”i mutlaka izleyin). Bunun üzerine “anı yaşa” mottolu kitapların, filmlerin pazarı nasıl parsellediğini de! Sadece Apple Store’da 163 ayrı şükretme uygulaması var. Amazon’da “gratitude” (şükran) diye arama yaptığınızda karşınıza 20 bin 451 doküman yığılıyor. Janice Kaplan’ın şükrederek yaşama kabilinden kaleme aldığı “The Gratitude Diaries”, İngiltere’de yılın en popüler kitaplarından biri oldu. Tüm bu mutluluk projeleri rafların en önünde yok sattı.

ÖNCE YAŞAYIN 

Ama cilt cilt kitap okumak, sizi daha mutlu bir insan yapmıyor. Zira bu kitapların şöyle bir handikabı var; okurken her şey muazzam ama kitap biter bitmez elimiz depresyon hırkası arıyor! Anne Hart ise “Ama ilginçtir, nelere şükrettiğinize dair aldığınız 1-2 satır notun hayatınızı değiştirmesi mümkün olabilir” diyor. Okuyun, öğrenin, deneyimleyin ama yanıtı kitaplarda ararken kendi hayatınızda ne olup bittiğini kaçırmayın; yani önce yaşayın! Bu arada celebrity güruhu da “şükür trendi”nden nasibini alıyor elbette. Son zamanlarda ünlülerin demeçlerinde en çok kullandıkları kelime “thankful” (müteşekkir) olabilir. Jennifer Lopez’in, Justin Bieber’ın ya da Katy Perry’nin twit’leri ve Instagram postları #blessed (mübarek) ve #grateful’dan (minnettar) geçilmiyor.

İYİ Kİ HAYATIMDA
Tabii dijital âlem de geri kalmıyor. Mesela, İngiliz Carla White tarafından hayata geçirilmiş bir tür “şükür günlüğü” olarak çalışan “Bliss” adlı uygulamayı yüklediğinizde karşınıza çeşitli boşluk doldurma soruları geliyor. Bunlardan ilki: “‘İyi ki hayatımda dediğiniz birini seçin.” Bu kişi ailenizden ya da çevrenizden herhangi biri olabilir. Ardından neden bunun için mutlu olduğunuza dair bir küçük paragraf yazmanız isteniyor. Sonra her gün, o gün için minnet duyduğunuz 5 maddeyi listeliyorsunuz.

Uygulamayı ben de yükledim, denedim. Ve hiç beklemediğim şekilde memnun kaldım! Şöyle anlatayım; belki de “Bliss” olmasa, annem bana borç verdiği için minnet duymak aklımın ucundan geçmeyecekti. Yani birkaç günlük deneyimimle söyleyebilirim ki işe yarıyor. Unutmanıza imkân da vermiyor, “Haydi, bugünün 5 maddesi” gibi uyarılarla kendini her gün hatırlatıyor. İsterseniz bu maddeleri Instagram’a post’layabiliyorsunuz ayrıca. Ama bana sorarsanız böylesi, yemek paylaşımlarından bile daha büyük görgüsüzlük. Yine de siz bilirsiniz, neticede herkesin şükürü, Instagram’ı kendine!

Her gün kendine hatırlat

Carla White’ın hikâyesi öyle vurucu ki, bize şükretmenin ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırlatıyor. Bu aplikasyon nasıl ortaya çıktı dersiniz? White, “Bundan birkaç yıl önce babamı kaybettim, ardından iflas ettim ve büyük bir depresyon geçirdim” diye başlıyor anlatmaya. “Kişisel gelişim kitapları okumaya çalışsam da başaramadım, sonunu getiremiyordum. Sonra hergün birkaç dakikamı ayırarak bir şükran günlüğü tutabileceğimi düşündüm.” Devamında yalnızca 2 ay içinde nasıl da toparlanmaya başladığını, yavaş yavaş sağlığına kavuştuğunu ve yeni iş fırsatlarına göz atmaya başladığını sıralıyor. Bunun için yaptığı tek şey, elinin altında olanları her gün kendisine hatırlatmak olmuş.

Evren size her gün mucizeler hazırlar

“Masat Terapi” kitabının yazarı, Türkiye’de yaşayan Judith Malika Liberman’la “şükretmek” hakkında konuşma fırsatım oldu ve şöyle güzel bir hikâye anlattı. Paylaşmasam olmaz: “Geçtiğimiz hafta Tiyatro Medresesi’nde düzenlediğim atölyede katılımcılarla ‘Gizli Melek’ adlı bir oyun oynadık. Basit bir oyun aslında; küçük bir kura çekiyoruz ve ismini çektiğiniz katılımcıyı 1 hafta boyunca gözlemleyip onun gizli meleği oluyorsunuz. Bu bir yüreklendirme cümlesiyle de olabilir, gününü güzelleştirecek küçük bir detayla da… Atölyenin sonunda katılımcılardan Ebru yanıma gelip ne dedi biliyor musun? ‘Bu hafta meleğimden gelen her kahve ya da sarılma sonrası inanılmaz bir şükür duygusu kapladı içimi. Çünkü görüldüğümü ve desteklendiğimi hissettim. Bunun üzerine gerçek hayatta da hiçbir şeyin farklı olmadığını fark ettim.” Bu kadarı biraz fazla naif görünse de Ebru’nun Liberman’a anlattıkları şöyle: “Aslında her gün kafede birileri bana kahve servis ediyor. Makineler çamaşırlarımı yıkıyor ve dolmuş şoförleri beni gitmem gereken yere götürüyor. Ama bugün gizli meleğim getirene kadar birilerinin bana kahve hazırladığının bile farkında değildim…” Liberman, “Ebru’nun söyledikleri çok önemliydi. Bu, bir haftalık değil, hayatımız boyunca oynanacak bir oyun aslında” diyor ve ekliyor: “Evren şapkadan sizin adınızı seçti, şanslısınız. Ve unutmayın ki evren bu oyunu çok sever. Sizin için her gün mucizeler hazırlar. Size düşen tek şey, fark etmek ve şükretmek.”

www.haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube