Bilinçsiz Önyargı

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

MIT Üniversitesindeki bilim adamları, beynimizin bilgiyi 13 milisaniye kadar kısa bir sürede işleyebildiğini keşfetti.

Beynimiz her saniye 11 milyon değişik bilgi alır.

Ortalama zekadaki bir insan bu bilgilerden sadece 40 parçasının farkındadır.

Bilinçaltı zihnimiz geri kalanını hızlı kararlar vermek için işler.

Peki bu nasıl olur?
Geçmiş deneyimleriniz, olayları nasıl gördüğünüzü şekillendirir ve beyniniz o kadar hızlı karar verir ki, bunun olduğunun farkında bile olmazsınız.

Çoğu zaman, bu yargılar Bilinçsiz Önyargılar haline gelir.

Kimse ben önyargılı değilim demesin çünkü herkesin önyargıları vardır.

Önyargılarımızdan tamamen kurtulamasak da yapabileceğimiz bazı şeyler var.

  • Varsayımlarınızı gerçeğe dönüştürmek için başkalarını tanıyın
  • Diğer kültürler ve geçmiş deneyimleri araştırın
  • Farklı düşünce yapısındaki insanlarla bağlantı kurun
  • Tüm bakış açılarını, özellikle de kendi bakış açımızdan farklı olanları dinleyin

leadership #liderlik #listen #dinleyin #bilinçsizönyargı #unconsciousbias #bias #MIT #insanbeyni #humanbrain

Unconscious Bias

Researchers at MIT have found that our brains can process information in as little as 13 milliseconds.

Your brain receives 11 million pieces of information each second. The average person is only aware of about 40 pieces of information at any moment. Your unconscious mind processes the rest to make decisions quickly.

How does this happen? Your experiences shape how you
see things and your brain makes the judgment so quickly that you are not even aware that it has happened.

Often times, these judgments become Unconscious Biases.
Everyone has biases. While, we can’t get rid of them fully there are some things we can do.

  • Get to know others so that you transform your assumptions into facts
  • Learn about other cultures and backgrounds
  • Build connections with people who are different
  • Listen to all perspectives, especially those different than our own
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Vandal Signature Galataport’ta açıldı.

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Vandal Signature Galataport’ta açıldı.

Boğaz manzaralı büyüleyici teras katında, prestijli mimarisi ve lezzetten servise premium hizmet kalitesiyle, İstanbul’un en popüler mekanı olmaya hazırlanan Vandal Signature, şehrin yeni gastronomi mahallesi Galataport’ta açıldı.

400 kişi kapasiteli teras katında, etkileyici manzarası, bohem tarzı ve eğlenceli DJ performansları ile yaz tatilinin enerjisini adeta şehre taşıyan mekan, kapılarını akşamüstü saatlerinde açıyor.

Signature konseptine özel menü
Farklı kültürlerin geçmişten geleceğe uzanan lezzetlerini müziğin büyüleyici notalarıyla harmanlayan Signature, sektörün deneyimli isimlerinden Şef İsmail Muhacır’ın teras konseptine özel olarak oluşturduğu menü ile hizmet veriyor. Dünya mutfağının en seçkin örneklerinden butik lezzetler sunan menüde, ızgara tatlar ve deniz ürünleri ağırlıkta. Atıştırmalık lezzet arayışında olanlar için pizza ve mini burger alternatiflerinin bulunduğu menüde, Kadayıfta Tiger Karides, Steak Tartar, Dana Carpaccio & Burrata, Izgara Kaya Levrek ve Deniz Mahsullü Linguine gibi lezzetleri tadımlamak mümkün. Ayrıca özel suşi barı bulunan mekan, tatile gitmeden tatil hissini yaşatan keyifli ambiyansı ile bu yazın favori adreslerinden olacak.

#ismailmuhacir #vandalsignature #galataport #dj #istanbul #restoran #food #foodporn #yum #instafood #TagsForLikes #yummy #amazing #instagood #photooftheday #sweet #dinner #lunch #breakfast #fresh #tasty #foodie #delish #delicious #eating #foodpic #foodpics #club

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Koyunun Olmadığı Yerde Keçiye Abdurrahman Çelebi Derler

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Turizm’de çalışacak nitelikli insan kaynağı çok azaldı… 😕

İşini iyi yapan otelci, satışçı, pazarlamacı arkadaşlarım, sizlere saygım sonsuz, iyi ki varsınız. Sizlerin değeriniz iyi bilinsin diye yazdım bu yazıyı…. Malum kaç kişi kaldık ki şurada… 🙏🙏🙏

Bir kısmı sektörün hızlı büyümesinden dolayı konumunu hazmedemeden çok hızlı yükseldi.

Onların da kabahati yok ne yapsınlar. “Ham meyvayı kopardılar dalından.” 🎵🎵🎵

Bir kısmı başka sektörlere kaydılar. Pandemi yada kötü yöneticileri yüzünden… Maalesef…

Değerli otelci, satışçı, pazarlamacı meslektaşlarım.

Ne olursa olsun, piyasada adam gibi adam kalmasa da,

Siz siz olun tanımını, anlamını, içeriğini bilmediğiniz tecrübeniz olmayan ünvanları kartvizitinize yazdırmayın.

Herkes Satışçı Olamaz, Herkes Pazarlamacı Olamaz

Gerçi bir atasözü var: 🗣️ “Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş.”📎 diye…

Ama siz yine de bilen birinin karşınıza çıkabileceği ihtimalini ve yüklendiğiniz sorumlulukları yerine getiremediğinizde düşeceğiniz durumu düşünerek hareket edin.

Yoksa bilen birinin karşısında çok komik duruma düşersiniz.

Çok hızlı zirvesine çıktığınız kariyerinizi bir anda bitirirsiniz.

Hani derler ya “kariyerinin zirvesinde” hak etmediği bir konumda anlamında ya da “Over-Rated” de derler olması gerekenden daha değerli durumda, fiyatı çok yüksek….

Özgeçmişinize veya kartvizitinize kolayca satış müdürü, direktörü, koordinatörü yazabilirsiniz.

Kimse size hesap sormaz. Yetki belgesi de istemez. Gidersin bir matbaadan 100 – 200 liraya bastırırsın bir kartvizit.

Girişkensindir, özgüvenin yüksektir, tipin ve karizman da yerindedir, lacivert takımı da çektin mi şöyle ohhh gezer durursun fuarlarda, acente ziyaretlerinde… Şık şıkıdım… Tırım tırım tırım… Kakara kikiri… 👩💼👨💼

Oteli dolduruyor da olabilirsin. İçinde de diyorsundur “Lan Nasıl? Biz Birşey Yaptık Mı”

Sattığın oteli iyi tanımadan, hizmet seviyesini, müşteri beklentisini anlamadan, fiyatını, pazarını, konumunu bilmeden satabilirsin, dolar bir anda otel ne olacak.

Yağıyor zaten şu anda İstanbul’a müşteri… Aman nazar değmesin. 🧿🧿🧿

Birkaç online kanala verirsin en yüksek komisyonu, oturduğun yerden doldurursun oteli. 🛎️🛎️🛎️

Veya tanıdıkların vardır, çevren geniştir (yani eş dost anlamında 🤭), veya iyi bir acente yakalamış olabilirsin.

Tesadüfen çok iyi satışlar yapıyor olman da “Satışçı” olduğun anlamına gelmez.

Hadi diyelim ki Satışçı olduğunu sandın,

O kadarcık bilgiyle ve tecrübeyle “Pazarlamacı” hiç hiç olamazsın.

Onu bari yazma kartvizitine.

Çünkü “Pazarlamacı” olmak için çok çok daha fazlasına ihtiyacın var.

Ürün nedir? Ürün yönetimi nedir? Ürün tasarımı nedir? Ve daha bir sürü ürünle ilgili bilgiyi bilmiyorsan.

Otelin marka konumlandırması, segmentasyonu nasıl yapılır bilmiyorsan.

Tanıtım, reklam, tutundurma nedir, farkları nedir?

Otel için SWOT nasıl yapılır? Rakipler nasıl seçilir?

Oda isimlendirmesi, fiyatlandırması nasıl yapılır?

Bütçe nasıl yapılır bilmiyorsan, 🔢🧾

Satışçı olduğunu sansan bile Pazarlamacı olduğunu hiç sanma.

Aman ha bilmeden,

Okulunda okuyup, iş hayatında tecrübe etmeden, 🏫

Ya da iyi bir ustadan öğrenirken, bir yandan da kitapları karıştırmadan, 📚📚

Kulaktan dolma bilgilerle,

Pazarlama bilmem nesi yazma kartvizitine…

Yemezler… Gerçek satışçılar ve pazarlamacılar seni hemen tanır, anlarlar bir b…k bilmediğini.

Bazıları yer tabi ki!!!

Neden olmasın var öyleleri de.

Onlar da konuyu bilmiyorlar ne yapsınlar, ağzı iyi laf yapıyor diye sana inanırlar tabii ki.

Kızımız veya oğlumuz saatlerce mesai yapıyor, çok çalışıyor, diye seni koruyabilir babacan müdürlerin, patronların… 🏋️

Ne güzel hala “giderin” yani müşterin vardır.

Niye?

Anlayacak adam çok az kaldı çünkü piyasada..

“Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.”

Ama sen de biliyorsun ki aslına kafanın için bom boş, bir b…k bilmiyorsun…

Soramıyorsun da kimseye bilmediğini anlamasınlar diye…

Hadi bakalım,  

Yandaki otel %100 doluyken senin dolmayan otel odalarının, hesabını kim verecek?

Yandaki otel 150 Eur ADR ile oda satarken senin ucuza satmanın,

Ya da “over-rated” çok çok pahalıya satıp müşteriyi tatmin edememenin,

Kar etmeyen işletmenin, mutsuz müşterilerin hesabını kim verecek?

Şimdi ne yapacaksın?

Birkaç seçeneğin var;

Sizce bu aşamada ne yapabilir bu “Çakma Satışçı ve Pazarlamacı Arkadaş”?

Yorumlarınızı bekliyorum 🙂

Demirhan Doruk Aktoprak

#SatışMüdürü #SatışDirektörü #SatışKoordinatörü #SatışDanışmanı #SalesManager #OverRated #Hotels

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Turizm’de İnsana Ne Zaman Değer Vereceğiz?

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Son günlerde Turizm Sektöründeki en büyük sorun kalifiye personel bulunamaması.

Bunun sebebi de yanlış insan kaynakları politikası, personele değer verilmemesi, kötü çalışma koşulları ve elbette ki düşük ücretler.

Diğer bir sebep de Pandemi döneminde kapanan otellerin personeline hiç değer vermemesi sebebiyle kalifiye çalışanlar farklı sektörlere yönelmiştir.

 * * *

26 Mayıs’ta Raffles Hotel’de Hotel Linkage Zirvesi gerçekleşti.

Zirvedeki en etkili konuşmalardan birisi de Four Seasons Hotels Bosphorus ve Sultanahmet Genel Müdürü Tarek Mourad’ın konuşmasıydı.

Tarek Mourad “İnsana Yatırım Yapın” dedi.

Misafirleri memnun etmek ve en iyi hizmeti sunabilmek için insana yatırım yapılması gerektiğini, teknolojiyle misafirlere daha hızlı hizmet verilebileceğini anlattı.

Pandemi döneminde dahi gelirlerde rekorlar kırdıklarını, bunu personel ve hizmet kalitesiyle başardıklarını belirtti.

Tarek Mourad, 40 yıldır sektörde değişen bir şey olmadığını, yeni bir şey olmadığını söyledi. “Misafir aynı, beklentileri aynı, sadece yeni yöntemler ve teknolojilerle çalışanların işlerini kolaylaştırıp hizmetlerin en hızlı şekilde misafire ulaştırılmasını sağlıyoruz.” dedi.

 * * *

Diğer yandan, Turizm Güncel’e verdiği demeçte, Çeşme Turistik Otelciler Birliği Başkanı Yakup Demir, “10 bin lira maaşla otelde çalışacak personel bulamıyoruz” diyor. “Yurt dışından gelen elemanların çalışması işini kolaylaştırmamız lazım” diyor.  “En iyisi, personel sıkıntısının olmadığı Uzakdoğu ülkelerinde bu işi yapmak” diye de ekliyor. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz:

https://www.turizmguncel.com/haber/yakup-demir-10-bin-lira-maasla-otelde-calisacak-personel-bulamiyoruz

* * *

Tarık Mourad’ın ve Yakup Demir’in demeçlerinin arasındaki farkı okuyucuların değerlendirmesine bırakıyorum.

 * * *

Bazı oteller sürekli olarak personel arıyor.

Bu otellerdeki insan kaynakları fonksiyonları sadece personel ve özlük işlerinden ibaret.

İlan yayınlama, işe giriş çıkış işlemleri, maaş ödemeleri, bordro imzalatma, puantaj vb. işlemler de genelde muhasebe finans personelince yapılıyor.

Sürekli personel arayan oteller insan kaynağına değer vermeyi bilmediği gibi meselenin sadece ücretle ilgili olduğunu sanıyor.

Aslında söylemedikleri şey çoğu personeli asgari ücret veya “bir tık üzeri” diye tanımladıkları ücretlerle çalıştırıyorlar.

Haftanın 6/7 günü 9 saat + fazla mesaiyle, kötü konaklama şartlarında kalacak, dil bilen, üniversite mezunu ve deneyimli personel arıyorlar.

Ama ücret asgari ücret veya bir tık üzeri !

10 – 15 bin liraya çalışacak genel müdür veya satış müdürü, hatta mümkünse her iki görevi de birden yürütebilecek personel arıyorlar.

 * * *

Four Seasons Bosphorus ve Sultanahmet gibi otellerse eleman aramıyor, aynı pozisyon için sık sık ilan vermiyor.

En iyi, en nitelikli çalışanları doğal olarak kendisine çekiyor bu tip oteller.

Peki Neden Sizce?

Bu tip otellerde insana verilen değer, insan kaynaklarıyla ilgili departmanlarla zaten aşikar. 

Departman adı olarak “İnsan Kaynakları” yerine “İnsan ve Kültür” kelimelerini kullanıyorlar.

Direktörlük seviyesindeki People & Culture Departmanında, Recruitment, Training & Development, Talent Acquisition gibi bölümler bulunuyor bu otellerde.

Doğal olarak işgücü devir oranları çok düşük. 10 yıllarca çalışıyor personel.

Misafirlerin ödedikleri ücretler ve memnuniyetleri de üst düzeyde.

* * *

Bir otel için insan kaynağı en önemli değerlerden biridir.

İyi bir lider, otel personelini mutlu ederse onların da misafirleri memnun edeceğini çok iyi bilir.

Sürekli personel aramak yerine, en iyi çalışanlar tarafından tercih edilen bir işveren olmak istiyorsanız değişime hemen başlayın.

  1. Otel çalışanlarını memnun etmek en büyük önceliğiniz olsun. İyi liderler çalışanlarla ilgilenir, çalışanlar da müşterilerle…. Çalışanlarınızı neyin motive ettiğini ve strese soktuğunu bilin ve aksiyonlarınızı buna göre alın. Çalışan memnuniyeti, bir otelin pazardaki itibarını doğrudan etkiler ve en iyi yetenekleri size çeker.
  2. Çalışanlarınızı can kulağıyla dinleyin. Tüm fikirlere açık olun. Onların bireysel sorunlarını, fikir ve önerilerini dinlemek için zaman ayırın. Hiçbir işiniz bundan daha önemli ve öncelikli değil. Dinlenmek duyulmak önemsenmek çalışan sadakatinde en önemli motivasyon kaynağıdır.
  3. Çalışanlarınızı şirketin durumu hedefleri ve başarıları konusunda açıkça bilgilendirin. Endişelenmelerine sebep olacak gri noktalar bırakmayın. Ekonomik Kriz dönemlerinde hiç bilgi paylaşmazsanız en kötüsünü düşüneceklerdir. Motivasyonlarını kaybedecekler ve bu da müşteri memnuniyetine olumsuz olarak yansıyacaktır.
  4. Arkadaşça bir çalışma ortamı yaratın. Negatif elektriğe dedikoduya müsaade etmeyin.
  5. Nitelikli personellerinize niteliksiz muamelesi yapmayın. Ücretleri diğer otellere göre değil adayın niteliklerine ve yaptığı işe göre belirleyin.
  6. Başarıyı takdir edin. Takdir edilmek ve saygı görmek hepimizin ihtiyacı ve motivasyon kaynağıdır.
  7. Ödüllendirme sisteminiz olsun. Ödüllendirmede parayla satın alınamayacak şeyler üzerine odaklanmanız çok daha büyük değerler yaratabilir. Önemli günlerde hatırlanmak ve küçük hediyeler organize etmek parasal ödüllerden daha anlamlıdır.
  8. Niteliksiz personeller için okul olun. Hiç iş deneyimi olmayanlara da fırsat verin. Onları eğitmek için zaman ve kaynak ayırın.
  9. Paylaşımcı olun. Otelin başarısı için çalışanlarınızı maddi ve manevi olarak ödüllendirin. Nasılsa bahşiş alıyorlar demeyin.
  10. Adil olun. Terfi ve zamlarda personelinize adil olun. Performans değerlendirmeyi sadece size karşı olan tavırlarına göre değil 360 derece değerlendirmelere dayanarak objektif değerlendirin.
  11. Kriz dönemlerinde maaşları tekrar gözden geçirin. Enflasyon karşısında alım gücü eriyen maaşlar için devletin asgari ücrete zam yapmasını beklemeyin. Otelin gelir artışına ve döviz kuruna göre yeniden değerlendirmeler yapın.
  12. Eğitime yatırım yapın. Personelinize eğitimler aldırın. Kişisel gelişimi destekleyin. İşlerini daha iyi yapmalarını sağlamanın yanında çalışanların otelinize bağlılığı da artacaktır.
  13. Kariyer yollarını açık tutun. Otelde yükseleceğini bilmek aynı zamanda daha iyi ücret alabileceği anlamına gelir. Herkesi motive eden şeyler farklıdır. Ama bu madde birden fazla ihtiyacı karşıladığı için çalışanların kariyer yollarının açık olduğunu belirtmelisiniz. Çalışanlar otelinizde terfi alabileceğini bilirlerse motivasyonları mutlaka artacaktır.

Demirhan Doruk Aktoprak

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

International Best Ultra Mega Premium World Global Hotel Awards Winner

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Büyük markaların büyük otelleri her yıl bir çok ödüller alıyorlar.

Bunların çoğu çok anlamlı ödüller örneğin Forbes Travel Guide, Conde Nast Traveller, TripAdvisor ödülleri çok önemli ve değerli.

Çünkü gizli müşteri deneyimi ve/veya gerçek misafir yorumları sonucunda alınmış şeffaf süreçleri olan ödüller.

Öyle bir yatırımla, o kadar çok sayıda personelle o maaşlarla başarı zaten çok kolay diyenler olabilir.

Ama maalesef öyle değil, başarı kesinlikle garanti değil, başarısız örnekler de pek çok.

Lüks marka otel de olsanız, maddi/fiziki/mimari yatırımınız ne kadar kaliteli olursa olsun otelin başarısının altında yatan ana faktör: “Otelin Yönetim Anlayışı ve Otel Çalışanlarına Verilen Değerdir.”

Diğer yandan bazı Ticari Ödül Kuruluşları da, başvuran otelleri hiç ziyaret etmeden, gönderilen fotoğraflar üzerinden ve yatırılan (binlerce pound) katılım ücretine göre, ödül dağıtıyorlar.

Mesela bir tanesinin adında “International” yazıyor ama 2020 yılında, 5. kere düzenlenen yarışmada, 25 tane ödülün 16 tanesini aynı ülkedeki, Ukrayna’daki oteller almış.

Sanki savaşı önceden tahmin edip pozitif ayrımcılık yapmış diyeceğim ama değil.

Önceki senelerde de durum pek farklı değil ödüller çoğunlukla Ukrayna ve Romanya arasında paylaşılmış çoğunlukla.

Diğer yandan istikrarlı bir şekilde sürekli ödül alan Bağımsız Marka Oteller ve Küçük Oteller var.

Yatırımın maddi/fiziki/mimari değerine ve bütçesine bakarsanız, markalı zincir büyük otellerin bütçesinin yanında devede kulak kalır.

Büyük Otelleri anladık bütçeleri var, en iyi yöneticileri getiriyorlar, çalışanlarına da en iyi şartları sağlıyorlar, başarıyı isteyip biraz da gayret ettiklerinde alıyorlar zaten.

Peki Küçük Oteller bu işi nasıl başarıyorlar?

Biraz araştırınca yine aynı ana faktörlere ulaşıyoruz: “Otelin Yönetim Anlayışı ve Personele Verilen Değer.”

Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki otel rezervasyonlarında misafirin karar verme kriterlerinin en başında otelin yüksek yorum puanı ve misafirperver otel personeli puanları geliyor.

Dünyanın En İyi Otelleri Listesinde Türkiye’den 2 Otel

TripAdvisor misafirlerinin yorumlarına göre Dünyanın en iyi 25 oteli açıklandı. Listeye Türkiye’den 2 otelimiz girdi. Onlarla gurur duyduk, tebrik ederiz.

Top 25 Hotels — World: https://www.tripadvisor.com/TravelersChoice-Hotels-cTop-g1

39 Odalı Romance Istanbul Hotel listede 4. sırada,

36 Odalı Kayakapi Premium Caves listede 6 sırada. 

Devamı “Küçük Otellerin Başarı Sırrı” başlıklı yazıda.

#BaşarıSırları #FiyatFaydaDengesi #KaliteZinciri #KayakapiPremiumCaves #KüçükOteller #MutluÇalışanlar #MutluMisafirler #PersoneleVerilenDeğer #PozitifYönetimAnlayışı #RomanceIstanbulHotel #tripadvisor #YönetimAnlayışı #HotelManagement #Hotels #EmployeeRetention #Humanresources #HotelStaff #Success #Formula

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Küçük Otellerin Başarı Sırrı

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Dünyanın En İyi Otelleri Listesinde Türkiye’den 2 Otel

TripAdvisor misafirlerinin yorumlarına göre Dünyanın en iyi 25 oteli açıklandı. Listeye Türkiye’den 2 otelimiz girdi. Onlarla gurur duyduk, tebrik ederiz.

Top 25 Hotels — World: https://www.tripadvisor.com/TravelersChoice-Hotels-cTop-g1

39 Odalı Romance Istanbul Hotel listede 4. sırada,

36 Odalı Kayakapi Premium Caves listede 6 sırada.

Küçük Otellerin başarısının sırrı nedir? Nasıl oluyor da bu ödülü alıyorlar?

Parayla alınan, adı duyulmamış, otel fotoğrafları üzerinden değerlendirme yaparak, pazarlama şirketlerinden alınan Sahte Ödül‘lerden bahsetmiyorum.

Otel müşterilerinin gözünde değeri daha yüksek olan, gerçek misafir yorumlarına dayanan tarafsız yorum sitelerinden alınan ödüllerden bahsediyorum.

Başarının Formülü:

Pozitif Yönetim Anlayışı + Mutlu Çalışanlar + Kalite Zinciri + Fiyat/Fayda Dengesi = Mutlu Misafirler + Pozitif Yorumlar + Daha çok Rezervasyon + Daha Çok Gelir/Kar + Mutlu Yatırımcı + Ödüller + …

Başarı formülünün arkasında yatan faktörler:

  1. Herşeyden önce işini severek yapan, nitelikli, mutlu çalışanlardan oluşan bir ekibiniz olmalı. İş gücü devir oranınızın çok düşük olması gerekiyor. Misafir memnuniyetinde en önemli rol çalışanlara düşüyor. Zaten misafirler de öncelikle otelin genel yorum ortalamasına 2. olarak da çalışanların (Staff) yorum puanına bakıyor. Diğer kriterler nispeten göz ardı edilebiliyor.
  2. Ekibiniz sorun çözme yaklaşımına sahip olmalı. Tüm misafirler bilirler ki muhakkak ki bazı sorunlar olacaktır, onlar için önemli olan sizin sorunlar karşısındaki tavrınız ve yaklaşımınız.
  3. Tüm misafirlere ve ayrı ayrı her birine hakim olmalısınız, seyahatlerinin başlangıcından sonuna kadar, her birinin memnuniyetini sürekli takip eden bir ekip ruhu / kalite çemberi oluşturmalısınız. Misafir otelden ayrılırken memnuniyetini sorgulamak geçmiş olsun demek gibi bir şey. Misafirin tüm seyahat deneyimini sahiplenmeli ve kusursuz olmasına çalışmalısınız. Misafirin şehirde yaşayacağı tüm deneyimler misafirin psikolojisini etkileyecektir.
  4. Her misafirlere aynı kaliteli deneyimi yaşatabilmesiniz. Yorumlardaki başarınız arttıkça misafirin beklentisi de artacaktır.
  5. Elbette ki herkesin oteli çok değerli. Ama her şeyin de bir bedeli ve ikamesi var. Otelinizin Fiyat / Fayda dengesini korumalısınız ve sadece fiyatı değil tüm bileşenleri dengeli bir şekilde arttırmalısınız.
  6. Düzenli olarak ve çok sayıda yorum almalısınız. Aksi halde 1 tane kötü yorumla bile 10’larca sıra birden düşersiniz.
    a. Romance Istanbul Hotel: toplam 2818 Yorum
    b. Kayakapi Premium Caves: toplam 2017 Yorum
  7. Hiç kötü yorum almamak neredeyse imkansız. Toplama oranla çok az sayıda kötü yorum almalısınız.
    a. Romance Istanbul Hotel: toplam 2818 Yorum = Excellent 2,725 + Very Good 38 + Average 4 + Poor 0 + Terrible 1
    b. Kayakapi Premium Caves: toplam 2017 Yorum = Excellent 1,88 + Very Good 114 + Average 14 + Poor 3 + Terrible 2
  8. Aldığınız tüm yorumlara geri dönüş yapmalısınız. Özellikle de kötü yorum yazanlara mutlaka ulaşıp, onları rahatsız etmeden, eksiklerinizi detaylıca sorgulamasınız. Bu süreçte yorumunu silmeye yada değiştirmeye zorlamamalısınız. Eğer bu kötü yorum sizin için sürpriz olmuşsa misafir otelde konaklarken nasıl olmuş da gözden kaçırılmış araştırmalısınız.
  9. Aldığınız tüm yorumları değerlendirip otelinizi ve hizmetlerinizi sürekli iyileştirmelisiniz.
  10. Misafirleriniz çok iyi yorum yazmış ve Excellent puan vermişse bile satır aralarındaki dostça kritikleri ele almalısınız.
  11. Direkt Booking’e yatırım yapmalısınız. Misafir acentenin değil sizin direkt misafiriniz olmalı.
  12. Misafirlerle iletişiminiz en üst seviye olmalı. Seyahat sonrasında bile onları hatırladığınızı bilmeliler.

Sevgilerimle,
Doruk Aktoprak

#BaşarıSırları #FiyatFaydaDengesi #KaliteZinciri #KayakapiPremiumCaves #KüçükOteller #MutluÇalışanlar #MutluMisafirler #PersoneleVerilenDeğer #PozitifYönetimAnlayışı #RomanceIstanbulHotel #tripadvisor #YönetimAnlayışı #HotelManagement #Hotels #EmployeeRetention #Humanresources #HotelStaff #Success #Formula

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

LAN NASIL?

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

– PATRON: Haberlerde gördüm Mayıs ayında İstanbul’daki otellerde doluluk yüzde 98’miş… Bizde durum nedir Arkadaşlar?
– ARKADAŞLAR: Efendim Mayıs ayında otelimiz %100 dolu…
– P: Peki biz bir şey yaptık mı?
– A: Yok efendim. Kendi kendine oldu.
– P: LAN NASIL??? Harika, muhteşem bir şey!
 
– P: Peki kaça sattınız odaları? Fiyatlar nasıl?
– A: Efendim tüm oteller Mayısta ortalama %25 fiyat arttırmış.
– P: Biz de fiyatları arttırdık değil mi?
– A: Efendim odalar çoktan dolmuştu. Nerden bilelim
böyle olacağını. Artık yapacak bir şey yok…
– P: LAN NASIL? Peki Haziran Temmuz nasıl geçecek?
– A: Efendim bilmiyorum. Bakmaya vaktim olmadı. Zaten satışçıya da gerek yok demiştiniz, boş boş oturuyor demiştiniz işten çıkarmıştık ya…. Onun işini de ben yapıyorum… Ama endişelenmeyin efendim Haziran Temmuz da iyi geçecek diye umuyoruz inşallah….
– P: LAN SİZİN YAPACAĞINIZ İŞİN…
 
– P: Hemen Kariyere bir ilan verin o zaman.
– A: Efendim verdik, adaylar geldi görüştük ama çok para istiyorlar. En kötüsü 15-20 bin lira para istiyor, bu satışçılara da bir haller olmuş. İşler açıldı tabi hemen havalara girmişler.
– P: Yuhh…. Otele de ortak edelim isterse!!! Gerek yok o kadar para vermeye… Boşverin ben hallederim… Otel de doluyor zaten. Sıkıntı yok! 


#hotels #istanbul #satış #pazarlama #sıkıntıyok #LANNASIL

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

NOMA nasıl NOMA olmuş?

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

2021 yılı dünyanın en iyi 50 Restoranı listesi açıklandı.

https://www.theworlds50best.com/list/51-100

Mikla Restoran ile Mehmet Gürs ilk 100’deki yerini korumaya devam etti.

Listede 1 numara Noma Restoran’la Rene Redzepi 2010-2011-2012-2014’le birlikte 5. sefer birinci oldu.

Peki nasıl olmış da Noma 5. sefer birinci seçilmiş?

Noma Restoranın başarısının birinci sırrı personeline verdiği değer, ikincisiyse araştırma geliştirmeye verdiği önem.

Rene Redzepi – Noma Restoran

Belirli bir süre çalışan personele 3 ay ücretli izin veriyorlar. 13 yıldır çalışan Restoran müdürü James Spreadbury 2009’dan beri çalışıyor ve restorana ortak edilmiş. Kuruluşundan beri işletmede çalışan 2 çalışanını daha işletmeye ortak etmiş. 17 yıldır bulaşıkçı olarak çalışan 65 yaşındaki Gambiyalı Ali Sonko ve servis şefi Lau Richter de işletmeye ortak edilmiş.

Noma’nın sahibi Rene Redzepi Ali Sonko için ”Ali, Noma’nın ruhudur. 12 çocuğu hangi durumda olursa olsun, onun gibi her zaman neşeli, her zaman gülümseyen bir kişinin işletmemiz için ne kadar değerli olduğunu anlayabileceğinizi sanmıyorum. Bu arada benim babamın da adı Ali ve o da Danimarka’ya ilk geldiğinde bulaşıkçı olarak çalıştı” dedi.

Rene Redzepi her yeni sezonda Noma Restoranı yeniden keşfediyoruz diyor. Araştırmaya ve yeni şeyler öğrenmeye o kadar çok önem veriyorlar ki 2017’de restoranı bir yıl boyunca kapatmışlar ve keşfe çıkmışlar.

2018’de ekibe katılan Ar-Ge Şefi Mette Soberg sürekli yeni şeyler keşfetmeye çalışıyor. Mexico, Grönland, İzlanda, İsveç, Norveç sürekli geziyor.

Mette Soberg – Noma Restoran

Personeli dışarı çıkıp hem eğlenebilsin hem de yeni şeyler keşfedebilsin diye Noma Restoran cumartesi akşamları kapalı. En iyi iş yapacağı ve para kazanacağı cumartesi gününü kapatabilen başka bir restoran olduğunu sanmıyorum.

Noma Restoran, web sitesinde menü içerikleri ve detayları yazmıyor. Şubat-Haziran ayları arasında deniz ürünleri, Haziran-Ekim arasında sebze ürünleri, Ekim-Şubat ayları arasındaysa av ve orman ürünleri menüsü hazırlıyor.

Truffle-Celeriac Shawarma

Menü fiyatları kişi başı 390 Euro, yemeklerle birlikte şarap eşleştirmesi de istenirse kişi başı 240 Euro daha ödenmesi gerekiyor.

Noma nasıl Noma olmuş?

Personeline ve araştırma geliştirmeye verdiği değerle dünyanın bir numaralı restoranı olmuş.

Noma Team

#Mikla #MehmetGurs #Noma #ReneRedzepi #50bestRestaurants #DünyanınEnİyi50Restoranı #TheWorlds50BestRestaurantsList #GastroTravel

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otelcilik Başka İşlere Benzemez

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otelcilik başka işlere benzemez. Servet dökersiniz, harika bir otel yaparsınız, mimarisi müthiş, en iyi mermer, demir, çimento, kum, mobilya, makina, klima, yatak, çarşaf, … Herşeyin en iyisini de alsanız, doğru insanları işe almazsanız ve onlara değer vermezseniz oteliniz sevilen tercih edilen bir otel olamaz. Otellerde esas değerli olan insan kaynağıdır.

Otelin yapımına, tefrişatına milyonlar harcarsınız ama personel işe alırken asgari ücret teklif edersiniz. Sanırsınız ki otelinizde çalışmak insanlara değer katacak. Tam tersi aslında çalışanlar otelinize değer katacaktır.

Oteliniz üst segment misafirleri cezbetsin diye ismine Luxury Ultra Diamond Elite Plus …. takılarını eklersiniz ama misafirler enayi değil, hizmet alamayacakları otele gitmezler. Otelinize gelenler de, olsa olsa biz de oradaydık demek için gelir, instagramda paylaşır 1-2 gece kalır giderler. Misafir değerlendirme puanlarınız gittikçe düşer.

Otelcilik başka işlere benzemez. Her zaman en iyi performansı göstermeye hazır olmanız gerekir. Hatanızın farkına vardığınızda toparlamak için çok geç olabilir. Doğru işi, doğru ekiple, doğru şekilde, doğru anda ve sürede, doğru maliyetle ve fiyatla, …. yapmanız gerekir. İkinci bir şansınız olmayabilir.

Otelcilik başka işlere benzemez. Her destinasyonun kendine özgü dinamikleri vardır. Herşeyi doğru yaptığınızı sanırsınız ama başarısız olursunuz. O bölgenin misafirlerini tanımıyorsunuzdur. Sanırsınız ki heryerde başarılı olan model orada da olacak…

Otelcilik başka işlere benzemez. Başka işlerde çok başarılı olmuş olabilirsiniz, çok zengin, çok zeki, çok iyi eğitimli olabilirsiniz… Otelcilikte başarınız hiçbir zaman garanti değildir. Doğru ekibi kurmadığınız sürece…

Otelcilik başka işlere benzemez, oteliniz %100 doludur işler iyi sanırsınız ama değildir. Aslında satmanız gerekenden çok daha ucuza satmışsınızdır. Çok iyi para kazandığınızı sanırsınız ama kardan zarar ediyorsunuzdur farkında değilsinizdir. Veya Oteliniz %50 doludur işler kötü sanırsınız fakat değildir pazardaki rakipleriniz sizin kadar dolu değildir veya misafirlerinizin ekstra harcamaları rakiplere göre çok daha yüksektir.

Otelcilik başka işlere benzemez. Otel yeni olduğu için açılır açılmaz dolabilirsiniz, sanırsınız ki ürün iyi ve bu hep böyle devam edecek. Bir süre sonra düşüş başlar… Önce doluluklar düşer, sonra fiyatlar düşer, sonra otel eskir ve artık tercih edilmemeye başlarsınız. Fiyatınızı da yükseltemediğiniz için doğru insanları almak için bütçeniz olmaz… Kısır döngüye girersiniz. Kredi çekmişseniz banka otele el koyar satışa çıkartır veya siz kendiniz bıkıp oteli satarsınız.

Otelcilik başka işlere benzemez… Allah Doğru İnsan Kaynaklarıyla Karşılaştırsın !

#otelcilik #yönetim #bilim #akıl #insankaynakları

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Aile şirketlerinin yüzde 96’sı üçüncü kuşakta son buluyor.

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Türkiye’de aile şirketlerinin yüzde 96’sı üçüncü kuşakta son buluyor. Aile şirketlerinin yüzde 30’u ikinci kuşak, yüzde 13’ü üçüncü kuşak ve sadece yüzde 4’ü dördüncü kuşağı görüyor.

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Irmak Erdoğan, DHA’ya yaptığı açıklamada, aile şirketlerinin 96’sının üçüncü kuşakta son bulduğunu söyledi.

Devir sürecini doğru yönetemeyen aile şirketlerinin varlığını sürdürmesinin zor olduğunu belirten Erdoğan, “Bugün aile şirketlerinin sorunları arasında en çok tartışılan konular sürdürülebilirlik ve kurumsallaşma. İstatistiklere göre aile şirketlerinin yüzde 30’u ikinci kuşak, yüzde 13’ü üçüncü kuşak ve sadece yüzde 4’ü dördüncü kuşağı görüyor” dedi.

Erdoğan, bu durum ilk bakışta bir sorun gibi gözükse de bu oranları aile şirketi olmayan şirketlerin hayatta kalma istatistikleri ile karşılaştırmadan sağlıklı bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığını belirtti.

 Bugün dünyanın en eski şirketlerine bakıldığında bunların aile şirketleri olduğunu kaydeden Erdoğan, “Türkiye’de de aynı durum geçerli. Dolayısıyla, sürdürülebilirliği aile şirketlerinin bir sorunu olarak değil, potansiyellerinin yüksek olduğu bir alan olarak değerlendirmek gerektiğini ve bu potansiyelin gerçekleştirilmesinin önündeki engellerin nasıl aşılacağı üzerine yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyorum” dedi. 

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE DEVİR SÜRECİ ÇOK ÖNEMLİ”

Sürdürülebilirliğin sağlanmasındaki en önemli noktanın devir süreci olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bugün hem akademiye, hem de iş dünyasına baktığımızda yapılan yayınların ve verilen eğitim ve danışmanlıkların önemli bir bölümünün devir sürecinin yönetimiyle ilgili olduğunu görüyoruz. Devir sürecinde gerek kişisel, gerek aile ilişkilerine bağlı birçok engel ortaya çıkabiliyor. Sonraki kuşakta gereken yetkinliklere sahip olan bir adayın var olmaması ya da yetkinliği olsa bile adayın gereken motivasyona ve bağlılığa sahip olmaması engel teşkil edebiliyor. Öte yandan var olan aile yöneticisinin şirkete fazla bağlı olması da bazen sonraki kuşağı gerektiği gibi yetiştirmemesine ve devir sürecine yönelik düzgün bir planlama yapmamasına yol açabiliyor. İki kuşak arasındaki çatışmalar, rekabet, genel olarak aile üyeleri arasındaki çatışmalar ve uyumsuzluk da doğru adayın seçilmesini ve devir sürecinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesini önlüyor. Özellikle de şirket belli bir yaşa ulaştığında ve büyüdüğünde, örneğin üçüncü kuşak ve sonrasında kuzenler, kuzen çocukları vs. devreye girdiği zaman karmaşıklaşan aile ilişkileri ile birlikte devir sürecinin yönetimi de daha komplike hale geliyor.” 

“YENİLİKÇİ OLUNMALI”

Yrd. Doç. Dr. Erdoğan, aile şirketinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasında devir süreci dışında yenilikçi olmanın da önemli olduğuna dikkat çekti:

 “Uzun ömürlü aile şirketlerine baktığımızda gelenekçilik ve yenilikçilik arasındaki dengeyi çok ince bir ustalıkla yönettiklerini görüyoruz. Örneğin, üründe ya da üretim yöntemlerinde yapılacak bir inovasyon, geçmişten bu yana sürdürdükleri ve korumaya çalıştıkları bir gelenekle çatışıyorsa, bu inovasyon gerçekleştirilmeyebiliyor. Ancak çatışmanın olmadığı serbest alanlarda kendilerini yenilemek için olabildiğince çaba harcıyorlar. Bu ikilem ilk bakışta bir dezavantaj gibi görünse de aslında bu ikilemi doğru yöneten aile şirketleri kendilerine bu sayede bir rekabet avantajı sağlayabiliyorlar. Yakın zamanda bu konuyla ilgili yapılan araştırmalar, aile şirketlerinin geçmişlerini ve geleneklerini bir kaynak olarak kullanarak bu sayede inovasyona yönelik avantaj sağladıklarını ortaya koyuyor.”

Kaynak: https://businessht.bloomberght.com/piyasalar/haber/1718166-aile-sirketlerinin-yuzde-96-si-ucuncu-kusakta-son-buluyor

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail