Throttling, Twitter ve Facebook’a erişim kesmenin yeni yöntemi!

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

throttling-twitter-facebookwww.habeturk.com : Ankara’daki terör saldırısının ardından Twitter ve Facebook gibi sosyal medya sitelerine erişimde sorun yaşanırken, Twitter’in resmi hesabından yaptığı, “Türkiye’de birçok yerde erişim sorunu yaşandığı haberi alıyoruz. Sorunu araştırıp, erişimi tekrar sağlamayı umuyoruz” açıklaması bu işlemin teknik olarak nasıl gerçekleştirildiği sorusunu gündeme getirdi. Uzmanlar, bu işleme, “throttling” yani Türkçe ifadesi ile boğazını sıkmak/kesmek adı verildiğini belirtirken olayın olduğu gün sosyal medyaya ulaşımda sorun yaşanmasını otoyol örneğiyle anlatıyor. Buna göre söz konusu sitelere açılan otoyol şeritlerinin sayısı, erişimi yavaşlatmak ya da engellemek için azaltılıyor. Normalde, 5 şeritli olan yol 1’e düşürülüyor. Abone, şerit ya da bant sayısı ciddi biçimde azaltıldığı için siteye giremiyor.

Sosyal medya uzmanı ve bilişim avukatı Serhat Koç, sitelerin teknik olarak yavaşlatılabildiğini belirterek, “İnternet sağlayıcılarında, her siteye ait çok sayıda IP havuzu var. Bu havuzdaki IP’lerin bant genişliği düşürülebilir. Nedeni politik ya da ticari olabilir. Türkiye’de bu konuda yasal bir düzenleme yok. Yavaşlatma yapılan şirket bu konuda hakkını arayabilir” dedi.

‘HIZLI GİDİŞE ENGEL’

Alternatif Bilişim Derneği Üyesi Barış Büyükakyol da Türkiye’de Twitter ve Facebook gibi her internet sitesinin kullandığı bir bant genişliği olduğunu belirterek, “Bu bant genişliği birkaç tuşluk işlemle daraltılabilir. Bunu daraltırsanız, geçebilecek veri hacmi düşerek site yavaşlar. Buradaki daraltmaya da ‘throttling’ işlemi denir. Yani Twitter’ın kendi ana sunucusuna giden otoyolun şeritleri kapatılıyor. Yoldan hızlı gidilmiyor” dedi.

1 MİLYONA YAKIN ‘PATLAMA’ TWIT’İ ATILDI

Ankara’daki bombalı saldırı, sosyal medyaya damga vurdu. Erişim engeli yavaşlatsa da Twitter’da 2 günde 1 milyona yakın patlamayla ilgili twit atıldı.

ERİŞİM ENGELİ TWİT’LERİ YARILADI

Cumartesi günü Ankara’da yaşanan ve son açıklamalara göre 97 vatandaşın ölümüne neden olan bombalı saldırı, Twitter’da da en çok konuşulan konu oldu. Ancak cumartesi günü internetteki yavaşlama atılan twit’lerin de azalmasına yol açtı. Sosyal medya analiz şirketi Somera verilerine göre, saldırıdan önceki haftada günde ortalama 7.3 milyon Türkçe twit atılırken, 10 Ekim Cumartesi günü internet kesintilerinin etkisiyle bu rakam 3.8 milyona geriledi, yani yarıya düştü. 11 Ekim Pazar günü ise atılan twit sayısı tekrar yükseldi ve 6.6 milyona çıktı. Atılan twit’lerin önemli bir kısmında Ankara ve patlama kelimeleri geçti. Cumartesi günü atılan 3.8 milyon Türkçe twit’in 420 bin 825 adedi Ankara’daki patlamayı konu edinirken, ertesi gün ise bu rakamlar sırasıyla 6.6 milyon ve 549 bin 111 olarak gerçekleşti

SURUÇ’TA ENGEL OLMAMIŞTI

20 Temmuz Pazartesi gerçekleşen Suruç katliamında da erişim yavaşlamış, ancak kullanım hızla normal seviyeye dönmüştü. Yasağın ilk saatinde yasakla ilgili 15 binden fazla, yani Ankara’daki saldırıyla ilgili tüm gün atılan ilgili twit’lerin yarısı atılmıştı. İlerleyen saatlerde de normal kullanım alışkanlıklarına dönülmüştü.

3 TWIT’TEN 1’İ #KARAGÜN DEDİ

Hafta sonu Twitter’da en çok kullanılan hashtag 150 binden fazla kullanılan #karagün oldu. Bunu 120 bin ile #ankaradayız ve 100 bin ile #yastayız hashtag’i takip etti. İki günde sosyal medyaya erişim engeli ile atılan twit’lerin sayısı 44 bin 187 olarak gerçekleşti. Erişim engeliyle ilgili en çok kullanılan hashtag’ler ise 20 bin kezden fazla kullanılan #twitterblockedinturkey oldu.

kaynak: www.haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

OSVR geliştirilmiş sanal gerçeklik başlığını ekim ayında piyasaya sürecek

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

osvr-leap-motion-260315Razer destekli sanal gerçeklik platformu OSVR, “hacker geliştirme kiti” olarak adlandırdığı sanal gerçeklik başlığının yeni sürümünü önümüzdeki ay yayınlayacak. Yenilenen geliştirme kiti, mercek ve ekranda yapılan iyileştirmeleri beraberinde getiriyor. OSVR HDK’nın 1.3 sürümü ekim ayının ilk gününde ön siparişe çıkacak. Sevkiyatlar da yine ekim ayı içinde başlayacak.

Bir önceki OSVR sürümü halihazırda ABD’de 299 dolardan satılıyor. Daha eski sürümlerin fiyat etiketindeyse 199 dolar yazıyor. Geçtiğimiz ocak ayında CES 2015’te duyurulan ilk OSVR gelişim kiti, HTC Vive veya tamamlanmış Oculus Rift gibi üst sınıf sanal gerçeklik başlıkları yerine Rift’in ilk sürümleriyle rekabet edecek ve oyun ya da aksesuar testinde işe yarayacak bir ürün imajı çiziyor.

OSVR’ın ilk sürümlerinin pozisyonel takip gibi bazı önemli özellikler olmadan dağıtılması da, bu imajı doğrular nitelikte. Ancak sonrasında bu özelliğin güncellemeyle sanal gerçeklik başlığına eklendiğini belirtmekte fayda var.

OSVR’ın standardının dünya çapında sanal gerçeklik donanımı ve yazılımı konusunda daha iyi bir destek sağlaması bekleniyor. OSVR, bu amaç doğrultusunda çoğunluğunu küçük ve bağımsız oyun şirketlerinin oluşturduğu 200’den fazla iş ortağıyla birlikte çalışıyor. Ubisoft, Unity ve hareketle kontrol konusunda uzmanlaşan Leap Motion gibi şirketler de OSVR’ın iş ortakları arasında bulunuyor. OSVR HDK’nın şu an için son kullanıcıya yönelik sanal gerçeklik başlıkları için bir alternatif teşkil etmediğini de vurgulamak gerekiyor.

Kaynak: The Verge

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Eserinizi Sahiplenin!

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Yaratıcı fikirleriniz ve özgün eserleriniz artık güvence altına alınıyor

Günümüzde yaratıcı fikirlerin ve özgün eserlerin, gerçek sahipleri dışında kullanılmasıyla ihlal edilmesi önemli bir sorun haline geldi. Bu sorunu eser sahiplerine yönelik çalışmalar yapmak üzere kurulan “sahiplen.com”’un sunduğu çözüm ile ortadan kaldırmak mümkün. Beste, şarkı sözü, şiir, yazı, resim, tasarım, web sitesi içeriği gibi her türlü eseriniz sahiplen.com ile bilgisayar ortamında kolayca sahipleniliyor. Her format ve boyuttaki eserleriniz, T.C. 5070 sayılı Kanuna göre geçerliliği olan zaman damgası ile onaylanıyor ve o eser üzerindeki hakkınız sahiplen.com’un çözümü ile yasal olarak koruma altına alınıyor.

T.C. 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında, yetkili elektronik sertifika hizmet sağlayıcı (ESHS) olarak hizmet veren TÜRKTRUST A.Ş.’nin teknik altyapısından faydalanarak oluşturulmuş olan sahiplen.com internet sitesi üzerinden, zaman damgası ile bilgisayarınızdaki her türlü dosyanın ve verinin, elektronik ortamda oluşturulduğu zamanı belirleyebiliyorsunuz. Aynı zamanda o tarihten itibaren damgalanan dosya üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadığını da yasal olarak kanıtlayabiliyorsunuz. 5070 sayılı kanuna göre geçerli olan “zaman damgası” uygulaması ile eseri üreten kişi, çalışması üzerindeki hakkını koruma altına almış oluyor. Müzisyenler, yazarlar, tasarımcılar, web sitesi sahipleri ve kurumları, mimarlar, hukuk büroları, yayınevleri, çeviri büroları, mali müşavirlik büroları, araştırmacılar, doktorlar ve sağlıkçılar, bilim adamları ile fikir ve icat sahiplerinin işini kolaylaştıran bu çözüm ile notere gitme derdiniz ortadan kalkıyor.

Zaman Damgası mevzuat gereği, elektronik veriler üzerindeki fikri mülkiyet haklarının ispat hukuku bakımından incelenmesinde delil niteliği taşımaktadır.

Uygulama web tabanlı çalıştığı için, kullanıcıların bilgisayarına herhangi bir program yüklemesi gerekmiyor. İnternet Bankacılığında olduğu gibi, kullanıcı adı ve şifre ile, sisteme istenilen her yerden erişebiliyor ve zaman damgası kontörleriyle eser onay işlemleri tek tıkla ve 7/24 yapılabiliyor. “sahiplen.com” sitesine kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaptıktan sonra, zaman damgası ile onay işlemi yaparken öncelikle onaylamak istediğiniz orijinal dosyayı bilgisayarınızda seçmeniz gerekiyor. Daha sonra o dosyaya zaman damgası kontörü ile onay işlemi gerçekleştiriliyor. İşlemin sonucunda damgalanmış yeni dosyayı verilen linkten bilgisayarınıza kaydetmeniz ve gerektiğinde yetkili mercilere delil olarak sunabilmeniz için zaman damgalı dosyayı orijinal dosya ile birlikte saklamanız gerekiyor.

Web Sitesi İçeriklerinizi Sahiplenin

Web Sitesi içeriklerinin başkaları tarafından kopyalanıp kullanılmasının engellenmesi de  ‘sahiplen.com’un önemli çözümleri arasında yer alıyor.  Sahiplen.com Kurucusu ve Genel Müdürü Barış Ciner, “İçinde bulunduğumuz şartlarda, üreten insanların emek kaybının çok fazla olduğunu ve bu durumun da duyarlı insanların yaratıcılığını olumsuz etkilediğini biliyoruz. “sahiplen.com” ‘un sağlayacağı bu bilinçle, insanlar eserlerini kolaylıkla sahiplenecek ve bu sayede yaratılan her eserin değerini daha kolay bulmasını sağlayacaklar.” diyor. Teknolojik gelişmelerin geldiği nokta ve yakın geçmişte yürürlüğe giren 5070 sayılı Elektronik İmza kanununun yaptırım gücü ile artık eser sahiplerinin geleneksel yöntemlerden olan Noter yerine daha pratik ve ekonomik çözümler aradığına dikkat çeken Ciner sözlerine şöyle devam ediyor:  “Noter onayında, eserin orjinali başkaları tarafından görünmekle birlikte, içeriklerinin gizli kalmaması sebebiyle kayıtların paylaşılabilir ortamda saklanma riski taşırken, uygulamamızda onaylama işlemi sırasında, eserin veya dökümanın orjinali kişinin kendi bilgisayarında kaldığından, kopyası sistem tarafından alınmaz, içerik hiçbir şekilde başkaları tarafından görülmez. Ayrıca, Noterdeki işlem süresi ve maliyetleri, sayfa sayısına ve eserin içeriğine göre değişkenlik gösterirken “sahiplen.com” ile onaylanan eserlerin ve evrakların kaç sayfa veya içeriklerinin ne olduğunun önemi yoktur. Her onay işlemi 1 kontör olarak ücretlendirilir.”

Kaynak: www.haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Beyaz Şapkalı bir Hacker’ın Anatomisi

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

O bir hacker ama amacı zarar vermek değil iyilik yapmak ve size önerileri var. Geçen hafta tanıştığım Türkiye’nin sınırlı sayıdaki “Beyaz Şapkalı Hacker”larında Emir Avcı’dan bizim için özel bir yazı yazmasını istedim. Bilişim güvenliği alanındaki bilgisini ve deneyimlerini bizlerle paylaşmayı memnuniyetle kabul eden Emir Avcı’nın anlattıklarını ve öğütlerini dikkatle okumanızı öneriyorum.

Merhaba ben Emir Avcı. İstanbul doğumluyum..
11 yaşında babamın bana almış olduğu bilgisayar ile hayatım değişmeye başlamıştı. İşte her şey tam o yaşda ilk adım başlanğıcı olmuştu.
11 yaşında oyun oynamaktan başka bir şey yapamıyorsunuz.
Bilgisayarı sadece oyun aracı olarak görüyordum.
Ama bir gün bilgisayarlar ile ilgi ilginç bir haber gördüm. Hacker’lar dan bahsediyorlardı.
Hackerları araştırmak için sadece internette kısıtlı bilgileri takip ediyordum.
En çok Bill Gates’in hayatı beni etkiliyordu. Sonuçta o hackerların babası olarak biliniyordu.
Hayatımda bilgisayarda oynamak dışında başka bir şeylerin de olduğunu düşünmeye başladım. Bu araştırmaları yaptığımda henüz reşit bile değildim. Oyunlara olan tutkum  yıllar içerisinde değişmeye başladı.
Bilgisayar parçalarına merak duymaya başladım. Bilgisayarın çalışma mantığı beni kendisine hayran bıraktı. Ve 2006 senesinde ilk hack denememi özel bir radyonun sunucusuna izinsiz erişerek yaptım.
Sonrasında büyük holdinglerin sistemlerine izinsiz erişerek devam ettim ve bu sorun yarattı.
Medyanın da yaptıklarımı duyması ile ismim bilişim sektöründe iyi huylu hacker olarak duyulmaya başladı.

En genç hackerlardan olmak çok güzel bir duygu.
Türkiye’nin en genç hacker’larından biriyim. Beni aslında bilişimin her dalında bulabilirsiniz özellikle de güvenlik konusunda. İnsanlarımız çok ilgili ve beni  bir çok lise, üniversite öğrencisi ödev konusu olarak bile kullandı. Bu beni gerçekten çok sevindiriyor. Ama beni farklı gözle görenler de var. Yaptığım işin adı hacker olduğu için beni sadece soyguncu ya da internetin hırsızlarından gibi görüyorlar.
İşte bu bilgilerin yanlış olduğunu burada daha ayrıntılı bir şekilde açıklıyorum. İş konusunda hayatımın değişim noktası 19 yaşındayken başladı.

“Genç yetenek” sıfatıyla üniversitelerden konferans talepleri geliyor.
Bu talepleri severek kabul ediyorumdum ve konferanslarda kendi hayatımı, yaptıklarımı ele alacağımı sanıyordum. Oysa insanların niyetlerinin ve düşüncelerinin çok farklı olduğunu fark ettim.
Örnekler verecektim, işlerimi anlatacaktım ve o yaşın vermiş olduğu ego ile de hoş olacaktı. Ama sorular çok değişik sorulmaya başladı.
Hackerları suçlarcasına gelen sorular ve beni de sadece bir şifre kırıcı olarak görmeleri beni çok şaşırttı.
Ama benim genel amacım bilgi, bilişim güvenliği sağlamak olduğundan katılımcılara tercihimin hep iyi amaçlı bilgisayar programcılığı ve mühendisliğinin ileride daha iyi bir noktaya gelebileceğini anlatıyordum.
Ben olumluyu anlatarak konuştuğumda dinleyici öğrenciler uyuklardı. Ama şifre kırma ve bunları koruma konusuna değindiğimde herkes toparlanıp soru sormaya başlardı.
İşte orada herkesin içinde iyi ya da kötü bir hackerın yattığını düşündüm.
Tabi iyi bir kariyer için istekli ve meraklı olmalarını söyledim. Bilişim sektöründe hep öğrenmeye açık olmaları durumunda kariyer bakımından iyi bir yere geleceklerinden bahsettim.
Hackerlık ayrı bir beceri, yetenek, merak ve tutkudur. Ben, hacker olacağım diye bilgisayar kullanmadım. İnsan sadece hacker olabilmek için ilgili bölümde okumamalı bu anlamda yanlış kariyer seçmiş olabilir. Sistem mühendisi, ağ yöneticisi, bilgi güvenliği uzmanı, yazılım uzmanı, web tasarımcı vs. olup bilişim konularında tecrübe edinebilir ve sağlıklı bir seçim yapabilirler.

Yeteneklerimi iş sahasına girdiğimde kazanabildim.
Ben aslında gerçek hackerlık yeteneğimi büyük holdinglerin sistemlerine izinsiz eriştiğimde keşfettim.
Her insanın kendisi hakkında bilinmediği yönleri vardır.
Aslında bu  noktada herşey değişiyor. Bu kendini bilme ve özgüvenini kazanma ile başlıyor.
Bende yeteneklerimi bu alanda gösterdim.
Yeteneğimi ve bilgimi kötüye kullanmak gibi bir isteğim asla olmadı.
Sonuçta ben “iyi” iş yaparak da hayatımı kazanıyorum. Gençliğin vermiş olduğu ve ergen zamanlarımın ego oluşumu ile bir çok sisteme hack etmek için sızmışlığım oldu.
Tabi bu  benim kötü olduğum anlamını taşımıyor, çünkü sadece zararsız bir yetenek ile zararsız bir merakım vardı.

Ben kendime, yeteneklerimi keşif ettiğim zaman inandım ve bir yol çizdim. Ya iyi ya da kötü olacaktım.Benim yetişme ortamımda hiç bir zaman kötü olmak, kötüyü tercih etmek söz konusu olamazdı.İşimi seviyorum işim ile yaptıklarımı tecrübelerimi paylaşmayıda seviyorum.

Güvenlik konusunda bir çok firmaya danışmalık veriyorum. Firma bilgi işlem departman yetkilileri temasa geçiyor iş anlaşması yapıyoruz. Anlaşma gereği o firmanın sistem alt yapısındaki açıkları ortaya çıkartıp, sonra da bu açıkları kapatıyorum.

Beyaz şapkalı hacker olarak Türkiye’nin teknoloji dünyasındaki yerini iyi görüyorum.
Türkiye yavaş ilerleme sorunundan kurtuldu. Ve teknolojide çok iyi bir yere hızla koşarak ilerliyor. Tabi bazı sorunlarımız da yok değil, hiç bir yer dört dörtlük değildir. Her yeni yapılanma için biraz zaman gerekiyor. Bu zamanı bizler iyi değerlendirmeliyiz ki sonucu gelişmeye gitsin.
Temel olarak kamu sektöründe alınması gereken, eksik olan güvenlik önlemleri çok ve bunları biraz erteliyoruz gibime geliyor. Bu konuda bir yenileme yapmamız gerekiyor.
Geleceğimizin iyi olmasından yana bir şüphem yok.
Biz büyük bir sevgi ile mesleğimizi tam anlamı ile iyi bir şekilde yaptığımızda üstesinden gelemeyeceğimiz bir işin olamayacağını  düşünüyorum.

Hackerların amaçları 2 çeşit, grupları ise 3 çeşittir.
Hackerlar çok meraklı, sivri zekalı ve sorunları çözmekten bıkmayan insanlardır.
Asıl tutkuları öğrenmektir.
Her bir şeyi merak edip orda bulunmayı ya da o sistemdeki engeli aşmayı isteyen kişilerdir.
Hackerları abartısız olarak gruplarsak ortaya 3 grup çıkıyor ki dünya çapında da böyle biliniyor.
Bunların başta geleni Siyah Sapkalı Hacker’dır. Siyah şapkalı hackerlar sadece zarar vermek için ve zevk için ya da para kazanmak için saldırılar düzenler ve bu işten büyük haz alırlar.
Gri Şapkalı Hacker ise menfaate göre iş yapar. Gri şapkalı hackerlar iki şey düşünürler. Ya iyi iş yapacak, ya da zarar verip bunu ticari kazanca çevirecektir.
Beyaz Şapkalı Hacker ise tamamı ile ait olduğu kuruma sadece kar sağlaması için ve bu karda zararlı çıkmaması için bir çok güvenlik metotları geliştirir.
Her zaman firmayı korumak için çözümler üreten kişidir. Tabi beyaz şapkalı hackerlar, siyah şapkalı hackerların her yaptığı saldırı yöntemini bilirler. Ve bu bildiklerini iyi olarak kullanırlar.
Bu konu gerçekten çok donanımlıdırlar ve ben de burda beyaz şapkalı hacker olduğumu çekinmeden söyleyebilirim.
Türkiye’de hackerlar hakkında yanlış bilgiye sahibiz ve Beyaz Şapkalı Hackerları güvenlik uzmanı olarak bilmemiz daha doğru olacaktır.
Hacker’lar dolandırıcı değildir.
Bilgisayarı merak eden ve inceliklerini öğrenmek isteyen meraklı kişilerdir.
Zaten kötü bir iş yapan var ise buna dolandırıcılık yerine hırsızlık denilmesi daha uygun olacaktır. Bunu çok dalda ele alabiliriz. İyi bir güvenlik uzmanı zaten hacker dır. İşe alınması ise firmayı korumak içindir. Düşünsenize büyük bir holding ve bunun teknoloji alt yapısını bir güvenlik uzmanı koruyor. Aslında o güvenlik uzmanından çok hacker dır. Bir güvenlik uzmanı kötü niyetli internet kalpazanlarının uygulayacağı her yöntemini biliyordur. Bu da oluyor ki güvenlik uzmanı daha tehlikeli kötülere karşı iyi huylu hacker dır. Bu yüzden çoğulu kullanmamak gerek. Hacker dediğimizde kötü iş yapmayan meslek arkadaşlarımızıda suçlamış oluruz. Bunu halkımızda yanlış tabirle kullanır. Hacker denildiğinde internetin dolandırıcısı diye tanımlar. Hacker’lar merak tutkusu ile yaşayan ve iş sürecindeki konumunu bilişim yöneticisi olarak üstlenen kişilerdir. Hacker olduğunu iddaa eden ve bunun içinde kötü işler işliyorsa bu hackerlık dan çıkmış demektir. Benim kanaatim bu yöndedir.

Beyaz şapkalı bir hacker olarak Türkiye’nin bilişim suçlarına verdiği önemi çok iyi görebiliyorum.
Evet Türkiye’de bilişim suçları ve çocuk pornosuna karşı müthiş bir güvenlik önlemimiz var. Tabi başta belirttiğim gibi biz Türkiye olarak internette yavaş ilerleme yolundan çıktık, ama şuan hızlı ve istikrarlı bir şekilde başarılı kişiler ile bu konuda hızla ilerliyoruz. Tabi tekrar belirttiğim gibi her şey dört dörtlük değildir. İllaki bir kaç sorunumuz olacaktır. Bunlara da zaman vermeliyiz ve şuanda gerçek den çok iyi çalışan birimlerimiz bulunuyor haklarını yiyemeyiz. Mesela program diyorsunuz evet porno sitelerine karşı önlem aldığımız filtre programlarımızda mevcut ve bu konuda başarılıyız. Son kullanıcıya hitaben hazırlanılan filtre programları her ne kadar aşılıp etkisiz hale getirilse de bizim yapmamız gereken kullandığımız o filtre programının standart şifresini değiştirmeliyiz ki interneti kullanan çocuklarımız bunları aşmasınlar. Son kullanıcı diyip geçiyoruz ama bu kişiler sadece bilgisayar kurdu değil aynı zamanda bu gibi basit teknik konuları aşabilcek bilgiye sahip gençlerimizde var. Burada bilinçli olması gereken ebeveyndir.

18 + siteleri engellemede başarılıyız. Ama yasa dışı engeli aşanlara karşı bir savunmamız yok.
Türkiye site engelleme konusunda gerçek den çok başarılı ama bir kaç sorunumuz var.. Bu engeli aşmak içinde DNS adreslerini illegal (yasa dışı) yol ile değiştiren gruplar bunu nete yaydığında tüm herkes bunu kullanıyor. Bu kişiler erotik içerikli sayfaları destekledikleri için bunlar bizi ilgilendirmiyor. Ama engeli aşan çeşitli dökümanları yok etmekte ya da o konu başlığını silmekde çok baskısız kalıyoruz. İşte bu konuda biraz zayıfız aslında kullanımda olan illegal siteler aracılığı ile erişimi engellenmiş sitelere ulaşabilmek kolay bunu engellemek için ise pek baskı uygulamıyorlar. Bu tür siteleri de engelleseler çok iyi olacak. Her ne kadar güvenlik alınsa da ileride bu güvenliği aşan bir takım grup çıkıyor. Bir tarafdan güvenlik birimlerini anlayış ile karşılamalıyız.

İnternette alış-veriş yaparken korunmak bizim elimizde..
Güvenlik de %100 bir yaklaşım yapamam yaparsam bu çok yanlış olur. İnternet ortamında %100 bir güvenlik kavramı yoktur. Tüm veriler gizlilik den kalkıyor. Ama temel bir güvenlik kavramı var ki bunları yaptığımızda kendimizi güven altına alabiliyoruz. Bilinçli bir toplum olduğumuzda herşeyin üstesinden gelebiliriz.

Mesela İnternet bankacılığını kullanıyorsanız ilk yapmanız gerekenler :

  • İşlem yapmak istediğiniz siteyi sık kullanılanlara eklemeniz gerekmektedir.
  • İnternet ortamından tanımadıklarınızdan ya da teyit etmeden veri-alış verişinde bulunmayınız.
  • Şifrematik kullanınız.
  • Güncel anti-virüs programları kullanmalısınız ki bu da lisanslı olmalıdır.
  • Bilgisayarı güncellemeniz gerekmektedir. Hep güncel olmalıdır.
  • İnternet bankacılığında para transferi konusunda temkinli olarak transfer işlemlerini kısıtlayabilirsiniz. Ya da belirli bir para miktarı koyabilirsiniz.
  • Her para transferi yapıldığında yüz yüze mesaj uygulamasını kullanmalısınız.
  • İşleminiz bittiğinde internet tarayıcınızın geçmiş bilgilerini ve çerezleri silmelisiniz.

Rahat alış-verişi yapmak için bilinçli ve bu tür konuları okumakdan kaçmayan bir toplum olmamız gerek ki, sorun hiç büyümeden korunalım. Güvenlikten, bilinçlenmekden bahsediyorum.. Şifrenizi korumanızı öneriyorum.

%100 güvenlik istiyorsanız bilgisayarınız kapalı olmalıdır. Tabi ki bu imkansız bir istek olur, ama güvenliğe engel olan bir oluşum için yapılması gereken asıl uygulama şifrelerin nasıl korunur halde olduğunu bilmek.
Bu güvenlik işlerinde yüzdelik bir konu söz konusu olamaz ki olduğunda profesyonellik dışı kalınır. Güvenli şifre sayı ve harflerden oluşmalıdır. Bir de yazı karakterlerinde büyük/küçük harf kullanılmalıdır.

Facebook, msn şifremizi nasıl koruyabiliriz
Facebook şifrenizi korumak emailr şifrenizi korumaktan geçer nasıl mı?
İlk önce mail hesabınızı rakam-harf ve  büyük/küçük olarak kullanmalısınız. Sonrasında gizlilik sorunuzu seçtiğinizde onun cevabını o sorudan bağımsız ve alakasız olarak vermelisiniz.
Böylece hem Facebook hesabınızı korumuş olacaksınız. Hem de aynı sistemi kullandığınızda Messenger hesabınız da güvende olacaktır.
Tabi herhangi tanımadığınız linklere tıklamamanız önemlidir.
Bir de fiziksel olarak bilgisayarınızı başka kişilerin kullanmamanıza dikkat edin, engel olamıyorsanız şifre geçmişini silin. Bu yeterli olacaktır. 

Konferanslardan ücret almıyorum diye şaşıranlar var.
Tabi iş hayatı yanı sıra eğitim ile uğraşıyorum. Ben istanbul üniversitesinde okuyorum. Ama faydalıda olmak istiyorum. Benim gözüm daha fazla para da olmadığından  üniversitelerin ilgili ya da ilgisiz alanlarında ücretsiz konferanslar düzenliyoruz. Bu konferanslar içerik olarak son kullanıcıyı bilinçlendirmek adına oluyor. Kimse ben biliyorum diyip geçmesin. Bu bilişim konularında bilinçlisiz. Bu bilinçlendirme için hiçbir zaman verdiğimiz konferanslarda reklam ve ücret talep etmedik sadece faydalı olabilmeyi önemsiyoruz.

Ben hayatımı iyi yönde kullanan ve firmalara güvenlik sağlayan biriyim.
Benim firmam olan Sistemcim’de firmaların sistem, ağ ve web güvenliklerini sağlıyoruz.
Bunları aşama aşama raporlama şeklinde gerçekleştiriyoruz. Tabi bunlar ekip çalışması ile oluyor.
Ekip çalışanlarıyla önce kötü niyetli bir hackerın yapabileceği tüm saldırıları düzenliyoruz ardından bu saldırı kanallarını kapatıyoruz.
Engelleme ve yüksek derece güvenlik çözümleri üretiyoruz. Bu güvenlik testleri sözleşme dahilinde yapılıyor.
Ayrıca aylık güncel sistem analizi yapıyoruz.
Yani anlıyacağınız gibi sistemleri her zaman analiz ediyoruz ve açık tespit edildiğinde ekibimiz ile buna çözüm yamalar geliştiriyoruz. Firmayı dış saldırılardan korumak için elimizden gelen çalışmaları yapıyoruz.

Emir Avcı

Kaynak: http://www.haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

İnternette en çok aranan kelimeler

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Türkler İnternette Ne Arar?

Google Arama Motorunu Kullanarak Yıl Boyunca En Çok Neleri Arattığımız Ortaya Çıktı.

Google her yıl sonunda global olarak ve ülkeler bazında en çok aranan kelimeleri bir rapor halinde kullanıcılarına sunar. Zeitgeist adı verilen bu raporlarda toplumun gündemini meşgul eden ve hakkında en çok bilgi alınmak istenen kişi ve olayları görmek mümkündür.

Bu yıl Türkiye için de bir hazırlayan Google’a göre Türkiye’den yapılan aramalarda ilk 10 sıra aşağıdaki şekilde oluşmuş;

Yükselen Aramalar:
1.chatroulette, 2.mebbis, 3.key ödemeleri sorgulama, 4.markafoni, 5.izlesene müzik, 6.facebook giriş, 7.twitter, 8.hotmail.com.tr, 9.veli bilgilendirme sistemi, 10.türkçe ingilizce çeviri

En Çok Arananlar:
1.facebook, 2.mynet, 3.hürriyet, 4.milliyet, 5.oyun, 6.sahibinden, 7.video, 8.youtube, 9.araba, 10.e okul

En Hızlı Araması Yükselen Ünlüler:
1.justin bieber, 2.quaresma, 3.robinho, 4.deniz baykal, 5.soner sarıkabadayı, 6.yıldız usmanova, 7.david guetta, 8.john cena, 9.tarkan, 10.mustafa ceceli

Nedir?
1.hazan nedir, 2.aşk nedir, 3.bilgisayar nedir, 4.teknoloji nedir, 5.bilim nedir, 6.sanat nedir, 7.twitter nedir, 8.cumhuriyet nedir, 9.deprem nedir, 10.iletişim nedir

Bu Sene Daha Çok Dinlemek istiyorum:
1.soner sarıkabadayı, 2.tarkan, 3.demet akalın, 4.mustafa ceceli, 5.emre aydın, 6.ismail yk, 7.ferhat göçer

Araması Yükselen TV Dizileri:
1.spartacus, 2.aşk ve ceza, 3.gönülçelen, 4.sakarya fırat, 5.çocuklar duymasın, 6.muhteşem kraliçe, 7.ezel, 8.unutulmaz, 9.geniş aile, 10.kavak yelleri

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Genç nesil 4 yılda bir iş değiştiriyor

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Genç nesil 4 yılda bir iş değiştiriyor. Ekonomi, sosyal hayat ve kültürdeki değişim, çalışma hayatını da yeniden şekillendiriyor. Önceki nesle göre daha dinamik bir hayat süren gençler, anne ve babalarına kıyasla 6 kat daha fazla iş değiştiriyor.

Dünyanın en önemli insan kaynakları şirketlerinden Monster’ın yaptığı bir araştırma, gençlerin sürekli kariyer peşinde koştuğunu ortaya koyuyor. Zaman’ın haberine göre, araştırmaya göre eski nesil, girdiği bir işte ortalama 20-25 yıl çalışıyordu. Genç nesil ise artık yaklaşık 4 yılda bir iş değiştiriyor. Araştırmayı İstanbul’da büyük ölçekli şirketlerin insan kaynakları müdürlerine yaptığı sunumda açıklayan Monster’ın bilgi yönetiminden sorumlu Başkan Yardımcısı ve Finding Keepers kitabının yazarı Dr. Jesse Harriot, “Artık ‘Y jenerasyonu’ (1981 sonrasında doğan kuşak) ile karşı karşıyayız. Şu an Batı ülkelerinde daha iyi hissedilen bu genç nesil, şirketleri yeniden yapılanmaya itecek. Daha nezih, renkli çalışma ortamları ortaya çıkacak.” dedi.
Harriot, 1955’te 25 yıl olan ortalama çalışma süresinin günümüzde 4 yıla inmesinde, Google, Facebook ve YouTube gibi kısa sürede büyüyen ve personeli için rahat çalışma ortamları sunan şirketlerin etkili olduğunu ifade etti. Genç neslin Türkiye’de de kısa süre içerisinde etkisini göstereceğine dikkat çeken Jesse Harriot, özellikle mobilya, eğlence ve spor aletleri üreticileri için ciddi pazar oluşacağı müjdesini verdi. Monster Avrupa Gelişen Pazarlar Bölge Direktörü Güray Mert ise, “Artık gençler çalışmaktan heyecan duyacağı şirketlere ulaşmak istiyor. Çevresini de ona ulaşmak için kullanıyor. Teknoloji de gençlerin bu düşüncesine kolaylık sağlıyor.” değerlendirmesini yaptı. Google, BBC, Shell, IBM, Intel, Philips, British Airways, Walt Disney, HSBC ve Le Monde’nin merkez yerleşkelerini tasarlayan uluslararası mimarlık, tasarım ve danışmanlık şirketi DEGW’nun önceki ay İstanbul Levent’te Türkiye ofisini açması da Türkiye’nin ergonomik çalışma ortamı potansiyelini ortaya koyuyor. Şirket önceki hafta bir toplantı düzenleyerek firmaların artık çalışanını kaçırmamak için en güzel ortamı sunması gerektiğini aktarmıştı.

Monster’ın Türkiye’deki Y jenerasyonu ile ilgili 10 bini aşkın genç üzerinde yaptığı araştırmadan da ilginç sonuçlar çıktı. Buna göre gençlerin yüzde 69’u aktif olarak yeni bir iş arıyor. Haftada en az 8 saatlerini iş arayarak geçiriyorlar. Yüzde 80’i son 3 ayda online kariyer sitelerine CV bırakırken, çoğunluğu online sosyal ağları da artık iş aramak için kullanıyor. Yüzde 89’u iş seçiminde maaş ve kariyer gelişim imkânlarına önem veriyor.

TÜRKİYE’DE GENÇLERİN PROFİLİ

  • Gençlerin yüzde 50’sinden fazlası bir web kamerasına sahip.
  • Her beş gençten biri YouTube’a günde birkaç kez giriyor.
  • Yüzde 97’si mobil telefon kullanıyor.
  • Yaklaşık yüzde 40’ı bir finansal danışmanla video aracılığıyla görüşmeye sıcak bakıyor.
  • Önceki nesle göre finansal konularda blog ya da forumlarda dört kat daha fazla görüş belirtiyor.
  • Yüzde 40’ı web tabanlı kişisel finansal yönetim (PFM) araçları kullanıyor.

Kaynak: www.haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Bilişimde en çok aranan iş pozisyonları

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube
Bilişimde en çok aranan iş pozisyonları.  Bilişimde nitelikli eleman açığı 100 bine ulaşacak.
 
Bilişim sektöründe iş var, nitelikli çalışan yok. 2010 yılında sektördeki insan açığının 100 bine ulaşacağı ifade ediliyor. Parlayacak meslekler ise veri tabanı uzmanı, proje yönetmeni ve iş analisti..

Gazete Habertürk’ün haberine göre TNS Türkiye tarafından online olarak gerçekleştirilen “İnsan Kaynakları Yönetiminde Ekonomik Kriz Önlemleri Araştırması” sonuçlarına göre şirketlerin yüzde 62’si işe alımlarını durduruyor. Bu durumun aksine bilişim sektöründeki eleman arayışı hızla artıyor. Firmalar, kendini birçok alanda geliştirmiş tecrübeli eleman tercih ederken, başta yazılım uzmanı olmak üzere veri tabanı uzmanı, proje yönetmeni ve iş analisti arayışlarını artırıyor. Sektörde veri giriş personelinden yazılım uzmanlığına dek uzanan geniş yelpazede 50’ye yakın meslek var. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de geniş ihtiyaç duyulan ve meslek piramidinin en üst seviyelerinde yer alan yazılım uzmanlığı ve telekom mühendisliği oldukça rağbet görüyor. Ayrıca Türkiye’deki güçlü gelişime paralel olarak Sağlık teknolojileri konusundaki uzmanlara da ciddi anlamda ilgi var.

HP’DE UZMAN ARAYIŞI DEVAM EDİYOR

HP firmasının İK Direktörü Adnan Erdoğmuş teknik alandaki belli konularda ve uzmanlık gerekenlerinde aday bulmakta zorlandıklarını dile getiriyor. Erdoğmuş, pazarlama ve satışın yaninda sap, network gibi birtakım teknik alanların rağbet gördüğünü, yakın gelecekte ise teknoloji danışmanı, çözüm mimarı, satış danışmanlığı ve yazılım geliştirme gibi mesleklerin ön plana çıkacağını iddia ediyor. 2010’da yaklaşık 60 civarında kişi istihdam etmeyi planlayan HP firması; ağırlıklı olarak satış, iş geliştirme, teknoloji uzmanlığı ve danışmanlığı rollerindeki eleman açığını kapatmayı planlıyor. İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sertbaş, yurtdışında bilişim sektöründe kariyer yapanlar için lisansüstü eğitimin kişilerin uzmanlıkları için bir yatırım olarak görüldüğünü ve sektörde birçok önemli pozisyon için tercih edildiklerine değinirken şirketlerin de çalışanlarını yüksek lisans için teşvik ettiklerini söylüyor. Ancak Türkiye’de kariyerine yüksek lisans veya doktora eğitiminden sonra başlamış bir bilgisayar mühendisi bazı pozisyonlar için geç kalmış olarak görülebildiğini belirterek şöyle devam ediyor: “Bilişim firmasından yükselen ve önemli pozisyonlara gelmiş kişilerin de çoğunlukla uzmanlık eğitimlerini sürdüren kişilerden oluştuğu inkâr edilemez.”

TEK ALANDA UZMANLIK YETMİYOR

Bilge Adam Yönetim Kurulu Üyesi Furkan Fırat, son dönemlerde bilgisayar teknolojileri alanında; sistem ve ağ uzmanlığı ve yazılım ve veritabanı uzmanlığı, dijital tasarım alanında web ve grafik tasarımcılığı ve teknik çizim ve 3D uzmanlığı ve bilgisayarda işletme/muhasebe alanında ise bilgisayarlı muhasebe ve SAP finans uzmanlığı eğitimlerine ilginin yoğun olduğunu belirtiyor. “İleriki dönemlerde Bilgi Uzmanı (Power User) adında her sektördeki firmaların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak uzmanlar yetiştirecek kariyer eğitimi planlıyoruz” bilgisini veriyor Fırat.

TEKNİK ROLLERDE İSTİHDAM SIKINTISI

Microsoft Türkiye İK Müdürü Esra Gaon sektörde nitelikli personel sıkıntısı olduğunu onaylıyor. “Sektör genelinde hem beşeri ilişkileri, hem İngilizce bilgi düzeyi yüksek olması beklenen danışmanlık, proje yöneticiliği, sistem mühendisliği gibi teknik rollerde bir istihdam sıkıntısı var. Benzer şekilde internet ve tüketici servisleri bölümümüzdeki çevrimiçi hizmetler kısmen yeni bir alan olduğu için, bu alanda, çevrimiçi yayıncılık ve reklamcılığı bilen, satış ve pazarlama yetkinlikleri taşıyan kişiler bulmak zor olabiliyor” yorumunu yapıyor. Firma, 2010’da kıdemli danışman, teknik müşteri yöneticisi, iş ortakları satış müdürü, satış çözüm yöneticisi gibi pozisyonlarda eleman alacak

İNSAN KAYNAĞI AÇIĞI % 45’E VARIYOR

TÜBİSAD Başkanı Turgut Gürsoy, “2010’da karşımıza çıkacak IT sektöründe 100 bin kişilik açık var” diyor.

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Başkanı Turgut Gürsoy, sektörünün yetişmiş işgücüne çok yoğun olarak ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Uluslararası Çalışma Organizasyonu (ILO) rakamlarına göre Türkiye’de toplam istihdamın binde 5’i seviyesinde bulunan bilgi teknolojileri istihdamı, Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 3.9 düzeyinde. Bu rakamları değerlendiren Gürsoy, “Türkiye’de ne boyutta istihdam yaratabileceğimizin en kesin kanıtları olarak önümüzde duruyor. Üstelik de yapılan araştırmalar, bilişim sektöründe bir kişi için istihdam yaratmanın 5 bin dolar civarında bir yatırım gerektirdiğini ortaya koyuyor. Diğer sektörlerde ise bu rakam 30 bin ile 50 bin dolar arasında değişebiliyor. Bu noktada kaliteli bilişim eğitiminin ne kadar büyük önem taşıdığını kesin ve net hatlarla bir kez daha görebiliyoruz” diyor. Bugün Türkiye’de yaklaşık 120 bin kişi bilgi teknolojileri ile ilgili bir pozisyonda görev alıyor. Önümüzdeki yıl için de bilişimde en az 100 bin kişilik bir ihtiyaç söz konusu. Gürsoy, bu rakamın yıllar itibarıyla yükseleceğini söylüyor.

DEVLETE ÖNEMLİ İŞ DÜŞÜYOR

Yeni Türk Ticaret Kanunu’na göre her şirketin bir web sitesi olması gerektiği belirten Gürsoy, “TOBB verilerine göre Türkiye’de şu anda 1.3 milyonun üzerinde şirket olduğu biliniyor ve bunların sadece 130 bininin web sitesi var. Eğer devlet bu kanunun üzerine yoğunlaşırsa zaten var olan web tasarımcısı ihtiyacını ciddi şekilde arttıracak” diyor.

YAZILIM TEST UZMANI BULMAKTA ZORLANILIYOR

En zor bulunan pozisyonlar aynı zamanda en çok aranan pozisyonlar. Bunlar da şöyle sıralanıyor: Yazılım Test Uzmanı, İş Zekâsı Uzmanı, Web Yazılım Uzmanı, Web Tasarımcısı, Flash Tasarımcısı, Web Master, Animasyon Tasarımcı (2D / 3D), Sistem Yöneticisi, Veritabanı Yöneticisi, Bilgi İşlem Destek Teknisyeni, Yazılım Geliştirme Uzmanı ve İş Analisti.

BİLİŞİMDE EN ÇOK ARANAN POZİSYONLAR

  • İş geliştirme, CRM uzmanı, E-Commerce uzmanı
  • Yazılım Mühendisi,uzman Yazılım Mühendisi (Özellikle JAVA/C++ deneyimi olan)
  • Ar-Ge departmanlarında; Sofware tasarım, Hardware tasarım uzmanları
  • IT Security, UNIX Admin, SAP, ABAP
  • Network Mühendisleriri tabanı uzmanı/yöneticisi
  • İnternet ve Mobil uygulamalar uzmanı, iş uygulamaları uzmanı, test uzmanı
  • İş analisti
  • Proje yönetmeni
  • Veri sistemleri ve uygulamaları uzmanı
  • Destek elemanları (MYO mezunları)
  • Müşteri yöneticisi

İÜ Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sertbaş, yurtdışında bilişim sektöründe kariyer yapanlar için lisanüstü eğitimin kişilerin uzmanlıkları için bir yatırım olarak görüldüğünü ve sektörde birçok önemli pozisyon için tercih edildiklerine değinirken şirketlerin de çalışanlarını yüksek lisans için teşvik ettiklerini söylüyor. Ancak Türkiye’de kariyerine yüksek lisans veya doktora eğitiminden sonra başlamış bir mühendisin bazı pozisyonlar için geç kalmış olarak görülebildiğini belirterek şöyle devam ediyor: “Bilişimde önemli pozisyonlara gelmiş kişilerin de çoğunlukla uzmanlık eğitimlerini sürdüren kişilerden oluştuğu inkar edilemez.”

TELEKOMLA İLGİLİ ALANLAR DAHA ÇOK İLGİ GÖRÜYOR

Data Expert İK ve Yönetim Danışmanlık Genel Müdürü Hasan Altunkaya, “Bilişimin telekomla bütünleşen alanları daha çok rağbet görüyor” diyor ve devam ediyor: “Bu alanda kritik uzmanlık pozisyonları internet kanalları ve teknolojileri, pazarlama ve stratejik iş geliştirme. Zor bulunan pozisyonlar ise sertifikasyon gerektiren pozisyonlar.”

Altunkaya, e-devlet de dahil olmak üzere birçok alanda acil 20 bin kişi arandığını söylüyor:

  • e-devlet 2000,
  • yazılım 3000,
  • Ar-Ge 2000,
  • IT Security, UNIX Admin, SAP, ABAP 2500,
  • Network Mühendisleri 1500,
  • İnternet ve Mobil uygulamalar uzmanı 1500,
  • Veri tabanı uzmanı/yöneticisi, proje yönetmeni, iş analisti 2500,
  • Destek elemanları (MYO mezunları, teknik eleman) 5000

Kaynak: www.haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

E-Devlet Ve Sakıncaları

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube
E-Devlet Ve Sakıncaları
E-Devlet Uygulaması, devlet hizmetlerinin kullanıcı ihtiyaçları gözetilerek elektronik ortamda, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ortak bir nokta üzerinden vatandaşa ulaştırılması amacıyla hazırlanmakta olan bir yapıdır.Buraya kadar herşey doğrudur.Fakat elektronik ortamda bu bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçme olasılığı daha yüksektir.Bu nedenle kullanıcılar internet adreslerinde “gov.tr” veya “https://” ibaresi görmeden veya güvenmediği bir ortamda TC kimlik numarasını paylaşmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TC kimlik numarasını paylaşan vatandaşımızın tüm bilgilerine erişilebilir.E-Devlet Kapısı’nın faaliyete geçmesiyle birlikte TC kimlik numaraları kullanılarak elektronik devlet hizmetlerine tek bir merkezden erişilebilecektir. İnternet, mobil teknolojileri veya çağrı merkezi aracılığı ile vatandaşların kamu hizmetlerine 7 gün 24 saat güvenli bir şekilde ulaşabilmesi sağlanacaktır…

Örnek verilecek olursa;
– Banka hesapları
– İkamet edilen adres
– Mezun olunan okullar
– Girilmiş ve girilecek olan tüm sınavlar….

Kısacası TC kimlik numarası kullanılan her birim ve her yerden tüm maddi ve manevi bilgilerinize erişilebilir…Bu nedenlerden ötürü güvenmediğiniz kişilerle veri aktarımı bile kurmak sakıncalıdır.Önceki makaleleri takip edersiniz daha çok bilgilere sahip olabilirsiniz..

Kaynak: www.1923turk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Pentagon siber saldırıya uğradı

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Bir casus 2008’de ABD üssüne sızmış.  
Amerikan Savunma Bakanlığı, 2008 yılında Ortadoğu’daki bir Amerikan üssüne sızan yabancı bir casusun, bakanlığa ait gizli bilgilere ulaşım imkânı sağlayan bir program yüklediğini açıkladı.

ABD ordusuna ait bilgisayar sisteminin, 2008 yılında Ortadoğu’daki bir üsse sızan casusların siber saldırısına maruz kaldığı açıklandı. Savunma Bakan Yardımcısı William J. Lynn, Forreign Affairs Dergisi’nde yayımlanan makalesinde, üsse sızan ajanın, taşınabilir bir bellek yardımıyla bilgisayar sistemine yüklediği yazılımın, Merkez Komutanlığı’nın bilgisayar sistemine bulaştığı, bu yolla da ABD ordusuna ait gizli bilgilerin yabancı istihbarat servislerinin eline geçmesini sağlayan sanal bir köprü oluştuğunu yazdı.

RESMEN  KABUL ETTİ
Pentagon’un 2008 yılında yabancı istihbarat servislerinin saldırısına uğradığı daha önce de öne sürülmüş, ancak yetkililerden resmi bir açıklama yapılmamıştı. Uzmanlar, Lynn’in açıklamasının, Pentagon’un ABD’nin bilgisayar sistemlerinin karşı karşıya olduğu tehditler konusunda Kongre’nin ve kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçladığını vurguluyor.

Kaynak: www.Haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Devlet saldırı testinden geçecek

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube

Kamu kurum ve kuruluşlarının ayrılmaz bir parçası haline gelen bilgisayar sistemlerinin güvenirliliğini sağlamak ve sistemin dayanıklılığını test etmek için tatbikat düzenlenecek.

BTK ve TÜBİTAK tarafından oluşturulan ‘saldırı timi’ iki gün boyunca kurumların sistemlerini çökertmeye çalışacak. Zaman’ın haberine göre, BTK Başkanı Tayfun Acarer, yeni dünyada savaşların sanal âlemde yaşandığını belirtti.
 
Giderek büyük önem arz eden kamu kurum ve kuruluşlarının bilgisayar sistemlerini güçlendirmek için her ülke değişik önlemler alıyor. Türkiye’de de kurum ve kuruluşların, siber saldırılara karşı ne kadar güvenli olup olmadığı ekim ayında test edilecek. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile TÜBİTAK tarafından özel oluşturulan ‘saldırı timi’ iki gün boyunca, gerçek saldırılarla kurumların bilgisayar sistemlerinin çökertilmesi dâhil, ele geçirilmesi, kontrol edilmesi ve bilgi sızdırılması için çabalayacak. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli bilgilerinin saklandığı kurumların sistemlerinde bir güvenlik açığının olup olmadığı test edilmiş olacak. Tatbikat, BTK ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından organize ediliyor. Tatbikata, isteyen özel şirketler de katılabilecek.

Tatbikat sırasında, gerçek saldırılar yapılacağı için, kurumların sistemlerinin bundan zarar görmemesi de göz önünde bulunduruldu. Bunun için, gerçeği ile aynı özelliklere sahip yeni sistemler oluşturuldu. En ağır saldırılar bu sistemlere yapılacak. Böylece, kurumların gerçek sistemleri zarar görmeyecek, ancak eksikler ortaya çıkarılacak.

Konuyla ilgili Zaman’a bilgi veren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, siber güvenliğin artık ülkeler için hayati önem taşıdığını söyledi. Pek çok ülkenin siber güvenlik ile ilgili çalışma yaptığına dikkat çeken Acarer, yeni dünyada savaşların sanal alemde yaşandığını belirtti. Sanal âlemde güvenliği sağlamak için Güney Kore’de sanal polis teşkilatı, ABD’de ise sanal komutanların olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Güvenlik ve maddi zarardan korunabilmek için siber saldırılara karşı koyabilmek çok önemli. Bu sebeple siber savunma konusunda karşılaşılan sorunlarla ilgili tatbikatların yapılması son derece önemli. Gerçekleştireceğimiz tatbikatta ‘siber saldırı senaryoları’ hazırlanacak ve bu senaryolar çerçevesinde kamu kurumlarının alması gereken önlemler masaya yatırılacak. Tatbikatta, sistemin dayanıklılığının, sistemin açıklarının görülmesi sağlanacak. Buna göre gerekli önlemler alınacak. Tatbikatlar ilerleyen dönemde tekrarlanacak. Yeni gelişmelere göre güvenlik önlemleri yenilenecek.” Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Acarer, Türkiye’ye siber güvenlik elemanı alınması konusunun da gündemlerinde olduğunu belirterek, “Ama nihai karar ne zaman alınır bilmiyorum. Siber güvenlik, üzerinde konuşulan ve bundan sonra da çok konuşulacak bir konu.” ifadesini kullandı.

Kaynak: www.Haberturk.com

Paylaşın: Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmailFacebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
Takip Edin: twittergoogle_pluslinkedinyoutubetwittergoogle_pluslinkedinyoutube