Şükret, Mutlu Ol

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

GİZEM SEVİNÇ SELVİ / HABERTÜRK PAZAR 

Batı dünyası “şükretmeyi” yeniden keşfediyor. Bu trend dahilinde piyasaya sayısız kitap, film ve uygulama çıkıyor. Ama bu kadar tantanaya gerek yok; zira hayatta mutlu olmanın sırrı sadece elinin altındakileri görebilmek…Baştan belirteyim, bu kesinlikle “Gerçekten yeni bir çoraba ihtiyacınız var mı?” diyerek edebiyat parçalayan bir yazı olmayacak. Evet, çoraba ihtiyacınız olmayabilir ama yenisini almanın ne kadar eğlenceli olduğu da tartışılmaz. Gelin görün ki her şeye rağmen bir şeyler ters gidiyor. Kabul edelim, mutsuzuz. Üstelik işten çıkıp koştura koştura gittiğimiz yoga seanslarına ve kaç çift olduğunu unuttuğumuz ayakkabılarımıza rağmen mutsuzuz. Eminim nedenini siz de sorguluyorsunuzdur ve raflarınız alıp alıp okumadığınız, okusanız da pek bir şey anlamadığınız kişisel gelişim kitaplarıyla dolup taşıyordur. Peki gerçekten derdimiz ne? Para mı? Sevgili mi? Eş mi? İş mi? Ya bunlar varken bile mutsuzsak?

ŞENLİĞİ KAYBETTİK

İngiliz yazar Anna Hart’a göre yanıt çok basit: “Şükürsüzlükten!” Hart’a hak vermemek zor. En son hayatınızda olan neyi kutladınız mesela? Hatırlıyor musunuz? Bakın Osho “Meditasyon, Kutlama Sanatı” kitabında neler demiş: “Şenlik, boyutu anlaşılması gereken en önemli şeydir ama biz onu tamamen kaybettik. Şenlik derken, anbean size gelen her şeyin keyfini çıkarma kapasitesinden söz ediyorum… Eğlenirken bile eğlenmiyors, bunun keyfini çıkarmıyorsunuz. Zaten kazanmak için oynayınca oyun bir işe dönüşüyor; o zaman sadece sonuç önemli oluyor.”

ŞÜKREDENLERİN MODU YÜKSEK!

Aslında bu “zihin” edebiyatına da karşıyım ama sanırım Osho haklı. Bu noktada American Psychological Association’ın (APA) geçtiğimiz nisanda yaptığı araştırma dikkate değer. Bulgular kısaca şöyle: Sahip olduklarına şükredenlerin “modu” her daim çok daha yüksek, uykuları çok daha düzenli ve kendilerini yorgun hissetme oranları gözle görülür biçimde daha düşük. Aslında bu meselenin ayak seslerini uzun zamandır duyuyoruz. Julia Roberts’ın yediği, dua ettiği, üstüne Javier Bardem’ine kavuştuğu günleri unutmuş olamazsınız (“Ye, Dua Et, Sev”i mutlaka izleyin). Bunun üzerine “anı yaşa” mottolu kitapların, filmlerin pazarı nasıl parsellediğini de! Sadece Apple Store’da 163 ayrı şükretme uygulaması var. Amazon’da “gratitude” (şükran) diye arama yaptığınızda karşınıza 20 bin 451 doküman yığılıyor. Janice Kaplan’ın şükrederek yaşama kabilinden kaleme aldığı “The Gratitude Diaries”, İngiltere’de yılın en popüler kitaplarından biri oldu. Tüm bu mutluluk projeleri rafların en önünde yok sattı.

ÖNCE YAŞAYIN 

Ama cilt cilt kitap okumak, sizi daha mutlu bir insan yapmıyor. Zira bu kitapların şöyle bir handikabı var; okurken her şey muazzam ama kitap biter bitmez elimiz depresyon hırkası arıyor! Anne Hart ise “Ama ilginçtir, nelere şükrettiğinize dair aldığınız 1-2 satır notun hayatınızı değiştirmesi mümkün olabilir” diyor. Okuyun, öğrenin, deneyimleyin ama yanıtı kitaplarda ararken kendi hayatınızda ne olup bittiğini kaçırmayın; yani önce yaşayın! Bu arada celebrity güruhu da “şükür trendi”nden nasibini alıyor elbette. Son zamanlarda ünlülerin demeçlerinde en çok kullandıkları kelime “thankful” (müteşekkir) olabilir. Jennifer Lopez’in, Justin Bieber’ın ya da Katy Perry’nin twit’leri ve Instagram postları #blessed (mübarek) ve #grateful’dan (minnettar) geçilmiyor.

İYİ Kİ HAYATIMDA
Tabii dijital âlem de geri kalmıyor. Mesela, İngiliz Carla White tarafından hayata geçirilmiş bir tür “şükür günlüğü” olarak çalışan “Bliss” adlı uygulamayı yüklediğinizde karşınıza çeşitli boşluk doldurma soruları geliyor. Bunlardan ilki: “‘İyi ki hayatımda dediğiniz birini seçin.” Bu kişi ailenizden ya da çevrenizden herhangi biri olabilir. Ardından neden bunun için mutlu olduğunuza dair bir küçük paragraf yazmanız isteniyor. Sonra her gün, o gün için minnet duyduğunuz 5 maddeyi listeliyorsunuz.

Uygulamayı ben de yükledim, denedim. Ve hiç beklemediğim şekilde memnun kaldım! Şöyle anlatayım; belki de “Bliss” olmasa, annem bana borç verdiği için minnet duymak aklımın ucundan geçmeyecekti. Yani birkaç günlük deneyimimle söyleyebilirim ki işe yarıyor. Unutmanıza imkân da vermiyor, “Haydi, bugünün 5 maddesi” gibi uyarılarla kendini her gün hatırlatıyor. İsterseniz bu maddeleri Instagram’a post’layabiliyorsunuz ayrıca. Ama bana sorarsanız böylesi, yemek paylaşımlarından bile daha büyük görgüsüzlük. Yine de siz bilirsiniz, neticede herkesin şükürü, Instagram’ı kendine!

Her gün kendine hatırlat

Carla White’ın hikâyesi öyle vurucu ki, bize şükretmenin ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırlatıyor. Bu aplikasyon nasıl ortaya çıktı dersiniz? White, “Bundan birkaç yıl önce babamı kaybettim, ardından iflas ettim ve büyük bir depresyon geçirdim” diye başlıyor anlatmaya. “Kişisel gelişim kitapları okumaya çalışsam da başaramadım, sonunu getiremiyordum. Sonra hergün birkaç dakikamı ayırarak bir şükran günlüğü tutabileceğimi düşündüm.” Devamında yalnızca 2 ay içinde nasıl da toparlanmaya başladığını, yavaş yavaş sağlığına kavuştuğunu ve yeni iş fırsatlarına göz atmaya başladığını sıralıyor. Bunun için yaptığı tek şey, elinin altında olanları her gün kendisine hatırlatmak olmuş.

Evren size her gün mucizeler hazırlar

“Masat Terapi” kitabının yazarı, Türkiye’de yaşayan Judith Malika Liberman’la “şükretmek” hakkında konuşma fırsatım oldu ve şöyle güzel bir hikâye anlattı. Paylaşmasam olmaz: “Geçtiğimiz hafta Tiyatro Medresesi’nde düzenlediğim atölyede katılımcılarla ‘Gizli Melek’ adlı bir oyun oynadık. Basit bir oyun aslında; küçük bir kura çekiyoruz ve ismini çektiğiniz katılımcıyı 1 hafta boyunca gözlemleyip onun gizli meleği oluyorsunuz. Bu bir yüreklendirme cümlesiyle de olabilir, gününü güzelleştirecek küçük bir detayla da… Atölyenin sonunda katılımcılardan Ebru yanıma gelip ne dedi biliyor musun? ‘Bu hafta meleğimden gelen her kahve ya da sarılma sonrası inanılmaz bir şükür duygusu kapladı içimi. Çünkü görüldüğümü ve desteklendiğimi hissettim. Bunun üzerine gerçek hayatta da hiçbir şeyin farklı olmadığını fark ettim.” Bu kadarı biraz fazla naif görünse de Ebru’nun Liberman’a anlattıkları şöyle: “Aslında her gün kafede birileri bana kahve servis ediyor. Makineler çamaşırlarımı yıkıyor ve dolmuş şoförleri beni gitmem gereken yere götürüyor. Ama bugün gizli meleğim getirene kadar birilerinin bana kahve hazırladığının bile farkında değildim…” Liberman, “Ebru’nun söyledikleri çok önemliydi. Bu, bir haftalık değil, hayatımız boyunca oynanacak bir oyun aslında” diyor ve ekliyor: “Evren şapkadan sizin adınızı seçti, şanslısınız. Ve unutmayın ki evren bu oyunu çok sever. Sizin için her gün mucizeler hazırlar. Size düşen tek şey, fark etmek ve şükretmek.”

www.haberturk.com

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Asosyalleştiren Sosyal Medya ve Internet Bağımlılığı

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Asosyalleştiren Sosyal Medya ve Internet Bağımlılığı

Dünya üzerinde 1,35 milyar kişi Facebook kullanırken; Türkiye 36 milyon kişilik kullanıcı oranıyla dünyada ilk 5 arasında yer alıyor.

Buluşup görüşemediğimiz arkadaşlarımızla irtibatı kopartmamak ya da yeni arkadaşlar edinmek ve daha birçok faydası var elbette sosyal medyanın. Pazarlama ya da yeni iş bağlantıları için de çok faydalı olduğu aşikar.

Ama gerçek sosyal hayat ile sanal mecralar arasındaki dengeyi kurabilmek çok önemli.

Dijitalin manyetizmasına kendini fazla kaptıranlarımız, özellikle de gençlerimiz, internette adeta sanal bir hayat yaşamaya başlıyor ve sosyalleşmek yerine asosyalleşiyor.

İnternet Bağımlılığı şu şekilde tanımlanıyor: “Aşırı özlem ve istek içinde, niyetlenilenden daha uzun sure internette kalmak, çevrimiçi geçirilen süre hakkında yalan söylemek, interneti duyguları yönetme aracı olarak kullanmak, interneti kullanmak için mesleki, akademik ve sosyal hayatını tehlikeye sokmak.”

İnternete bağımlılığının bazı sebepleri:

  • Şehirleşme ve yalnızlaşma
  • Çalışan anne-baba
  • Çocuğa ayrılan zamanın azalması
  • Tek çocuk sendromu
  • AVM kültürü,
  • Çocuk yetiştirme işinin bakıcılara, kurslara devri

Baba maç seyrediyor anne dizisini kaçırmıyor çocuklar da bilgisayarın internetin başına. Sürekli resim paylaşma ihtiyacı duyuyor, beğeni sayısını sürekli kontrol ediyor ve beğeni sayısı düştükçe morali bozuluyor.

Internet bağımlısı olan gençlerimiz kendilerine gerçek olmayan makyajlı kimlikler yaratıp internette yaşamaya başladı. Gerçek hayatında yaşayamadığı bu karakteri benimsiyor ve hatta araştırmalara göre asosyal insanların sosyal medyada daha çok zaman harcadığı tespit ediliyor. Asosyal birey bambaşka bir karaktere dönüşüyor, aslında olmadığı ama olmak istediği bireyi sosyal medyada yaşıyor. Dış dünyaya nadiren çıktığında bile internetten kopamıyorlar.

Bir cafede toplanan arkadaşların birbirleriyle hiç konuşmadan sürekli ellerindeki “akıllı” telefonlarıyla uğraşmaları ve muhabbetsiz bir ortamda saatlerce geriye kaykılıp yatar pozisyona yakın bir şekilde oturmaları sık rastlanabilir bir manzara haline geldi.

Yedikleri sıradan bir yemeğin bile resmini Instagram’a koyanlar, kendi evini Foursquare’de Sultan Konağı diye kaydederek check-in yapanlar, twitter’da kendi kendine konuşanlar, internetten arkadaş arayanlar, linkedin’de selfie paylaşanlar, aynı mekanda karşı masada oturan birine merhaba diyemediği için instamessage yada 4sq kullanarak mesaj atanlar…

İnsanların yalnızlaşmasına önemli işaretlerden bir diğeri de Selfie Stick. “Bakın ne güzel dansediyorum, Ne kadar çok eğleniyorum.” demek için dudaklar şekilden şekilde giriyor selfie’lerde.

Sosyalleşmek adına hayatının her anını büyük bir hevesle paylaşan gençlerimizin durumu aşağıdaki videoda çok güzel anlatılmış:

Sizin Hakkınızda Her Şeyi Bilen Gizemli Adamın Sırrı..!

 

Artık eski arkadaşlıklar, muhabbetler kalmadı. Gerek de kalmadı çünkü herkes birbiri hakkında herşeyi görüyor biliyor “like”lıyor zaten… Vefat haberlerinin de altına başın sağolsun yorumu yazıyor ve like’lıyoruz artık. Arkadaşımızı arayıp üzüntüsünü paylaşmaya gerek yok. Sosyal medya ne için var?

Aynı mekana beraber gidip beraber check-in yapan arkadaşların birbirlerinin 4sq check-in lerine yorum yazıp “Like” etmeleri normal algılanmaya başlandı.

Verilmeye çalışılan mesaj “Ne çok eğleniyoruz… Ne çok mutluyuz…” Yalan külliyen yalan! 

Her gördüğüne sahip olmak isteyen, başkalarının hayatlarını görerek sürekli mutsuz olan gençler. Tüketim, tüketim, tüketim… Yüzeysel ilişkiler, fast food kültürü, hızla tüketilen yaşamlar.

Gençlerimizin internet bağımlısı sanal bir hayat sürmemesi için, dostlukları, geleneklerimizi, kültürümüzü unutmamalarını sağlamak için çocuklarımızı, gençlerimizi bilinçlendirmekte en büyük görev ailelerine düşmekte.

Gençlerimiz gerçek dünyaya, yüz yüze iletişime ve sosyal aktivitelere yönlendirilmeli, internetin eğlenmek veya bilgilenmek için bir araç olduğu fikrine alıştırılmalıdır.

“Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz…” diyen Süleyman Demirel’in yaklaşımıyla meseleleri çözümeyiz. “Binaenaleyh” meseleler çok daha zor çok daha büyük meseleler haline dönüşebilir mazallah…

En iyi arkadaşlarınızı en son ne zaman aradınız? Ne zaman buluştunuz? Hadi arayın ve arkadaşlarınızla buluşun. Bırakın akıllı telefonunuzu, kafanızı kaldırın etrafınıza bakın…

Selamlar, sevgiler 🙂

Sosyal Medyanın İnsanlar Üzerindeki Etkisi

 

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kovulmak Bazen İyidir

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kovulmak Bazen İyidir

Kovulmak bazen iyidir. Ders çıkartabilirseniz kriz ve kaos ortamı bir şeyler öğrenmek için iyi bir fırsat olabilir. Sakince, dur ve düşün.

Steve Jobs, başarılı bir iş hayatının yanında düzensiz ve aşırı hırslı bir yönetici olarak da eleştirilmekteydi. 1983 yılında Pepsi-Cola’nın CEO’su John Scully’i “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun?” sözleriyle ayartarak transfer etmiştir. Ve John Sculley 1985 yılında Steve Jobs’u kovmuştur!

Steve Jobs bu dönemi için: “Apple’dan kovulmak başıma gelen en iyi şeylerden biriydi. Başarılı olmanın ağırlığı yerini yeniden başlamanın verdiği bir hafifliğe bırakmıştı. Kovulmak hayatımın en yaratıcı dönemine azat olmamı sağlamıştı.” demiştir.

Bazen yanlış bir şirkette yanlış bir pozisyonda olabilirsiniz. Bir şeyler uymamış, ya da zamanlama yanlış olabilir. Doğru zamanda doğru yerde olabilmek her zaman sizin elinizde olmayabilir. Şans ve doku uyumu da önemli.

Tüm çevre faktörleri doğru olsa bile başarılı olacağınızın her zaman garantisi yok. Başarısızlık sizin hatanız olabilir ya da olmayabilir.

Yöneticilerin görevi başarı için gereken tüm kaynakları, yeterli ve yetkin bir ekibi, kurum kültürünü, takım ruhunu oluşturmak ve yönetmektir. Özellikle de hizmet şirketleri Yetenek Yönetimiyle en önemli girdisi olan insan kaynağından nasıl daha iyi faydalanabileceğini bulabilir yada yanlış olarak yetenek yönetimine gereken önemi vermez ve elindeki yetenekleri kaybedebilir.

Michael Bloomberg bir kitabında şöyle yazmıştır: “Benim işim, yetenekleri cezbetmek, işe almak, tatmin etmek, iş ahlakı konusunda onlara rehberlik yapmak, yeteneklerine uygun işlere atamak ve hep birlikte, işbirliğiyle çalıştıklarından emin olmaktır.”

Kovulmak yada istifa etmek belki de ihtiyaç duyduğunuz yeni başlangıçtır. İşe giderken ayaklarınız geri geri gidiyorsa, tutkunuzu, enerjinizi, rüzgârınızı kaybetmişseniz yeni bir başlangıç yapma zamanı çoktan gelmiş demektir.

Eleştiriye ve öğrenmeye açık olmanız gerekir. Herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışın. Kendinizi tanımaya, mevcut durumunuzu anlamaya çaba harcayın. Dışarıdan nasıl algılandığınız konusunda sizi iyi tanıyanlara danışın. Kayıp zamanlarınızdan ve başarısızlıklarınızdan ders çıkartın ve kendinizi geliştirin.

Hata yapmadığını söyleyen insan ya hiç bir şey yapmıyordur yada yalan söylüyordur. Düştüğünüzde yeri dövmeyi bırakın. Araştırmayı ve öğrenmeyi alışkanlık haline getirin…

Başarılar, mutluluklar, sevgiler… 🙂

 

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Yeniden Doğuşun Acılı ve Zorlu Süreci – Kartallar ve İnsanlar – National Geographic

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Yeniden Doğuşun Acılı ve Zorlu Süreci - Kartallar ve İnsanlar – National Geographic

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40’a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.

Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır… Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır.

  • Ya ölümü seçecektir,
  • Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.

En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.

Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

National Geographic – “Kartallar ve İnsanlar”

 

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Bazı otellerde insan kaynakları süreçleri nasıl işliyor?

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Bazı otellerde insan kaynakları süreçleri nasıl işliyor?

Yaklaşık bir sene önce, başarılı bir otel yöneticisi olan arkadaşım dertleşmek için beni aradı. Bir süredir işsiz olduğunu ve nedense iş bulamadığını söyledi. Enteresan olanınsa hiç alışık olmadığı bir şekilde ya ilk görüşme sonrasında reddedildiğini ya da başvurularına olumlu/olumsuz hiçbir cevap alamadığını söyledi.

Eski çalıştığı işyerlerinden birinin olumsuz referans veriyor olabileceğini, hangisi olduğunu öğrenmek için de eski çalıştığı otelleri bir arkadaşına aratmasını ve kendisi için referans istemesini tavsiye ettim.

Kısa bir süreliğine çalıştığı bir otelin patronunun kendisi hakkında hayali bir senaryo ve uydurma olaylar anlattığını öğrenmiş. Görev tanımı patronun dediklerini birebir yerine getirmek olan sözde insan kaynakları görevlisinin de aynı şekilde yalancı şahitlik ettiğini öğrenmiş.

Yasal olmayan bir şekilde maaşları elden ödeyen ve maaşları eksik ödeyerek çalışanların 1-2 maaşını teminat olarak tutan işvereniyle anlaşamadığı için bu otelden ayrılmış ve epeyce bir alacağını da bırakmak zorunda kalmıştı.

Bu durum turizm sektöründeki bazı patronların ve İK çalışanlarının oteller için en önemli girdi olan insan kaynağına bakış açısını ortaya koymaktadır.

Diğer yandan referans kontrolü yapan insan kaynakları görevlilerinin de sadece bir referansın söylediği hayali senaryoya inanması ve başka bir kontrole gerek duymaması da dikkat çekici bir durum.

Sonuç olarak yönetici arkadaşım kısa bir süreliğine çalıştığı bu oteli özgeçmişinden çıkarttı ve kısa sürede iş buldu.

Happy End! 🙂

Diğer yazılarımı da okumak isteyebilirsiniz:

 

 

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Şifrenizi Korumak için 6 İpucu

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Bilgisayarınızı, cep telefonunuzu, hesaplarınızı, kredi kartı bilgisi verdiğiniz alışveriş sitelerindeki hesaplarınızı ve mali veya kişisel bilgilerinizi bıraktığınız sosyal arkadaşlık ağları da dahil tüm web sitelerindeki hesaplarınızı kuvvetli şifrelerle koruyun.

Kuvvetli şifreler en az sekiz karakter uzunluğundadır ve büyük ve küçük harf, rakam ve simgelerden oluşan bir kombinasyodur. Bu şifrelerin sizin tarafınızdan hatırlanması kolaydır ancak başkaları tarafından tahmin edilmesi güçtür.

1) E-posta ya da IM aracılığıyla asla şifrenizi göndermeyin
Şifrelerinizi arkadaşınız, aileniz bile olsa e-posta, anlık mesaj ya da metin mesajlarında asla paylaşmayın.

2) Bir e-posta ile şifreniz isteniyorsa asla vermeyin
48 saat içinde cevap vermezseniz hesabınız kapanacak diyen ve kullanıcı adı ve şifrenizi e-posta üzerinden açılacak linklerle yenilemenizi isteyen maillere asla cevap vermeyin. Bu sizin kimliğinizi çalmak için bir tuzaktır.

3) Mali işlemlerinizi evinizdeki bilgisayardan gerçekleştirin;
Halka açık bir bilgisayarda veya halka açık kablosuz bağlantı kullanarak kendi bilgisayarınızda kesinlikle banka işlemleri, alışveriş yapmayın, fatura ödemeyin veya diğer kişisel işlerinizi gerçekleştirmeyin.

Bilgisayar veya benzeri bir cihaz kullanırken arkanızdan sizi izleyenlere dikkat edin. Şifre, PIN, kullanıcı adı ya da bu tip diğer hassas bilgileri arayan insanlar halka açık bir bilgisayar ya da telefonunuza girerken parmaklarınızı veya ekranı izleyebilir.

4) Şifrenizi gizli tutun
Şifrenizi arkadaşlarınızla ailenizle, özellikle çocuklarınızla paylaşmayın.

5) Şifrelerinizi iyi saklayın
Şifrenizi bilgisayarınızdaki bir dosyada tutmayın ya da şifrenizi telefonunuza yazmayın. Bu PIN numaranızı ATM kartınızın üzerine yazmakla aynı şeydir.

6) Birden fazla şifre kullanın
Banka ve diğer önemli işleriniz için ayrı şifreler kullanın.

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Şifre Seçimi ve Güvenlik

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail
Şifre Seçimi ve Güvenlik

İnternet ortamın herkesin hesapları mevcuttur. Tabi ki de bu hesaplara girerken şifreler kullanılmaktadır. Peki bu şifreleri seçerken ne kadar güvenli seçiyoruz? Ya da şifreleri yazarken ne kadar bu güvenliğimizi düşünüyoruz. Çoğu kişi basit şifreler seçebiliyor ve bunların çözülme şansı yüzdelik ihtimal ile %75 ile %90‘tır. Şifre seçiminde ve kullanımında dikkat edilmesi gerekenler;
  • Şifre seçerken harf, sayı ve karakter kullanılmalıdır. Bu şifrenin tahmin edilebilme oranını düşürür. Örneğin; h4sab1991! gibi
  • Şifrede ki karakterlerin kombinasyonu farklı olmalıdır. Çünkü art arda kombinasyon değişmese tahmin edilebilir. Örneğin; Alperalper olmamalıdır.
  • Şifrelerinizde adınız, soyadınız, cep numaranız, doğum tarihinin olmamasına özen göstermeniz lazımdır.Çünkü şifrenize ulaşmak isteyen kişiler önce size Sosyal Mühendislik olarak adlandırılan yollar ile bilgilerinizi alabilir. Ve bu bilgileri şifrelerinizde kullanarak tahmin edebilir. Buna örnek vermek gerekirse Alper86cicek v.b şifrelerin tahmini yapılmaktadır. Örneğin; alp13dps- gibi şifreler kullanılmalıdır.
  • Şifrelerinizi olabildiğince uzun tutmaya çalışın ve farklı karakterler girdiğinizde şifrenin kombinasyonu güçleşecektir.
  • Herhangi bir hesapta kullandığınız şifreyi başka hesabınızda da kullanmamaya özen göstermelisiniz. Çünkü aynı şifreyi kullandığınız bir hesap ele geçirilirse diğer hesabınızda ele geçirilmektedir.
  • Umuma açık alanlarda( net cafe ) kullandığınız ya da ortak olarak kullandığınız bilgisayarlarda hesap girişlerinizde “beni sonra hatırla” seçeneğinin işaretli olmamasına dikkat etmelisiniz.
  • Hesaptaki işiniz bittikten sonra direk sayfayı kapatmadan çıkış/logout bölümünü kullanarak çıkış işleminizi gerçekleştirdikten sonra tarayıcınızı kapatabilirsiniz.
  • Artık şifrelerinizi girerken sanal klavyeyi tavsiye etmiyorum. Günümüz teknolojisi gün geçtikçe ilerlemektedir.Yazılımcıların yazdığı zararlı yazılım olan Keylogger ’ların bir çoğu anlık görüntü olarak sanal klavyeden girilen şifreler tespit edilebilmektedir.
  • Eğer bunları bir kullanıcı dikkat ederse bilgi kaybına ve dolandırıcılıktan korunmuş olur.Unutulmamalıdır ki; saldırganın nasıl saldırılacağını bilmiyorsanız kendinizi koruyamazsınız ve korumakta güçlük çekersiniz.
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kontör Çetesine Dikkat Edin

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kontör Çetesine Dikkat Edin
Şimdi de kontör çeteleri iş başında. İnsanları arayıp “Biz polisiz”, “Üst düzey güvenlik memuruyuz” gibi yalanlarla insanların kontörlerini alıyorlar. Son dönemde polise sık sık bu tür dolandırıcılık ihbarları geliyor.

Polisin tavsiyeleri şunlar : size bu tur bir arama gelirse hemen inanmak yerine önce polis merkezine arayanın numarasını bildiriniz . Arayan numara görünmüyorsa bile hangi numaraya kontör isteniyorsa onu bildirmeniz gerekmektedir. Arayanlar genelde sizi yapmadığınız bir şeyden dolayı suçlu tutmaya çalışıyor, buna kanmayınız. Sadece suçlamalar ile değil yardım bahanesi ile de sizden kontör isteyenler olabilir. Dikkat etmeniz gereken en önemli şey ise , sizi arayıp kontur isteyenlerin kullandıkları tavırları. Bunlar inandırıcı olması için arka plandan telsiz sesleri bile gelebiliyor. Sizden alınan kontörleri daha sonra satmak üzere biriktiriyorlar.

Kaynak: www.haberturk.com

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kişisel Güvenliğe Yönelik 4 Önemli Tehdit

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kişisel Güvenliğe Yönelik 4 Önemli Tehdit
Kimlik Hırsızlığı ve Çevrimiçi Dolandırıcılık

Kötü niyetli kişilerin hakkınızda kişisel bilgiler toplayıp bunları sizin yerinize geçmek için kullanması kimlik hırsızlığıdır. Yaş bir sınır değildir; bu kişiler, gençlerin ve çocukların kimliklerini çalabilir. Kimlik hırsızlığında en riskli yaş grubu 18 – 29 arasıdır.

Bu kişilerin sizin adınıza kredi kartınızla alışveriş yapması, devlet tahvillerini paraya dönüştürmesi, banka hesabı açması, borç alması ve hatta suç işlemesi için çok fazla kişisel bilgiye ihtiyaç yoktur: TC Kimlik numaranız, şifreniz, adresiniz, annenizin kızlık soyadı, banka hesap numaranız veya PIN kodu yeterlidir. Dolandırıcılar, hassas kişisel bilgileri vermeniz için sizi kandırmaya çalışır.

Dolandırıcılar, güvendiğiniz bir bankadan ya da saygın bir şirketten geliyor gibi görünen sahte e-posta veya anlık mesajlar gönderir. Sahte mesaj genelde sahte bir web sayfasına bir bağlantı veya ücretsiz bir telefon numarası içerir. Mali veya diğer kişisel bilgilerinizi vermeniz istenir. Hesabınıza giriş yapılmaya çalışıldığı, kredi kartınızda onaysız bir harcama bulunduğu, sorunu düzeltmek için kişisel verilerinizi veremeniz gerektiği, vermezseniz hesabınızın kapanacağı söylenebilir.

Kimlik Avcılığı

Kimlik avcılığı olarak bilinen özel bir sahtekarlık türü, güvendiğiniz bir işletmeden geliyormuş gibi görünen bir e-postayla başlar. Kimlik avcıları güvendiğiniz bir şirket, bankanız veya online mağazadan geliyor gibi görünen bir tür istenmeyen e-posta gönderirler. Sahte e-posta “yemdir” ve genelde yine güvendiğiniz işletmeninmiş gibi görünen sahte bir web sayfasına bir bağlantı içerir. Web sitesi, kredi kartı numarası, TC Kimlik numarası veya banka hesabı gibi kişisel bilgileri isteyebilir. Bu da “kancadır”. Bunlara kanarsanız; online suçluya kimliğinizi kaptırmış ve hesabınıza, paranıza veya kredinize erişmesi için yeterli bilgiyi vermiş olursunuz.

Sahte postalar

Sahte postalar başka bir sahtekarlık türüdür. Bazı sahtekarlar “yatırımınız” karşılığında büyük paralar vaad ederek sahte bir hayır kurumuna bağış isteyerek veya bir malı çok ucuza satmayı teklif ederek paranızı almaya çalışır. E-posta gönderen sahtekarlar, küçük bir ücret karşılığında banka hesabınıza milyonlarca dolar aktarmayı teklif eder. Başlangıçtaki teklife yanıt verirseniz resmi görünen belgeler veya başka “kanıtlar” alırsınız ve çeşitli bahanelerle daha fazla para istenir. Yanıt vermeye devam ederseniz daha fazla para vermenizi gerektiren ve söz verilen paranın hesabınıza aktarılmasını geciktiren acil durumlar çıkmaya başlayacaktır.

Tüketicileri dolandırmayı amaçlayan başka bir ortak sahtekarlık türü, uluslararası bir piyangoda bilet alma ve kazanmanız için “gizli bir sistem” kullanma şansı sunar. Ya da e-posta hiç girmediğiniz uluslararası bir piyangoda kazandığınızı duyurur ve paranın aktarılabilmesi için banka hesap numaranız veya “işlem ücretini” ister. Elbette gizi sistem diye bir şey yoktur ve bu e-postalarda bahsi geçen piyangoların birçoğu sahtedir.

İstenmeyen postalar

Sahtekarların ve suçluların kullandığı bir araç istemediğiniz ve talep etmediğiniz istenmeyen postalardır: e-posta anlık mesajlar, elektronik tebrik kartları. İstenmeyen postalar sahte Web sitelerine bağlantılar veya ilgilenmediğiniz ürünler için reklamlar içerebilir.

İnternette güvenli olmanın en önemli yolu dikkatli, sağduyulu davranmak ve istenmeyen posta ve dolandırıcılıkları tanımayı ve engellemeyi öğrenmektir.

Kaynak: www.haberturk.com

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

İnternetten Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

İnternetten Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Alışveriş yaparken…
  • Saygın mağazalar ve satıcılardan alışveriş yapın. Amazon.com, Deppo.com, Hepsiburada.com, Pandora.com.tr, Ebay.com, Gittigidiyor.com, Kangurum.com.tr, Gold.com.tr, E-bebek.com, Ideefixe.com, Teknosa.com gibi.
  • Saygınlık durumlarını bilmiyorsanız yorumları okuyun; bunlar güvenilirliğin en büyük göstergesidir. 
  • Web adresini kendiniz yazın. 
  • Bilgilerinizi üçüncü kişilere satıp satmadıklarını öğrenmek için sitenin gizlilik ilkelerini okuyun. 
  • Bilgilerinizin güvende olduğunu gösteren işaretleri kontrol edin. Şifreleme, aktarım sırasında verilerinizi koruyan önemli bir güvenlik önlemidir. https (s güvenli anlamında) ve kapalı kilit simgeleri bulunuyorsa güvenlidir. 
  • Mali işlemlerinizi evinizdeki bilgisayardan yapın. 
  • Teslimat ve taşıma ücretleri, garantiler, teslimat tarihi ve ürün ve para iadesi ilkeleri gibi satış koşullarını kontrol edin. 
  • Sadece satın alma işlemi için yetecek kadar bilgi verin. Gerekmediği halde banka hesap bilgileri, TC Kimlik numarası veya benzeri bilgileri soranlara karşı dikkatli olun. 
  • Ödemek için güvenli bir yöntem seçin. Kart sahibi için koruma sağlayan bir kredi kartı veya sanal kart kullanın. Yurtdışından alışveriş yapacaksanız kredi kartı numaranızı satıcılara karşı gizleyen ve bir süredir Türkiye’de de geçerliliği olan PayPal hizmetini kullanın. 
  • Şifrenizi, adresinizi ve kredi kartı bilgilerinizi depolayan siteler konusunda dikkatli olun. Bu bilgileri depolayan ve alışveriş esnasında bir daha sormayan web sitelerine karşı dikkatli olun. 
  • Onay numarası veya e-posta mesajı ve makbuz da dahil siparişinizin bir kopyasını yazdırın veya kaydedin. Satıcıdan gelen bağlantıları tıklamak yerine ödemeyi kendiniz doğrulayın. 
  • Olası dolandırıcılıkları tespit etmek için bankanızdan kredi raporlarınızı isteyerek hesap etkinliğinizi izleyin.

Satış yaparken… 

  • Verdiğiniz ilanda kişisel bilgilerinizi kısıtlayın. Sadece semt, ya da genel bir konum belirtin, özel adres yazmayın. 
  • Fotoğraflar sadece satılan malı göstermeli, ev ayrıntılarını ya da insanları göstermemelidir. 
  • Şehir dışından gelen teklifler sahtekarlık amaçlı olabilir. 
  • Malı veya geri kalan parayı daha sonra alma vaadiyle kısmi ödemeleri kabul etmeyin veya teklif etmeyin. 
  • İstenilen fiyattan daha yüksek bir miktar ödemeyi teklif eden veya hesabınıza para aktarmak için kişisel mali verilerinizi isteyen tekliflere şüpheyle yaklaşın. 
  • Söz konusu mal taşınabilirse ve görmek istenirse evinizde veya karşı tarafın evinde değil kalabalık bir yerde buluşun. 
  • Büyük bir mal için bir eve gitmeniz veya birinin sizin evinize gelmesi gerekiyorsa yanınızda mutlaka biri olsun. Ayrıca evinizdeki erişimi kısıtlayın; karşı taraf evi soymak amacıyla söz konusu mala sahte bir ilgi gösteriyor olabilir. 
  • Yüz yüze işlemlerde nakit ödeme yapın. Çekler kişisel bilgiler içerir ve sizi riske sokar. 
  • Çek sahte olabilir, kabul etmeyin. Sahtekarlar bunları tercih eder.
  • Pahalı bir mal satıyorsanız veya satın alıyorsanız satıcı veya alıcıyla birlikte bankaya gidin.

Sorunla Karşılaşırsanız Ne Yapmalısınız?

  • Alışveriş sorunu yaşıyorsanız yardım için web sitesiyle iletişim kurun. 
  • İstenmeyen postalar, dolandırıcılıklar, kimlik hırsızlıkları veya diğer istismarlarla ilgili olarak web sitesini, yerel polisi, banka, kredi kartı şirketi veya diğer mali kurumları arayın. 
  • Dolandırıcılık, kimlik hırsızlıkları, sahtekarlık veya diğer istismarlarla ilgili olarak bulunduğunuz ilçenin savcılığına başvurursanız, savcılık sizi yönlendirecektir.
  • İstanbul Emniyet Teşkilatı’nın Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü birimine başvurun ya da 0212 636 2973 nolu telefondan yine aynı birimi arayın.
  • Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Bilgi İhbar Merkezi’ni 0312 5828282 no’lu telefondan arayın ya da bu birime ulaşmak için bu linki kullanın
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail