Kazanmak Bir Alışkanlıktır

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Kazanmak, “bazen” yapılan şeylerle ilgili değildir. Kazanmak “sürekli” yapılan şeylerle ilgilidir. Doğru şeyleri sadece bazen yaparak kazanamazsınız, sürekli doğru şeyleri yapmanız gerekir. Kazanmak bir alışkanlıktır.

“Winning is not a sometime thing… It’s an all the time thing. You don’t win once in a while… You don’t do the right thing once in a while… You do them right all the time. Winning is a habit.” Vince Lombardi #VinceLombardi #Winning #CristianoRonaldo

@Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otellerde OmniChannel Pazarlama Yönetimi Yaklaşımı

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otelcilikte Omni channel Pazarlama, otel rezervasyon ve konaklama deneyiminin kusursuz, entegre ve tutarlı olması için müşterinin gözünden gözlem yapmak ve bu deneyimin tüm satış kanallarında senkronize olarak yönetilmesi için uygulanması şart olan bir pazarlama yönetim yaklaşımıdır. Multi Channel pazarlama yönetim yaklaşımının daha gelişmiş bir modelidir.

Omni Channel Pazarlamada, otel misafirlerinin alışverişe önce hangi kanaldan başladığı, ardından hangi kanalları kullanarak işlemini tamamladığı misafir bazında ve market segmentleri bazında izlenebiliyor.

Marka deneyimine önem veren ve bu yaklaşımı hayata geçirmek isteyen otellerin teknik alt yapıyı çok iyi ve detaylı bir şekilde planlaması gerekiyor.

Günümüzde Ford, Vodafone, Apple, Adidas, Nike, Wallmart gibi şirketler tarafından başarı ile uygulanan bu yönetim yaklaşımı, müşteriler ile birçok kanal üzerinden sağlanan etkileşimin tek bir platform üzerinden yönetilmesini ve müşterilere her kanal üzerinde aynı seviyede marka deneyiminin yaşatılmasını amaçlıyor.

Omni Channel Pazarlama Yaklaşımıyla müşterilere tutarlı bir marka deneyimi (consistent brand experience) yaşatarak, daha sadık müşteriler (loyal customers) edinmek ve güçlü bir pazar pozisyonuna (stronger market position) ulaşmak mümkün oluyor.

 

Otelcilikte Omni Channel Pazarlamayla Müşteri Deneyimine Bir Örnek;

  • Öncelikle müşteri google arama motorunu kullanarak veya en çok tercih ettiği satış kanalının web sayfasını kullanarak (Örneğin: Booking.com, Expedia.com, odamax.com) veya bu satış kanallarının mobil uygulamalarını kullanarak gitmek istediği destinasyonun adıyla veya otel ismiyle arama yapmaktadır. Bu aramalar sırasında müşteri cookie aracılığıyla profillenir ve takip edilmeye başlanır.
  • Geleneksel satış kanallarını kullanan müşterilerse araştırmalarına acentelerini arayarak, acente ofisine uğrayarak veya direkt oteli telefonla arayarak başlayabilirler. Bu durumda da müşterinin telefonu emaili sisteme girilerek ileriki aşamalardaki kararları takip edilir.
  • Müşteri seçeceği satış kanalları üzerinden gitmek istediği bölgedeki seçtiği otellerin fiyatlarını araştırmaya devam eder.
  • Eve döndüğünde eşinin veya çocuklarının da fikrini alır.
  • Google’dan otel isimleriyle arama yapanlar reklamları tıklayarak otel adına reklam veren OTA sayfasına veya organik arama sonuçlarındaki OTA’ların seçilen otel için hazırladıkları sayfalara veya arama sonuçlarında çıkması halinde otelin booking engine sayfasına yönelir.
  • Bazen acenteler otelin micro sitesini yapar ve müşterilere sanki direkt otelden rezervasyon yapıyormuş hissi uyandırırlar.
  • Müşteri belirli tarihler için farklı satış kanallarından aldığı fiyatları karşılaştırır.
  • Diğer yandan fiyat karşılaştırma sitelerine (Trivago, HotelsCombined gibi) yönelir ve otelin tüm online satış kanallarındaki fiyatlarını listeler.
  • Diğer yandan tanıdığı bir acente yetkilisini arayarak ya da yolunun üzerindeki bir acentenin ofisine uğrayarak fiyat ister.
  • Müşteri aynı zamanda oteli de arar, e-posta gönderir, fiyat ister.
  • Misafir bir adım daha ileri gidebilir ve otelde çalışan birisini tanıyor mu, otelin sahibini tanıyor mu, tanıyan birini bulabiliyor mu, bunları araştırır ve onlardan da fiyat ister.
  • Müşteri bir yandan satış kanallarından cevap beklerken internette dolaşırken veya haber sitelerinde incelediği otelin re-marketing reklamlarını görür. Bu reklamları yayınlayan daha önce sayfasına girdiği OTA’lardan birisi, hiç girmediği bir OTA veya otelin kendisi de olabilir.
  • Acente yetkilisi veya otelin rezervasyon yetkilisi misafiri arayarak yada emaille otel hakkında bilgi ve fiyat bilgisi verir, misafirin tercihlerine göre ayarlamalar önerir.
  • Müşteri bunların hepsini bir arada da yapabilir seçtiği tek bir satış kanalı üzerinden de ilerleyebilir.
  • Sonunda kendisi için en uygun şartları ve satış kanalını seçerek otele rezervasyon yapar.
  • Misafir rezervasyon yapmış olmasına rağmen ara sıra fiyatları kontrol etmeye devam eder. Yeni bir indirim veya kampanya görürse önceki rezervasyonunu iptal edip yeni bir kanal üzerinden rezervasyon yapar.
  • Otele gitmeden önce acentesine veya otele e-posta göndererek bazı özel isteklerde bulunur. Havalimanı transferi, otel restoranında rezervasyon, odasına meyve, eşine çiçek, ve bunun gibi isteklerde bulunur. Ödemesini kredi kartıyla peşin yapar ya da oda hesabına eklenmesini ister.
  • Otel küçük bir otelse vardığında kontak kurduğu rezervasyon görevlisini resepsiyonda görebilir. Otel büyükse rezervasyon görevlisi misafirin isteklerini guest relation ekibine aktarmıştır onlar da misafirle ilgilenirler.
  • Misafir otele giriş yaptığında check-in formu zaten otomatik doldurulmuştur misafirin sadece imzası alınır.
  • Oda anahtarına da ihtiyaç yoktur çünkü misafirin NFC özellikli telefonu sisteme tanımlıdır ve oda kapısını açabilmektedir. Aynı zamanda restorandaki hesabını ödemek için ya da oda hesabına kapatmak için de telefonu POS cihazına yaklaştırması yeterlidir.
  • Misafir oteldeyken tüm talepleri, siparişleri ve tercihleri ertesi gün veya sonraki konaklama deneyimlerinde kullanılmak üzere sisteme otomatik olarak kaydedilir.
  • Misafir telefonunu yada otelin verdiği bilekliği yanında taşıdığı sürece otel içerisinde tüm personel tarafından tanınır ve ismiyle hitap edilir.
  • Misafirle ilgili yaşanan olumsuzluklar sisteme kaydedilir ve diğer personelin anında haberdar olması ve daha dikkatli davranılması sağlanır. Böylelikle aksiliklerin üst üste gelmemesi sağlanır ve yaşanan olumsuzluklar telafi edilir.
  • Misafir oteldeyken diğer misafirlerle de tanışır yeterince samimi bir ortam varsa onların ne zaman ve ne fiyatla rezervasyon yaptıklarını sorgular. Kendi fiyatıyla karşılaştırır ve bir uyumsuzluk görürse satış kanalına veya otele şikayetini iletir.
  • Misafir oteldeyken memnun kalmadığı hizmetler için direkt geri bildirim yapar ya da acentesini arayabilir.
  • Misafir oteldeyken ya da otelden ayrıldıktan sonra hizmetlerle ilgili memnuniyetini ya da şikayetini, rezervasyon yaptığı kanalın web sayfasına yorum olarak yazabilir (booking, expedia, odamax vb) ya da bağımsız yorum sitelerine yorum olarak yazabilir (TripAdvisor, Trivagoi, Zoover vb sitelere).
  • Misafir otelden memnun kaldıysa aynı otele bir sonraki rezervasyonu otelden direkt olarak da yapabilir. Erken rezervasyon tarihlerini otelin göndereceği SMS ve e-posta mesajlarından takip edebilir.
  • Satış kanalından memnun kaldıysa ve sadakat programı da varsa puan biriktirmek için aynı otele veya başka otele yapacağı rezervasyonlarda da aynı satış kanalını kullanır.
  • Bir sonraki aşamada da memnun kaldığı oteli ve/veya satış kanalını arkadaşlarına tavsiye eder.
  • Tatil hikayesi ve otelin fotoğraflarını facebook, instagram gibi sosyal medya araçları üzerinden paylaşır.
  • Misafir her sene aynı tarihlerde aynı otelde aynı odada kalmak için rezervasyon yapar. Hatta ikna ettiği arkadaşlarıyla birlikte…

Sevgi ve Saygılarımla
Doruk Aktoprak
www.DorukAktoprak.com

#OmniChannel #Hotel #Sales #Marketing #Customer #Journey #Experience #ConsistentBrandExperience #LoyalCustomers #StrongerMarketPosition

Bunları da izlemenizi tavsiye ederim:

Ford Omnichannel Case Study

Frankfurt Airport Ford Omnichannel E-Commerce Launch with OM3

Vodafone Omnichannel – The Ultimate Customer Journey

IBM Omni-channel Order Management

The Seamless Customer Journey Qmatic – Apple

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otelimize Acil Kan Aranıyor!

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Her şeyi acilen arıyoruz… ACİLEN Eleman, iş, aşk, kan, ev, araba, bakıcı, pazarlamacı, bulaşıkçı, garson, tezgahtar, hayırsever, sponsor, fenere başkan, cimboma kanat, beşiktaşa golcü ARANIYOR… Ama çok acil…

Son günlerde Otellerde eleman ilanları da böyle… Otelimize uzun zamandır eleman arıyoruz. Tam birini buluyoruz hoppala bu arada başka bir eleman işi bırakıyor.

Haydi bakalım, yine eleman aramaya devam. Özellikle de oteller son dönemde eleman bulamıyor. Hali hazırda çalışanlar bile iş arıyor. Değilse bile headhunter’lar avlıyor. Hoop terfien transfer.

Neden peki? Neden turizmde çalışacak eleman bulamıyoruz?

Güneyde oteller açıldı ondan bulamıyoruz… Herkes eleman arıyor bir tek biz değil ki… İnsanlarımız tembel çalışmak istemiyor, işsizlik falan külliyen yalan… Ara eleman yok şekerim… Kendi uydurduğumuz bu bahanelere inanmaya devam edecek miyiz?

Eğer doğru personeli işe alırsanız ve doğru bir oryantasyon programıyla onları takımın bir parçası yapabilirseniz, sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir. Çalışanlarınız gizli gizli iş aramayacaklardır. İşçinin tek motivasyonu para değildir. Herkes bunun farkındadır. Patronlarda da bilirler ve söylerler. Ancak Erich Fromm’un dediği gibi; “Önemli olan sözler değil, davranışlardır. Sevdiğini söyleyen birisi yerine, sevgisini gösteren birisine inanın.”

  • İşe alacağınız elemanın ne kadar sık iş değiştirdiğini sorgularken kendi turnover yüzdenize bakıyor musunuz? Kaç tane personeliniz kıdemli ve ne kadar kıdemli?
  • Yeni aldığınız elemanlara kendilerini ispatlamak için yeterli şansı veriyor musunuz?
  • Onlara takımdaki rollerini iyice anlatıyor musunuz? Oryantasyon yapıyor musunuz?
  • Çalışanlarınızın iş yükünün farkında mısınız? Çok fazla iş yükleyerek hata yapıncaya kadar bunaltıp cezalandırıyor musunuz?
  • İşe alım ve terfilerde adil davranıyor musunuz? Eski elemanla aynı pozisyona daha yüksek maaşla birini mi alıyorsunuz?
  • İş yerinizde bilgi akışını hiyerarşik bir düzenle yapıyor musunuz? Yoksa size yalan yanlış haber uçuran ajanlarınız mı var?
  • En son hangi personelinizi ödüllendirdiniz? Tamam patronlar zor beğenir ama hiç mi başarı kaydedilmedi?
  • Transfer olup gidebilenin değil kalabilenin değerli olduğu bir iş ortamı yaratabiliyor musunuz?
  • İşten ayrılanların gerçek ayrılma sebeplerini biliyor musunuz? Size “özel sebeplerle” diyerek söylemek istemedikleri gerçekleri duymaya hazır mısınız?
  • Çalışanlar arasında bir çatışma ortamı yaratmaktaki amacınız birbirlerini ispiyonlamaları mı? Yoksa iyi anlaşanların aralarında birleşip size kazık atacaklarını mı düşünüyorsunuz?
  • Mülakata çağırdığınız kişinin görüşmeye gelmeme sebebini araştırıyor musunuz? Adınız çıkmış olabilir mi?
  • En az ücret kadar önemli olan diğer konularda ne yapıyoruz? Kariyer, iş güvencesi, saygı ve takdir görmek, başarılı olduğunu bilmek, terfi, ödül, öğrenmek, kişisel gelişim olanakları, takımın parçası olmak, dinlenilmek, önemsenmek, hata yapma toleransının olduğunu bilmek, sevilmek ve daha bir sürü şey…

Yok yok bunlara hiç girmeyelim. Bize acilen bir sürü eleman lazım. Her pozisyona adam aranıyor. Varsa göndersene… Tamam şekerim…

Acelemiz var çünkü plan yapmıyoruz, yapsak da plana uymuyoruz, işimizi hep son dakikaya bırakıyoruz. İnternette gezerken bile okumakla uğraşmayalım, video olsun izleyelim istiyoruz. Ne demişler “Acele işe . . . .” 

Sevgi ve Saygılarımla

Doruk Aktoprak

www.DorukAktoprak.com

#Otel #Acil #Eleman #Acele #Neden #Aceleİşe

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Herkes Kendi İşini Yapacak, Hülya Avşar da Rolünü Oynayacak!

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Hülya Avşar, yaptıklarıyla ve söyledikleriyle her zaman çok konuşulmuş, tartışılmış, kimilerince izlenmiş, kimilerince zaplanmış, seveni, sevmeyeni olan bir medya ikonu. Başarılı veya başarısız olduğu pek çok işe imza attı. Son işi “Selfi” ile 10 günde sadece 2440 izleyiciye ulaşması büyük bir fiyasko yaşandı. Bu filmi herkes kendi açısından eleştiriyor. Bense pazarlama açısından bazı eleştirilerde bulunacağım. Pazarlama yönetimi, hedefe ulaşmak için mal veya hizmetlerin konseptinin oluşturulması, fiyatlandırması, tanıtımı ve dağıtımını planlar ve yürütür.

Öncelikle ortada pazarlaması yapılabilecek, diğer başarılı otobiyografilerdeki gibi profesyonel bir ürün yok. Fragmanı izleyince de bu durum anlaşılıyor. Afiş ve konuşulanlar da destekliyor.  “E” harfi eksik “Selfi” filminde Hülya Avşar’ın hayatında merak edilen dönemler de işlenmemiş. Mesleği gereği izlemek zorunda olanlar eksik olayları olumsuz yorumlarında yazıyorlar.

Pazarlama potansiyel kitlenin ilgisini çekme sanatıdır. Bunun için de tüm pazarlama araçlarından faydalanmak gerekir. Filmin fragmanı film hakkında merak uyandırmıyor ve fragmanın reklamı da yeterince yapılmadı. Filmin afişi aşırı narsist. Yazan, yöneten, ses, ışık, kamera, herşeyi kendisinin yaptığını söylemesi itici. 2.3 milyon takipçiniz olması herkesin sizden haberdar olduğu anlamına gelmez. Sosyal medya doğru kullanılmazsa kocaman bir balondur.  Takipçi sayısından çok etkileşim sayıları önemlidir.

3. Lansman zamanlaması doğru planlanmamış. Havalar bu kadar güzelken tüm sinemalarda gişelerin düşmesi beklenen bir sonuç. Böyle zamanlarda bir film için izleyiciyi sinemaya çekebilmek epey iddialı bir yapımla ve ancak başarılı bir pazarlama planıyla mümkün olur. Diğer yandan Mehmet Aslantuğ’la yaptığı tv programında “Erkek çalışsın kadın evde çocuklara baksın” açıklamasıyla takipçilerini küstürdüğü yada kendinden soğuttuğu bir dönemde bir film lansmanı yapması iyi bir zamanlama olmamış.

4. 2016 yılından beri hazırlandığı, epeyce masraf yapıldığı söylenen bu filme yeterli  uzman desteği alınmamış yada eleştirileri kale alınmamış gözüküyor. “Kral çıplak” diyecek birileri gerekiyor. Başarılı film şirketlerinin yaptığı gibi, lansman planlaması yapmadan önce filmin kopyasını eleştirmenlere izletmek ve gerekirse filmi yeniden çekmek veya montajlamak akılcı bir yol olurdu.

5. Ürün odaklı pazarlamanın devri kapanalı çok oldu. Ben Hülya Avşar’ım ne yapsam tutar, kapış kapış gider devri bitti. Pazarlama; müşteri odaklı, değer odaklı ve son olarak da İnsan Odaklı Pazarlama’ya evrildi.

Herkes kendi işini yapacak, Hülya Avşar’da rolünü oynayacak!
#HülyaAvşar #Selfie #Selfi #Film #Pazarlama #Marketing
Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otel Pazarlama Stratejilerinde Yapılan Hatalar

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otel Pazarlama Stratejilerinde Yapılan Hatalar

“Tarih tekerrürden ibarettir…” Bu söz aslında bize insanların değişik çağlarda bile aynı davranışları gösterdiğini, aynı hatalara düştüğünü anlatır.

Çoğumuz bu sözü biliriz. Ancak bazılarımız kaderci bir yaklaşımla teslim oluruz ve aynı hataları yapmaya devam ederiz. Bazılarımız ise geçmişten ders çıkartır aynı hataları tekrar yapmayız.

Şirketler de tıpkı bizim gibi aynı hataları yapmaya devam ederler çoğu zaman.

Bunu önlemenin en iyi yoluysa geçmişte yaptığımız hatalardan gerekli dersleri çıkartıp aynı hataları tekrar yapmamaktır.

Kişisel gözlem ve tecrübelerime dayanarak Otel Pazarlama Stratejilerinde Yapılan Hataları” ve bu hatalardan çıkardığım dersleri sizler için derlemeye çalıştım.

1.“Ben de Varım” mantığıyla pazara girilmez. Pazara böyle girerseniz sizden önce pazara girenlerle ve bilinçli yatırım yapanlarla rekabet etmeniz çok zor olacaktır. Ayrıca aşırı arz en küçük bir krizde fiyatları düşüreceğinden tüm otelleri olumsuz etkileyecektir.

Tarımdaki örümcek ağı teorisini hatırlarsanız “domates bu sene para etti, biz de domates ekelim” mantığıyla otel yatırımı yapılmaz. Yaparsanız seneye domates para etmez tarladan toplayacak adam bulamazsınız. Kapasite, lokasyon ve ihtiyaç analizi yapmadan herkesin otel yaptığı yere yatırım yaparsanız 150 Eur’ya Avrupalı turistlere satmayı planladığınız otel odalarını 50 Eur’ya araplara satarsınız, yine de memnun edemezsiniz arapları. Çünkü araplar da farkındadır otelcinin mecburi çaresizliğinin.

İstanbul’daki otel yatırımcılarının bir kısmı 2010’lu yılların başlarındaki pazarın iyi günlerini görerek yatırım kararı almışlardı. 2016’da otelini açanlar da var, hala açılamamış oteller de var. İstanbul’un taşı toprağı altın nasıl olsa satar mantığıyla kuş uçmaz kervan geçmez yerlere “ultra lux ama business!” otel yapanlar da var.

2017 yılı verilerine göre Amsterdam’da toplam 32.600 oda ve 71.800 yatak kapasitesi bulunmaktadır. 2017 yılında Amsterdam’da tüm otellerin ortalama doluluğu %70.5 olarak gerçekleşmiş ve ortalama ADR değeri 131.50 Eur olarak gerçekleşmiştir. Oysaki İstanbul’da tamamlanmak üzere olanlarla birlikte yatak kapasitesi 234.000’e ulaşmış durumda. Yıllık 28 milyon misafir ağırlama potansiyeline sahip olan İstanbul bu kapasite 2017 yılında %26 artışla %62.9 doluluğa ulaştı. Buna rağmen İstanbul’da 2017 ADR değeri %14 gerilemeyle 76.3 eur olarak gerçekleşmiştir.

Yatırım ve işletme planı olmadan, otelin ne kadarının hangi segmentten misafirlerle doldurulacağının planlamasını yapmadan ve ürünü bu segmentteki misafirlerin ihtiyaçlarına göre dizayn etmeden, bölgedeki rakip fiyatlarını araştırmadan, otel yatırımını yapmak büyük bir pazarlama ve planlama hatasıdır. “Göç yolda düzülür” demek bizim tabiatımızda var ama geri dönüşü olmayan noktaya varılınca da yatırımlar atıl kapasiteyle başbaşa kalmaktadır.

2. “Fiyat kırmakla yaratılan talep geçicidir.” Bir destinasyona yada otele ancak pazarlamayla talep arttırılır. Bugün fiyat için sizi tercih eden yarın yine fiyat için başka oteli yada destinasyonu tercih edecektir. Fiyat kırmanın sonu yoktur. Talebin fiyat esnekliği’ni doğru anlamak gerekir.

Diğer yandan da talepteki değişimleri doğru yorumlamak gerekir. Güvenlik riskleri sebebiyle İstanbul’a gelmeyen Avrupalı turist bedava oda verseniz yine gelmeyecektir. Patlayan bombalara alışkın olan arap turistse gelecekse zaten gelecektir. Fiyat düşürerek pazardaki azıcık talebi kendinize yönlendireceğinizi zannederseniz diğer otellerde aynısını yapar ve İstanbul’daki oteller kendi kendini yer bitirir. Cannibalism işte tam olarak budur.

3. Otelcilikte pazarlamanın başarısı büyük ölçüde misafir memnuniyetine dayanmaktadır. Özellikle de yabancı turistlerin %95’i otel hakkındaki yorumları okuyarak rezervasyon yapmaktadır. Tüm sektörlerde olduğu gibi otelcilikte de yeni müşteri bulmak mevcut müşteriyi korumaya göre daha maliyetlidir. Doldur boşalt yeni misafir aramakla pazarlama maliyetlerine ancak bir süre dayanabilirsiniz. Otel müşterileri de aptal değil. Hele hele iletişimin bu kadar yoğun olduğu bir dönemde otelinizin servis kalitesi herkesçe malum olacaktır. Misafirlerin otellerden beklediği birçok kriter olmasına rağmen burada kısaca en önemlilerine yer vermek istiyorum. Otel misafirleri öncelikle hızlı servis almayı isterler, checkin checkout’un hızlı olması yada restauranttaki siparişlerinin hızlıca servis edilmesini isterler. Çünkü misafirler otelinizi seçmekten dolayı ödüllendirilmek taktir edilmek isterler. Misafirin beklentisi Güler Yüzlü Hizmet”Lütfen” ve Teşekkür Ederiz” kelimeleridir. Havalandırması, ısıtması, soğutması iyi çalışan, temiz bir oda, konforlu bir yatak, misafirin kendi evindekinden daha zengin bir kahvaltı en temel ihtiyaçlardır. Otelinizin konseptine göre misafirperverliğinizi zenginleştirmeniz mümkün.

Benim özellikle değinmek istediğim diğer bir konu da Otelcilik bir takım işidir.” ve takım üyeleri işlerini ne kadar severek, tutkulu ve güler yüzlü yaparlarsa otel misafirleriniz de o kadar memnun kalacaklardır. Problemler, hatalar her otelde olabilir ancak nice kritik hataların güler yüz ve tatlı dille telafi edildiğini gördüm. Misafirlerinizi memnun edecek olan çalışanlarınıza mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamı sunmanız, tutkulu çalışmak için onları motive etmeniz gerekmektedir. Motivasyonun en son aracı ücrettir. Saygı, sevgi, önemsenmek, takdir edilmek, adalet, zorlu görevler, sorumluluk, terfi olanakları, dinlenilmek, ödül, esnek çalışma, takımın parçası olduğunu bilmek, koçluk, motivasyon ve daha bir sürü insani ihtiyaçlar.

4. Bir otelin konseptini birebir kopyalayarak misafirleri kandıramazsınız. Fark yaratmanız gerekir. Kopya oteller bırakın kopyaladıkları tesislerin başarısını yakalamayı, yanına bile yaklaşamayarak sadece birer ucuz kopya olarak kalmaktalar. Ne söylediğinizden çok mesajı alanın ne anladığı önemlidir. Otelinizin ne kadar büyük bir yatırımla ne kadar pahalı malzemelerden yapıldığı değil. Siz istediğiniz kadar bölgenizdeki en iyi otelleri kopyalayın, eğer hizmetlerinizi geliştirmiyorsanız ve fark yaratmıyorsanız misafirler hala kopyaladığınız diğer oteli öncelikle hatırlayacak ve siz ikinci üçüncü tercih olmaya devam edeceksiniz demektir. Bu nedenle, pazara girerken “farklılaşma” stratejisini izlemelisiniz… “Niçin bu segmentteki diğer oyunculardan farklısınız?”… Farkınızı anlamlı bir şekilde tanımlayabilirseniz, “bende varım” tuzağına düşmekten “ikinci üçüncü tercih” olmaktan kurtulabilirsiniz.

5. Ne sattığınızı, rakiplerinizin ne sattığını, misafir profilinizi bilin. Misafirlerinizi sürekli dinleyin, rakiplerinizi izleyin. Yapılan önemi hatalardan bir diğeri de, otellerin kendi misafir profilini tanımaması ve rakip otellerin kime ne sattıklarını bilmemesi. Çoğu otel pazarlamacısı ürün merkezli çalışıyor ve misafirin aslında neye ihtiyaç duyduğunu, ürünü nasıl kullandığını ıskalıyor. Misafirlerinin profilini, ne istediğini anlamak için yeterli vakti ayırmıyorlar. Bu pazarlamacılar için ürünleri mükemmeldir ve bu da ürünün alınması için yeterli bir nedendir. Halbuki misafirlerin otelleri tercih etme sebepleri, misafirin yaşı, geliri, seyahat amacı, segmentine ve otelin klasmanına göre değişmektedir. Bazı bölgelerdeki otellerin en önemli tercih sebebi lokasyon, fiyat, marka iken bazı otellerde tercih sebebi öneri/tavsiye, yorumlar olabilmektedir. Otelinizin klasmanına göre misafirlerinizin tercih sebeplerini de bilmeniz henüz daha yatırım aşamasındayken buna göre planlama yapmanız hayati derecede önemlidir.

Otel konseptini tanımlamanız farklı market segmentleri için hazırladığınız pazarlama mesajlarınızı basit ve anlaşılır biçimde vermeniz önemli. Kullanmayacağı oda türleriyle ve fiyat paketleriyle misafirin kafasını karıştırmayın. Basit ve net olun. Oda özelliklerini belirtirken misafirlerin anladığı dilden standartlara yakın ifadeler kullanın.

Geçmişte çalıştığım luxury kategorideki bir otelin oda isimleri “Small-Medium-Large-XLarge” olarak belirlenmişti. Çoğu misafirin yorumu oda ismini değil başka bir şeyi çağrıştırıyordu. Envanterdeki en çok oda 40 m2 olan “Small Room” oda türüydü ve satış fiyatı gecelik 400 Eur civarındaydı. Bölgedeki rakipler 20-26 m2 arasında değişen odaları hemen hemen aynı fiyata satarken 40 m2’lik odayı “Small Room” olarak tanımlamak büyük bir pazarlama hatasıydı. Luxury segmentteki misafirin tepkisini bir düşünün: “Bana Small Room’umu uygun gördünüz!?! Bana, hem de falanca holdingin CEO’suna!” Tabiki hemen değiştirdik tüm odaların isimlerini.

6. Başarı gözlerinizi kör etmesin. Başarı hemen arkasından kendini beğenmişliği getirir. Başarılı olduklarında insanlar daha az objektif davranırlar. Başarı grafikleri yükseldikçe kibirli, kendini beğenmiş davranışlar göstermeye başlar. En değerli görüşün kendi görüşleri olduğunu düşünürler. Ne isterlerse yapabileceklerini düşünmeye başlarlar.

Nasıl olsa satıyor diyerek fiyatları arttırmak, konsepti değiştirmek, kısıtlamalar koymak büyük kayıplara sebep olur. Emekler çöpe gider. Başka bir otele kaybedilen misafirleri tekrar geri kazanmak ilk kez kazanmaktan çok daha zor ve maliyetli olur. Halbuki iyi giden bir işte radikal değişiklikler yapmamak gerekir. Kerameti sakaldan bilip şımarıklık yapmayı affetmez pazarlama.

7. Herkese hitap edecek bir otel olmaya çalışmayın. Eğer herkese hizmet sunmayı düşünüyorsanız kısa zaman içinde çok büyük misafir şikayetleri alacaksınız demektir. Hem huzurlu bir otel vaat edip hem de beach’te sürekli son ses DJ partileri düzenleyemezsiniz. 100’lerce ürün içeren bir F&B menüsü yapmaktansa misafir kitlenizin en çok tercih ettiği orta ölçekli zenginlikte bir menü hazırlayın ama gerçekten lezzetli olsun. Çok az satan veya satmayan ürünleri menüden çıkartın. Günde birkaç tane pizza satacaksınız diye pizza fırınını sürekli yakamazsınız, fırın sıcak olmazsa da zamanında pizza yapamazsınız. Ünlü bir yöneticinin söylediği şu söz kulağınıza küpe olsun: “Her yerde zayıf olmaktansa, bir konuda güçlü olmayı tercih ederim.”

8. Teknolojiyi sadece mobil uyumlu bir otel web sitesinden ibaret sanmayın. Son teknolojik gelişmelerden anlayan, yararlanan sürekli kendini geliştiren bir ekip kurun. Otelinizin PMS sistemini otelinizin özelliklerine göre doğru seçin. GDS’ler ve OTA’lar üzerindeki fotoğraflar, odalar, açıklamalar, fiyatlar ince ve özenli bir çalışma gerektirir. Web siteniz üzerinden alacağınız rezervasyonlar için booking engine, online fiyatlarınızı düzenlediğiniz channel manager, otel performansınızı ve rakiplerinizi takip edeceğiniz STR, gelirlerinizi yönettiğiniz revenue management programlarınızı doğru ürünlerden seçin, birbirleriyle entegre edin ve verimli bir şekilde kullanın. Yorum sitelerindeki sayfanızı etkin bir sekilde yönetin. Otel web siteniz için rekabetin az yoğun olduğu kelimelerde SEO çalışması yaptırın. Sosyal medya planınızı hazırlayın ve hedef kitlenize mesajınızı sürekli iletin. Mobil kullanıcılara yönelik çalışmalar yapın.

9. Pazarlama sadece matematiğe ve bilime dayanmaz. Bilimsel formülü açıklanamayan “Sevgi”ye de dayanır. Otelinizde her şey mükemmel olmasa bile bir acenteniz otelinizi ve ekibinizi sevdiğinden tüm talebi size yönlendirerek sizi destekleyebilir. Veya bir etkinlik sahibi tamamen kimyasal sebeplerle sizi tercih edebilir. Boşuna dememişler “İnsanlar sevdikleri şeyleri sevdikleri insanlardan satın alırlar.” Misafirlerin şikayetlerini nasıl giderdiğiniz de önemli. Sürekli etkinlikler düzenleyen önemli bir ülkenin büyükelçiliğinin, çalıştığım oteli tercih etmesinde belirttiği sebep şuydu: “Biliyoruz ki hangi oteli seçersek seçelim sorunlar mutlaka çıkacaktır. Ama siz ve ekibiniz çıkan sorunlarda hep bizim yanımızda yer alıp anlaşma şartlarında esnek davrandığınız için tüm etkinliklerimizde sizi tercih ediyoruz. Biliyoruz ki sorun çıksa bile siz bir şekilde çözersiniz. Lokasyon olarak uzakta da olsanız, pahalı da olsanız içimiz rahat…”

10. Pazarlama planınızı gerektiğinde revize etmek için sürekli test ve gözlemler yapın. Birden fazla kampanya planlayın ve hangisinin hedef kitle üzerine etkili olduğunu belirleyin. A/B testleriyle hangi mesajın veya hangi pazarlama kanalının daha başarılı olduğunu belirleyin.

Kendi kendinizi eleştirin. Zayıf yönlerinizi misafirlerden önce tespit edip güçlendirin. Pazarlama planı, yapıldığı anki şartlara göre yapılmaktadır. Ancak çevresel şartlar sürekli değişme eğilimindedir. Dolayısıyla pazarlama planının da sürekli revize edilmesi gerekmektedir.

Her ürünün bir yaşam eğrisi vardır. Oteller de ne kadar iyi bakımları yapılırsa yapılsın belirli bir süre sonunda köklü bir renovasyona ihtiyaç duyarlar. Bölgesel değişiklikler, rakiplerdeki değişiklikler, misafirlerin alışkanlık ve tercihlerindeki değişiklikler karşısında kayıtsız kalamazsınız. Değişmeyen tek şey değişimdir. Değişim değişmeyeni değiştirir.

Kişisel gözlem ve tecrübelerime dayanarak Otel Pazarlama Stratejilerinde Yapılan Hataları” ve bu hatalardan çıkardığım dersleri sizler için derlemeye çalıştım. Bu yazı bilimsel bir makale değildir ve eksikleri olabilir. Sizlerin de ekleyeceği yorumlar ışığında bu yazımı güncelleyeceğim için değerli katkılarınız bekliyorum.

Sevgiler, saygılar
Doruk Aktoprak
http://www.DorukAktoprak.com

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Misafirlerinize reddemeyecekleri bir teklif yapın

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

“Misafirlerinize reddemeyecekleri bir teklif yapın.”

Otelinizde işler iyi gitmiyor, potansiyel misafirler sizi tercih etmiyor, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Sürekli fiyat indiriyorsunuz, o da bir işe yaramıyor. Üstelik en ucuz alan misafirler en çok şikayet edenler. “Niye böyle? Şimdi ben ne yapacağım?” mı diyorsunuz?

God Father’a kulak verin “Bir erkek gibi hareket edebilirsin. Neyin var senin? Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.”

Rakipleriniz ne durumda neler yapıyorlar? Potansiyel misafirlerinize ulaşmak için siz neler yapıyorsunuz? Reputasyonunuz güçlü mü, zayıf mı? Pazar payınız ne durumda? Gelirlerinizi rakiplerle karşılaştırıyor musunuz?

Rakiplerinizden neyi farklı yapıyorsunuz? Neyi daha iyi yapıyorsunuz? Hizmet kalitenize güveniyor musunuz?

Peki sizin misafirlerinize teklifiniz ne? Sakın fiyat düşürmek demeyin! Onlara reddemeyecekleri bir teklif yapın. Ama teklifinizin onlara ulaştığından da emin olun. 

#TheGodFather #Hotel #Marketing #Sales #RevenueManagement

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otellerde Oda Fiyatları Nasıl Belirleniyor? Nasıl Belirlenmeli?

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Serdar Kuzuloğlu’nun röportajda belirttiği gibi: “Artık ürünün sizin belirlediğiniz bir fiyatı yok, müşterinin belirlediği bir bütçesi var. Bugünün dünyası optimizasyon dünyası. Çok daha düşük maliyetlerle çok daha yüksek kaliteli ürün ve hizmetler üretmek zorundayız. Bugünün yarışı bu. Bunun da hammaddesi veri. Verilerinizi ne kadar iyi toplarsanız, müşterilerinizi ne kadar iyi dinlerseniz, ürünlerinizin hatalarını ne kadar iyi değerlendirir ve iyileştirirseniz o kadar başarılı olursunuz. Veri analizi dün önemliydi, bugün hayati.”

Peki günümüzde Otellerde oda fiyatları nasıl belirleniyor? 

Bazı oteller maliyet + %kar = fiyat diyerek kendince bir hesap yapıyor.

Bazı otellerde patronlar rakiplerin fiyatı buysa benimki 30 eur daha pahalı olmalı diyerek fiyatını belirliyor.

Bazı otellerde yatırımcı ne kadar sürede yatırımın geri dönüşünü istiyorsa ona göre fiyat belirleniyor.

Bazı otellerde hiç bütçe yapılmıyor herşeye patronlar karar veriyor.

Kar etmeyi umursamayan ve oteli keyif için yapmış olanlar da yok değil.

Profesyonel yönetilen otellerde ise otel daha yapımı tamamlanmadan fiyatları belirlenir. Bunun için öncelikle bölgeye ve market segmentine göre rakipler seçilir (comp set belirlenir). Belirlenen rakiplere göre üstün ve zayıf yönler analiz edilir (SWOT analizi yapılır).

Otelimiz yeni açılacaksa rakiplerimize göre ve SWOT analizine göre ve STR raporlarıyla rakiplerin doluluk oranları (Occupancy %) ve ortalama günlük oda fiyatlarına (ADR) göre otelimizin açılış fiyatları belirlenir.

Otelimiz halihazırda faaliyette ise geçmiş doluluklarımıza göre STR raporları hazırlanır.

RGI (Revenue Generating Index) ve MPI değerlerimiz incelenir. Rakiplere göre RevPAR, ADR ve doluluk performansımız değerlendirilir.

Bölgedeki olaylar, hava durumu, uçuş sayıları, rakiplerin dolulukları, rezervasyon alma hızımız, rezervasyon penceresi, özel günler, krizler, etkinlikler vb bilgiler ışığında rekabet ve talep analizi yapılır. Bu analizlere göre Forecast raporları hazırlanır.

Belirli bir dönemde eğer talep yeterli değilse talebin fiyat esnekliğine göre sadece gerektiği kadar indirimler yapılır. Fiyatlarda indirim yaparken Cannibalism etkisi göz önünde bulundurulur.

Otel doluluğu arttıkça indirimli fiyatlar kademeli olarak satışa kapatılır veya fiyatlar kademeli olarak arttırılır. Bunun yanında yoğunluk olan tarihler icin en az konaklama süresi gibi kısıtlamalar belirlenebilir.

Tüm bu analizlerin sürekli gözden geçirilmesi, bölgesel gelişmelerin takip edilmesi gerekmektedir.

Amaç oteli ucuza satarak doldurmak değil en yüksek ADR ile ile optimum doluluğu sağlamak olmalıdır. 

Zira bilindiği gibi; otellerde ertesi gün satılmak üzere depolanamayan oda kapasitesini, doğru müşteriye, doğru odayı veya paketi, doğru kanaldan, doğru fiyatla satarak en yüksek geliri, optimum karlılıkla elde etmeye Revenue Management diyoruz.

Veri analizi dün önemliydi, bugün hayati. Teşekkürler @M. Serdar Kuzuloğlu

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otellerde Yangın Güvenliği

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Otellerde Yangın Güvenliği çok önemlidir. Bir çok faciaya rağmen ölümlü vakalar hala yaşanmaktadır. Otel sahibi, otel müdürü, teknik müdür, oteldeki tüm çalışanların ve misafirlerin can güvenliğinden sorumludur. Yangın sistemi sadece bir kere lazım olacaktır. Pahalı diye gereksiz bulan veya gerekli bakımları yaptırmayan oteller çok büyük risk altındalar. Umarım yaşanan bu vahim olaylardan gerekli dersler çıkartılır ve bir daha yaşanmaz.

Otellerde yaşanan yangınlarda kayıpların artmasının başlıca sebepleri şunlar olmaktadır:

  • Otel odasında sigara içilmesi unutulması ve benzeri nedenlerle
  • Sigara içilmemesi gereken yerlerde yasaklara uyulmaması
  • Yangın alarm ve söndürme sistemleri seçerken en ucuz ürünlerin seçilmesi
  • Tedarikçi veya danışman seçerken en ucuzuyla çalışılması
  • Kurulan sistemlerin bakımını hiç yaptırmamak ya da gerektiği gibi yaptırmamak
  • Yangın acil durum planının olmaması yada yüksek personel sirkülasyonu sebebiyle unutulması, geçerliliğini yitirmesi
  • Otellerde kullanılan malzemelerin yangın yönetmeliğine uygun olmaması, yanıcı ya da tutuşma ısısı yüksek malzemelerinin kullanılması
  • Yangın çıkma riski en yüksek olan mutfak, kazan dairesi, elektrik panoları ve benzeri alanlarla misafirlerin yoğun olarak kullandığı SPA, fitness, sauna gibi alanların birbirine çok yakın olması
  • Duman tahliye sistemi olmaması sebebiyle zehirli gazların yapı içinden uzaklaştırılamaması
  • Yangın durumunda otomatik kapanacak kapıların önlerine bir şeyler konması yada sökülerek iptal edilmesi
  • Kullanıcı tarafından kolay algılanan kaçış yollarının olmaması ,
  • Acil çıkışa kaçış mesafelerindeki uygunsuzluklar
  • Acil çıkış kapılarının fonksiyonlarını yitirmesi
  • Acil çıkış yollarına malzeme istiflenmesi veya servis arabalarıyla işgal edilmesi
  • Otelde yangın geçirimsiz bölümlerin (Kompartmanların) olmaması
  • Taşıyıcı sistemin yüksek sıcaklılara dayanıklı yapılmaması
  • Yangın dedektörlerinin sık sık çaldığı gerekçesiyle iptal edilmesi
  • Misafirler gürültüden rahatsız oluyor diyerek yangın alarmının devre dışı bırakılması
  • Mutfak bacaları ve davlumbazların temizlenmemesi
  • Isıtma ve soğutma sistemlerindeki arızalar
  • Depolama alanlarında gerekli önlemlerin alınmaması ısıya hassas malzemelerin uygunsuz yerlerde depolanması

Sultanahmet’te korkunç otel yangınında bir kişi öldü, dört kişi yaralı ve mahsur kalanlar var. https://lnkd.in/e7gi8sK

Bayrampaşa’da otel yangını
http://www.hurriyet.com.tr/bayrampasada-otel-yangini-40532106

Batum’da otel yangını: 12 ölü
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/batumda-otel-yangini-12-olu-40657480

İstanbul’da otel yangını: 3’ü ağır, 6 yaralı
http://haber.sol.org.tr/toplum/istanbulda-otel-yangini-3u-agir-6-yarali-227708

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

İyi Bir Yöneticiye veya Patrona Sahip Olduğunuzun 20 Açık İşareti

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

İyi Bir Yöneticiye veya Patrona Sahip Olduğunuzun 20 Açık İşareti

İnsanların işleriyle ilgili düşüncelerini belirleyen en önemli unsurlar nelerdir?

Maaşı, statüsü ya da çalışma koşulları mı?

O işin kişinin yeteneklerine uygun olması mı?

Evet, akla ilk gelenler bunlar olabilir. Bu konuda sizinle hemfikirim.

Peki, ama yöneticinin iyi olup olmamasını neden gözden kaçırıyoruz?

Yani bir iş için harika diyebiliyorsak eğer, bu noktadaki en önemli şeylerden birinin de iyi bir patron veya iyi bir yönetici olduğunu neden hesaba katmıyoruz?

Aslında iyi bir patronun çalışan için en önemli şeylerden biri olduğunu biliyor, ama bu faktörü en son sıralara atıyoruz.

Oysaki bir işin çalışma koşulları ne kadar iyi olursa olsun, başımızda kötü bir patron olduğu takdirde iş hayatında hiçbir zaman mutlu olamıyoruz.

İşte tam da bu nedenlerden dolayı, yüksek ücretler alan; ama işe mutsuz giden milyonlarca çalışan var.

Kötü patronlar tarafından yanlış yönlendirildiği için heba olan binlerce yetenek, aslında kendisi için doğru işte çalışan; ama kötü patronu nedeniyle işinden nefret eden sayısız başarılı profesyonel var.

Tabii, durum her zaman bu kadar kötü değil. Çünkü kötü yöneticilerin yanı sıra başarılı bir lider olabilmek için çaba harcayan iyi patronların hiç de az olmadığını biliyoruz.

Çalışanlarına yol gösteren, takım arkadaşları için her zaman en iyisini isteyen, insanlara işleri yerine getirmesi gereken köleler olarak değil de tek tek bireyler olarak bakan iyi patronlar…

Harika bir işe sahip olduğunu söyleyenlerin bu şekilde düşünmelerinin en önemli nedenlerinden biri de işte bu iyi patronlardır.

Çünkü yöneticiler ya da patronlar, bir işin sevilerek yapılmasındaki en önemli faktörlerden biridir.

Yani iyi bir patron tarafından yönetilen bir avukat da harika bir işe sahip olduğunu söyleyebilir, iyi bir patronu olan bir bulaşıkçı da!

Burada ne iş yaptığınızdan daha çok önem taşıyan şey, işinizi size sevdirecek başarılı biri tarafından yönetilip yönetilmediğinizdir.

Yoksa size dünyaları da verseler, kendinize ait lüks bir odanız da olsa, arabanız, binlerce liralık kazancınız da olsa; eğer patronunuzdan memnun değilseniz onu doğru ya da harika olarak tanımlayamazsınız.

Uzun lafın kısası, iyi patronlar veya yöneticiler hem çalışanların hem de şirketlerin başarısı için kritik bir öneme sahiptir.

Sonuçta bugün iyi bir patrona sahip olduğunuzu gösteren işaretlerden oluşan bir liste hazırladım.

Bu listenin hem çalışanlar hem de yöneticiler için faydalı olacağını umuyorum.

Dilerseniz incelemeye hemen başlayalım!

1.Yeteneklerinizi Takdir Eder

Yeteneklerinizi Takdir Ederİyi bir patron, çalışanının yeteneklerini takdir etmenin ne kadar önemli olduğunu bilir. Onlar takımlarındaki hiç kimsenin becerilerini küçümsemezler. Yani siz de yaptığınız işlerin ne kadar başarılı olduğu konusunda patronunuz tarafından takdir ediliyorsanız, iyi bir patrona sahip olduğunuz için kendinizi şanslı hissedebilirsiniz.

2.Gerektiği Zaman Suçu Üstlenir

Gerektiği Zaman Suçu Üstlenirİyi patronlar veya yöneticiler, karşılaşılan her başarısızlığın suçunu çalışanların üzerine yıkmazlar. Onlar gereken zamanlarda sorumluluğu üstlenir vaya takım arkadaşlarıyla paylaşırlar. Bu gibi durumlarda suçlayıcı bir tavır takınmak yerine, toplantı yapar ve çalışanlardan fikir alırlar. “Nerede hata yaptınız da böyle oldu” demek yerine “hatamız nerede olabilir” diye sorar, başarılar da olduğu gibi başarısızlıklarda da payları olduğunu bilirler.

3.Cana Yakındır

Cana YakındırBaşarılı patronlar, çalışanlarına karşı cana yakın davranmanın onlara “yüz vermek” anlamına gelmediğini bilirler. Siz de doğal olarak kişisel veya işle ilgili bir sorun karşısında ona başvurmaktan çekinmez, bu anlayışlı yaklaşım karşısında kendinizi minnettar hissedersiniz. Bu nedenlerden dolayı da işinize dört elle sarılır, karşınızdaki iyi ve cana yakın patronu hayal kırıklığına uğratmak istemezsiniz.

4.İletişimi Kuvvetlidir

İletişimi Kuvvetlidirİyi bir patron, iletişim yönünden güçlüdür. Eğer size bir şey anlatıyorsa, onu en ince ayrıntısına kadar anlarsınız. Kelimeleri doğru seçer, mantıklı konuşur ve bir şeyi sizin anlayabileceğiniz şekilde anlatırlar. İşte bu sayede siz de çok daha etkili bir biçimde çalışırsınız. Çünkü karşınızda sizden ne istediğini tam olarak anlatabilen bir yönetici vardır.

5.Gerekli Gereksiz Her Durumda Toplantı Yapmaz

Gerekli Gereksiz Her Durumda Toplantı YapmazBaşarısız patronlar, çalışanlarla sık sık toplantı yapmanın faydalı olacağını düşünerek büyük bir hata yaparken; iyi patronlar ise olabildiğince az toplantı yapmayı tercih eder. Çünkü onlar her birimin ne kadar çalıştığını, hangi çalışanının ne sorunu olduğunu, işlerin nasıl yürütülmesi gerektiğini biliyordur. İşleri sürekli kontrol eder ve kayda değer bir şey olmadıkça çalışanlarla toplantı yapmayı tercih etmezler. Yerli yersiz toplantı yapmanın hem bir stres kaynağı hem de bir zaman kaybı olduğunu bilirler.

6.Dinlemenin Ne Demek Olduğunu Bilir

Dinlemenin Ne Demek Olduğunu Bilirİyi yöneticiler, karşısındaki kişiyi dinlemenin ne kadar önemli olduğunu bilir. Sürekli kendileri konuşup, çalışanların ders dinlemek zorunda bırakılan öğrenciler gibi hissettirmesine neden olmazlar. Konuşmak isteyen kişileri can kulağıyla dinler ve konuyu anladıktan sonra çözüm odaklı öneriler sunarlar. Kısacası iyi bir patrona sahipseniz, karşısına dikilip geçen gün anlattığınız konu hakkında ne düşündüğünü sorduğunuzda yüzünüze boş gözlerle bakmazlar.

7.Her Şeyi Biliyormuş Gibi Davranmaz

Her Şeyi Biliyormuş Gibi Davranmazİyi patronlar kötü patronların yaptığı gibi “her şeyi ben biliyorum” triplerine girmezler. Eğer öğrenilecek bir şey varsa, onun hakkında soru sormaktan çekinmez ve yeni fikirlere karşı kulaklarını tıkamazlar. Yani karşısındaki kişinin onun astı olması, iyi patron için ondan bir şey öğrenilmez anlamına gelmemektedir. Gerektiği zaman çalışanlarına danışır ve hiçbir zaman “çok bilmiş” tavrı takınmazlar.

8.Kendi Görevi Olmayan İşlerle de Uğraşır

Kendi Görevi Olmayan İşlerle de Uğraşırİyi bir patron, mertebesinden dolayı kendisini odasına kapatıp gün boyu koltuğunda oturmaz. Çalışanlarını motive etmek için yeri geldiğinde onların işini yapmaktan çekinmez. Çalışanların arasına katılır ve onun için gereksiz olan ufak tefek işlerle uğraşırlar. Atıyorum, çalışanlarına çay dağıtırlar. Bu gibi küçük jestlerin, takımıyla arasında olan ilişkiyi güçlendirdiğini ve çok daha fazla sevilen bir patron olmasını sağladığını bilirler.

9.Öğretmekten Çekinmez

Öğretmekten ÇekinmezBaşarısız yöneticiler; çalışanların işi kendi kendilerine öğrenmeleri, sorunlarla yalnız başlarına başa çıkmaları gerektiğine inanırlar. İyi ve başarılı olan patronlar ise gerektiği zaman takımlarına öğretmenlik yapmaktan çekinmezler. İşi yapmakta sorun yaşadığını gördüğü bir çalışanın yanına gider ve ona yol göstericilik yaparlar. Çalışanlar da yöneticilerinin bu davranışı karşısında hayranlıkla onu izler ve patrondan öğrendiği işi en iyi şekilde yapmak için uğraşırlar.

10.Etkili Geri Bildirimin Ne Kadar Önemli Olduğunu Bilir

Etkili Geri Bildirimin Ne Kadar Önemli Olduğunu BilirProblemi olan veya işini yanlış yapan bir çalışan mı var? Onunla anında konuşmayı tercih eder. Ya da takımından biri kayda değer bir iş mi yaptı? Aynı şekilde kişiyi anında tebrik eder. İyi bir patron, hızlı ve etkili bir biçimde verilen geri bildirimin ne kadar önemli olduğunu bilir. Onlar bir işin değerlendirmesini günler sonra değil, olabilecek en kısa süre içerisinde yapmaya özen gösterir.

11.Olumlu Bir Atmosfer Yaratır

Olumlu Bir Atmosfer Yaratırİyi patronlar hem çalışanlar hem de kendi iyilikleri için olumlu bir atmosfer yaratmanın ne kadar önemli olduğunu bilirler. Bunun için farklı yöntemler dener, gergin bir ortamın hiç kimse için faydalı olmayacağını bilirler. Ofisi çalışmak için eğlenceli bir yer haline getirmeye çalışır, çalışanların burayı ikinci yuvaları olarak düşünmelerini sağlarlar.

12.Esnekliğin Başarının Anahtarlarından Biri Olduğunu Bilir

Esnekliğin Başarının Anahtarlarından Biri Olduğunu Bilirİyi patronlar, katı kuralların kişiye hiçbir faydası olmadığını bilir. Çünkü onlar gerektiği zaman esnek davranmanın ne kadar önemli olduğunu anlamışlardır. Bu özellikleri sayesinde de her zaman yeni fikirlerle karşılaşır ve bir olayı pek çok farklı açıdan değerlendirebilirler. Çalışanlarına karşı da benimsedikleri bu tutum sayesinde, çok daha fazla sevilen ve değer verilen bir patron olurlar.

13.Çalışanlara Yetki Vermekten Korkmaz

Çalışanlara Yetki Vermekten KorkmazBaşarısız yöneticiler çalışanlarına yetki vermekten ölesiye korkar. Birine yetki verdikleri zaman şirketi ele geçireceklerini düşünür ve bu durumdan endişe duyarlar. İyi ve başarılı yöneticiler ise çalışanlarına sorumluluk vermekten kaçınmaz, hatta gerektiği zaman onların kendi kendilerine karar alabilmelerini desteklerler. Öne sürülen bir teklifi değerlendirir ve bir çalışanın önerisini uygulamadan mutluluk duyarlar.

14.Anlayışlıdır

Anlayışlıdırİyi bir patron sürekli empati yapmaya çalışır ve kararlarını düşünerek alır. Karşısındaki kişiyi sadece bir çalışan olarak değil, aynı zamanda bir birey olarak da görür ve ona bu şekilde davranır. Bir zamanlar kendisinin de bir çalışan olduğunu düşünerek, takımına anlayışlı bir biçimde davranır. Çünkü bir kişinin tam performans gösterebilmesi için başındaki yöneticiyi sevmesi, sayması gerektiğini bilir.

15.Adildir

AdildirA kişisine her zaman nazik davranıp, B kişisini gördüğünde selam vermekten kaçınan patronlardan değildir. Ya da birine sürekli tolerans gösterip, bir diğerinin ufak bir hatası karşısında onu yargılamaya kalkışmaz. 10 kişilik bir ekibi olsa da 100 kişilik bir ekibi olsa da her birine karşı adil davranmaya çalışır. Kötü patronların yaptığı gibi sadece pohpohçularının yanında olmaz.

16.İş Yeri Dedikodularından Hoşlanmaz

İş Yeri Dedikodularından HoşlanmazBazı yöneticilerin yaptığı gibi çalışanların ağzından takım arkadaşları hakkında laf almaya çalışmaz. Ya da birilerine gizli görevler verip, insanların aklında çalışanlarına güvenmiyormuş gibi bir şüphe uyanmasına neden olmaz. Köşe başlarında yapılan fiskosları onaylamaz, aksine böyle bir durumla karşılaştığı zaman çalışanlarını nazikçe uyarır. Çünkü ofis içi dedikoduların bir iş yerine her zaman zarar verdiğini bilir. Bu nedenden dolayı da dedikoduyu onaylamaz ve çalışanlarının gözünde iyi bir model olmaya çalışır.

17.Kriz Anlarında Sakin Kalır

Kriz Anlarında Sakin KalırBaşarılı yöneticiler, kriz anlarında sakinliklerini korumaya devam ederler. İşler ne kadar kötüye giderse gitsin, bir panik havası yaratmak yerine çözüm odaklı düşünmeye çalışırlar. Kötü patronlar ise bu gibi durumlarda etrafındaki kişilere bağırıp çağırarak, iş yerinde fırtınalar estirerek profesyonel olmayan davranışlar sergilerler. Bunun kendilerine hiçbir yararı olmayacağını, yarardan öte zararının dokunacağını bilmezler. İyi patronlar ise yaşanılan krizin etkilerini başkalarına hissettirmemek için çaba harcarlar.

18.Sadece Büyük Olanları Değil, Küçük Zaferleri de Önemser

Sadece Büyük Olanları Değil Küçük Zaferleri De Önemserİyi yöneticiler çalışanlarının küçük zaferlerini de takdir eder. Atıyorum, yıllık hedefe doğru ilerlenen küçük bir başarının bile önemli olduğunu bilirler. Bunu çalışanlarına da hissettirirler. Ya sözlü bir tebrik ya bir mail ya da bir telefon görüşmesiyle çalışanlarına başarılarının farkında olduklarını hissettirirler. Bu bir çalışan için gerçekten motive edici bir harekettir.

19.Takım Ruhu Yaratır

Takım Ruhu YaratırBaşarısız yöneticiler çalışanların yakınlaşmasını ya da samimi olmasını tercih etmezken, iyi patronlar bu yaklaşımın tamamen tersini benimsemişlerdir. Onlar iş yerinde bir takım ruhu yaratmak için uğraşır, birbiriyle iyi geçinen kişilerin çok daha verimli çalışacağını bilirler. Mesela, mesai dışında eğlenceli organizasyonlar düzenler, çalışanların takım ruhuna sahip olması için faaliyetler düzenlerler. Çünkü başarılı bir şirketin arkasında her zaman ekip ruhuyla hareket eden güçlü bir takım olduğunu bilirler.

20.Çalışanlarına Hak Ettiği Değeri Verir

Çalışanlarına Hak Ettiği Değeri Verirİyi bir patron veya yönetici, çalışanlarına her zaman hak ettiği değeri verir. Bunu sadece kendisinin değil, çalışanlarının da bilmesini sağlar. Onlar, sorun çıkartan bir çalışanı bile kazanmak için çaba harcarlar. Gidenin yerini elbet biri doldurur gibi bir düşünce tarzını benimsemezler. Çünkü kişilere sadece bir işçi olarak değil, işin yürümesini sağlayan zincirin bir parçası olarak bakarlar.

Evet, başarılı yöneticilerin özelliklerini incelediğimiz listenin de sonuna geldiğimize göre; kendi patronunuzu nasıl niteleyeceksinizi gerçekten merak ediyorum. Belki işinizden memnun olmanızın en büyük nedenlerinden biri de söylediğim özelliklere sahip olan patronunuzdur. Ne diyorsunuz, siz de iyi bir patrona sahip olan şanslılar arasında yer alıyor musunuz?

Nesrin Bayraktar
19/02/2016 14:52:47

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail

Turizm’de Pazarlama ve 100 Dolar Fıkrası

Takip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmailÇPazarlamada-kriz-firsat-DorukAktoprak.comincede kriz = tehlike ve fırsat kelimelerinden oluşur.

Birçok olumsuz faktör biraraya geldi ve turizm sezonu geldi de çattı bile. Bazılarımız 2016’nın zor bir sezon olacağının farkında ve durumu toparlamak için pazarlamanın tüm tekniklerini kullanıyor, bazılarımız henüz durumun tam olarak farkında değil, bazılarımızsa farkında ama ne yapması gerektiğini bilmiyor, sormaya da cesaret edemiyor. Bazılarımız “On the job training”lerde öğrendiklerinin bu krizi atlatmaya yeteceğini zannediyor. Allah mesut etsin bilmemek mutluluktur. 🙂

Yıllar önce duyduğum bir fıkrayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Mevsim yaz, aylardan temmuz. Fransız Riviera’sında küçük bir sahil kasabası. Yaz sezonu, ama yağmur yağıyor ve heryer bomboş. Kasabada herkesin birbirine borcu var ve krediyle yaşıyorlar. Şans eseri otele zengin bir Rus turist geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıyor. Ama odayı beğenmezsem paramı alıp giderim diyor ve odaya bakmaya çıkıyor. Otel sahibi parayı alır almaz kasaba olan borcunu ödüyor. Kasap, 100 doları hemen alarak toptancıya borcunu vermeye gidiyor. Toptancı da büyük bir sevinçle parayı alıp, nakliyeciye borcunu ödüyor. Nakliyeci de dönüp dolaşıp otele olan borcunu ödüyor. Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor, odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri istiyor. Parasını geri alan Rus müşteri, kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor. Ancak tüm kasaba borçlarından kurtuluyor. Ek olarak da ekonomi büyüyor. 100 dolar 500 dolarlık işlem hacmi yaratıyor. 100 dolar kimsenin cebinde fazla süre kalmıyor ama aslında esas olan otelciye oluyor ve odası boş kalıyor.

Bu fıkra vesilesiyle düşünmemiz ve sormamız gereken bazı sorular var. Misafir odayı neden beğenmedi? Sorduk mu? Kaybettiğimiz misafirleri neden kaybediyoruz araştırıyor muyuz? Oteldeki odalardan hiçbirini mi beğenmedi? Odayı kim gezdirdi bellboy mu? Öylece çekip gitmeden önce misafire alternatif odalarımızı sunduk mu? Otelimizin diğer avantajlarından (konum, ulaşım, varsa spa, F&B kalitemiz vb) ve sunulan ek hizmetlerden (internet, concierge ve misafir ilişkileri) bahsettik mi? Pazarlamada, üründe yada personelde neyin eksik olduğunu araştırıyor muyuz? Tüm bu soruların ve misafir memnuniyetinin de pazarlamanın konusu olduğunu biliyor muyuz?

Otel ismi vermeye gerek yok, bilenler bilir; Sirkeci ve Sultanahmet’te 20 m2 odayı bu kötü dönemde bile 150 EUR’ya nasıl pazarlayabiliyor turizm duayenlerimiz? Diğer otellere göre alternatif maliyeti bu kadar yüksek fiyatları ödeyen misafirleri nasıl bu kadar mutlu edebiliyorlar? Nasıl bu kadar olumlu yorum alıyor ve Tripadvisor’da liste başı oluyorlar? Bu otellerin sahipleri, yöneticileri ve personeli neyi farklı yapıyor? Bu kriz döneminde bile odalarını nasıl dolduruyorlar? 5 yıldızlı oteller bu kriz döneminde 25 – 50 EUR’ya oda satmaya çalışıp da satamazlarken bu küçük oteller neyi bizden daha iyi yapıyorlar?

Pazarlama titrinin “Satış” titriyle beraber promosyon olarak gelen bir kenar süsü olmadığının farkında olanlarımızı tenzih ederim. Pazarlamanın kısa ve uzun vadeli planları yapan, oyunu kuran ve yöneten, stratejiyi ve taktikleri geliştiren, krizleri yöneten bir “Yönetim Bilimi” olduğunun farkında olanlarımız bu sene otellerini dolduracaklar, en az zararla otellerini kurtaracaklar. Nasıl mı? Ekonomi ve bombaların etkisiyle iyice azalan talebin önemli bir kısmını “Etkin Pazarlama Yönetimiyle” kendi otellerine çekmeyi başaracaklar ve krizi en az hasarla atlatacaklar. Diğerlerimizse maalesef çok zor bir sezon yaşayacaklar.

Bombaların patladığı bu kriz döneminde bile otelini doldurabilen turizm duayenlerimiz neyi bizden daha iyi yapıyorlar? “Pazarlama, Pazarlama, Pazarlama” ; krizden tek çıkış yolumuz. Yönetim Bilimi olanından bahsediyorum satış titrinin kenar süsü olandan değil. Umarım bu kriz iyi şeylere vesile olur zira kriz demek fırsat demektir. 

Tüm turizmcilere başarılı bir sezon dilerim. Sevgiler, saygılar

www.DorukAktoprak.comTakip Edin: twitterlinkedinyoutubetwitterlinkedinyoutube
Paylaşın: FacebooktwitterlinkedinmailFacebooktwitterlinkedinmail